Skip to content

Medeni Hukuk

MİRAS PAYLAŞIMI

Ortaklığın Giderilmesi Davası

Miras paylaşımı, ölmüş olan yada gaipliğine karar verilmiş kişinin bırakmış olduğu mal varlığının mirasçıları arasında paylaştırılmasıdır. Miras bırakan tarafından herhangi bir mirasçı atanmamış olması halinde mirasın tamamı yasal mirasçılar arasında paylaştırılır. Türk Medeni Kanunu’nda yasal mirasçılar belirlenmiş ve mirastaki pay oranları da belirtilmiştir.

Yasal Mirasçılar Arasında Miras Paylaşımı

Miras bırakan tarafından herhangi bir mirasçı atanmamış olması durumunda kanunun çizmiş olduğu çerçeve dahilinde miras yasal mirasçılar arasında paylaştırılır. Yasal mirasçılar arasındaki miras paylaşımı şu şekilde gerçekleştirilir:

Mirasbırakanın birinci derece mirasçıları, onun altsoyudur yani çocuklarıdır. Çocuklar eşit olarak mirasçıdırlar. Mirasbırakandan önce ölmüş olan çocukların yerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır. Örneğin eşi sağ olmayan ve 5 çocuğundan 4 çocuğu sağ olan ve ölen çocuğundan 3 tane torunu olan bir kişinin mirası 5 çocuğuna eşit şekilde pay edilir. Kendisinden önce ölen çocuğunun payı o çocuğundan olan 3 tane torununa paylaştırılır.

Altsoyu bulunmayan mirasbırakanın mirasçıları, ana ve babasıdır. Bunlar eşit olarak mirasçıdırlar. Mirasbırakandan önce ölmüş olan ana ve babanın yerlerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır. Bir tarafta hiç mirasçı bulunmadığı takdirde, bütün miras diğer taraftaki mirasçılara kalır.

Altsoyu, ana ve babası ve onların altsoyu bulunmayan mirasbırakanın mirasçıları, büyük ana ve büyük babalarıdır. Bunlar, eşit olarak mirasçıdırlar. Mirasbırakandan önce ölmüş olan büyük ana ve büyük babaların yerlerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır. Ana veya baba tarafından olan büyük ana ve büyük babalardan biri altsoyu bulunmaksızın mirasbırakandan önce ölmüşse, ona düşen pay aynı taraftaki mirasçılara kalır.
Ana veya baba tarafından olan büyük ana ve büyük babaların ikisi de altsoyları bulunmaksızın mirasbırakandan önce ölmüşlerse, bütün miras diğer taraftaki mirasçılara kalır.

Sağ kalan eş varsa, büyük ana ve büyük babalardan birinin mirasbırakandan önce ölmüş olması hâlinde, payı kendi çocuğuna; çocuğu yoksa o taraftaki büyük ana ve büyük babaya; bir taraftaki büyük ana ve büyük babanın her ikisinin de ölmüş olmaları hâlinde onların payları diğer tarafa geçer.

Evlilik dışında doğmuş ve soybağı, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulmuş  olanlar, baba yönünden evlilik içi hısımlar gibi mirasçı olurlar.

Baba Öldü Anne Sağ İken Miras Paylaşımı

Sağ kalan eş, birlikte mirasçı olarak bulunduğu zümreye göre mirasbırakana aşağıdaki oranlarda mirasçı olur:

  • Mirasbırakanın altsoyu ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte biri,
  • Mirasbırakanın ana ve baba zümresi ile birlikte mirasçı olursa, mirasın yarısı,
  • Mirasbırakanın büyük ana ve büyük babaları ve onların çocukları ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte üçü, bunlar da yoksa mirasın tamamı eşe kalır.

Evlatlık İlişkisinde Mirasın Paylaşımı ve Devletin Mirasçılığı

Evlâtlık ve altsoyu, evlât edinene kan hısımı gibi mirasçı olurlar. Evlâtlığın kendi ailesindeki mirasçılığı da devam eder. Evlât edinen ve hısımları, evlâtlığa mirasçı olmazlar.

Mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirası devlete geçer.

Miras Paylaşımı Davası

Mirasçılardan her biri, sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça, her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebilir. Her mirasçı, terekedeki belirli malların aynen, olanak yoksa satış yoluyla paylaştırılmasına
karar verilmesini sulh mahkemesinden isteyebilir. Hâkim, terekenin tamamını ve terekedeki malların her birini göz önünde tutarak, olanak varsa taşınmazlardan her birinin tamamının bir mirasçıya verilmesi suretiyle paylaştırmayı yapar. Mirasçılara verilen taşınmazların değerleri arasındaki fark para ödenmesi yoluyla giderilerek miras payları arasında denkleştirme sağlanır.

Paylaşmanın derhâl yapılması, paylaşım konusu malın veya terekenin değerini önemli ölçüde azaltacaksa; sulh hâkimi, mirasçılardan birinin istemi üzerine bu malın veya terekenin paylaşılmasının ertelenmesine karar verebilir.

Mirasın açıldığı tarihte, mirasçı olabilecek bir cenin varsa paylaşma doğumuna kadar ertelenir. Ana muhtaç ise, doğuma kadar geçim giderlerinin terekeden sağlanmasını isteyebilir.

Miras Paylaşımında Elbirliği Mülkiyetinin Paylı Mülkiyete Dönüştürülmesi

Bir mirasçı, terekeye dahil malların tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi isteminde bulunduğu takdirde sulh hâkimi, diğer mirasçılara çağrıda bulunarak belirleyeceği süre içinde varsa itirazlarını bildirmeye davet eder. Elbirliği mülkiyetinin devamını haklı kılacak bir itiraz ileri sürülmediği veya mirasçılardan biri belirlenen süre içinde paylaşma davası açmadığı takdirde, istem konusu mal üzerindeki elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesine karar verilir.

Miras Paylaşımında Birlikte Yaşayanların Hakkı

Mirasbırakanın ölümünde onunla birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kimseler, ölüm tarihinden başlayarak üç aylık bakım ve geçim giderlerinin terekeden sağlanmasını isteyebilirler.

Miras Paylaşımı Davasında Zamanaşımı Süresi ve Görevli ve Yetkili Mahkeme

Miras paylaşımı davasında görevli ve yetkili mahkeme miras bırakanın son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesidir. Miras ortaklığı devam ettiği sürece miras paylaşımı davası açılabilir. Miras hukuku ile ilgili avukatlık hizmetimize Miras Avukatı sayfasından ulaşabilirsiniz.

MİRASTAN MAL KAÇIRMA

Mirastan mal kaçırma davası muris muvazaası sebebiyle açılır. O yüzden öncelikle muris muvazaasının ne demek olduğunu açıklayalım. Muvazaa, tarafların görünüşte geçerli olmasına rağmen gerçek iradeleri dışında olması sebebiyle kendi aralarında hüküm doğurmayan bir sözleşme yapma konusunda anlaşmaları olarak tanımlanabiilir. Muvazaa, muris yani bırakan ile herhangi bir taraf arasında mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla gerçekleştirilebilir.  Bu tarz mal kaçırmak amacı bulunan muvazaalı işlemlerdeki muvazaa çeşidine de muris muvazaası denmektedir.  Muvazaalı işlemler geçersizdir. Miras hukuku ile ilgili detaylı bilgiye Miras Avukatı makalesinden ulaşabilirsiniz.

Mirasta Mal Kaçırma Davası Şartları

Muris muvazaası nitelikli muvazaadır. İki türlü işlem gerçekleştirilir. Birincisi diğer tarafları aldatmak amacıyla yapıla sadece görünürde var olan işlemdir. Diğer işlem ise muris ile taraf arasında gerçekleşen gerçek iradelerine dayalı sözleşmedir. Örneğin muris A’nın üç çocuğu ve iki evi bulunmaktadır. A, çocuklardan biri olan B’ye evlerinden birini bedelsiz bir şekilde vermiştir. Ancak diğer mirasçılar C ve D hak iddia edemesinler diye sanki satış yapılmış gibi göstermişlerdir. İşte bu durumda mirastan mal kaçırma davası açılmalıdır çünkü ortada muris muvazaası vardır.

Mirastan Mal Kaçırmanın Unsurları

Mirastan mal kaçırma davasında karar verilebilmesi için muris muvazaasının olup olmadığı incelenir. Muris muvazaası var denilebilmesi için şu unsurların varlığı gerekmektedir.

  • Görünüşteki işlem; bu işlem mirastan mal kaçırma amacaıyla yapılan esas işlemi gizlemek için, hüküm ve sonuç doğurmayacak şekilde yapılan işlemdir.
  • Muvazaa anlaşması; bahsettiğimiz görünüşteki işlemin taraflar arasında gerçek anlamda hüküm doğurmayacağına ilişkim muris ve diğer taraf arasında yapılan anlaşmadır. Bu anlaşma yazılı olabileceği gibi sözlü de olabilir.
  • Aldatma amacı: yapılan muvazaalı işlemle mirasçılardan mal kaçırma amacı güdülmüş olmalıdır.
  • Gizli sözleşme; görünüşteki işlemin arkasına saklanılarak yapılan tarafların gerçek iradelerini ortaya koyduğu sözleşmedir. Örneğin satıldı gösterilen dairenin aslında bağışlanması.

Mirastan Mal Kaçırma Davasını Kimler Açabilir?

Muvazaalı işlem sebebiyle muris tarafından kendisine kalacak miras payı azalan kısacası mirasta hakkı olan tüm mirasçılar tarafından mirastan mal kaçırma davası açılabilir. Her bir mirasçı tek başına bu davayı açabilir. Dava açan mirasçı yalnızca kendi payının tescilini isteyebileceği gibi taşınmazın terekeye dönmesini isteyebilir. Bu durumda dava dışındaki diğer mirasçıların da oluru alınmalıdır.

Mirastan Mal Kaçırma Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme

Görevli mahkemeler asliye hukuk mahkemeleridir. Dava konusu şey eğer taşınmaz ise taşınmazın bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesi görevli ve yetkili mahkemedir.

Mirastan Mal Kaçırma Davasında Süre

Söz konusu dava mirasbırakanın ölümünden sonra istenilen tarihte açılabilmektedir. Dava hakkında herhangi bir hak düşürücü veya zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Mirastan mal kaçırma davasında alanında uzman bir avukat tarafından temsil edilmek muris muvazaasını net bir şekilde ispat edebilmek açısından size büyük fayda sağlayacaktır.

Mirastan Mal Kaçırma Davası ile İlgili Yargıtay Kararları

“Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.” Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Esas No: 2014/12665 Karar No: 2014/14001

“……….’in taşınmazı temellük ettiği tarihte 19 yaşında olduğu ve alım gücünün bulunmadığı, mirasbırakanın yaptığı temlikin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Esasen bu yön mahkemenin de kabulündedir.
Hâl böyle olunca, birleştirilen tapu iptal tescil davasında tapunun iptali ile ………’in miras payı oranında tescile karar verilmesi, elatmanın önlenmesi konusunda da tarafların paydaş duruma geldikleri, TMK 683 ve devamı maddeleri gözetildiğinde, ……….’in krokide B ile, ………’in de krokide A ile gösterilen bölümleri kullandıkları saptandığından elatmadan söz edilemeyeceği gözetilerek elatmanın önlenmesi ve yıkım istemli asıl davanın bu gerekçe ile reddi gerekir.” Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Esas No: 2016/131 Karar No: 2016/5444

VASİYETNAME NEDİR?

İnsanlar, öldükten sonra mirasının paylaştırılmasının ve çeşitli isteklerinin kendi iradesine bağlı olarak gerçekleştirilmesini isteyebilir. Medeni kanunumuza göre kişi belirli kurallar çerçevesinde düzenlemiş olduğu vasiyetname ile belirli sınırlar dahilinde mirasını paylaştırabilir, ölümüne bağlı tasarruflar tayin edebilir. Miras avukatı hizmetimiz hakkında detaylı bilgiye Miras Avukatı sayfasından ulaşabilirsiniz.

Vasiyetname Düzenleme Şartları

Vasiyetçi olacak kişi kişi ayırt etme gücüne sahip ve on beş yaşını doldurmuş olmalıdır. Mirasını paylaştırmak üzere hazırlayan kişi mirasçılarından saklı pay sahibi olanların saklı paylarının sınırını ihlal etmemek şartıyla tasarrufta bulunabilir. Örneğin üç çocuğu olan bir baba vasiyetname ile çocuklarından yalnızca bir tanesine tüm mirasını bırakamaz. Diğer çocuklarının saklı payı gözetilmelidir.

Vasiyetname vekil veya yasal temsilci tarafından düzenlenemez, bizzat kişinin kendisi tarafından düzenlenmesi gerekmektedir. Kendini bir şekilde ifade edebilen engelli insanlar tarafından da vasiyetname düzenlenebilir.

Her kağıda yazılı şey veya söylenen söz vasiyetname niteliği taşımamaktadır ve hukuki sonuç doğurmamaktadır. Medeni kanunumuzda vasiyetname düzenleme şekilleri sayılmıştır. Buna göre vasiyetname çeşitleri şu şekildedir:

Resmi Vasiyetname

Resmi memur tarafından iki tane tanıdığın da katılması şeklinde düzenlenir. Resmi memur olarak nitelendirilen kişiler, noterler, konsoloslar, sulh hakimi veya kendisine kanunla bu konuda yetki verilmiş memurlardır.

Miras bırakan yazılı veya sözlü olarak isteklerini resmi memura bildirir. Resmi memur bu istekleri içeren belgeyi hazırlar, daha sonra vasiyetçi tarafından hazırlanan okunur ve imzalanır. Resmi memur tarafından da tarih yazılarak imzalanır. İmzalanan vasiyetnameyi okuduğunu vasiyetçi tanıklara bildirir, tanıklar da vasiyetnamenin kendi huzurlarında yapıldığını ve vasiyetçinin ehil olduğunu belirterek imzalar. Vasiyetname bu şekilde düzenlenmiş olur. İmzalar, vasiyetnamenin okunması ve tarih geçerlilik için şarttır.

Vasiyetçinin okuma yazma bilmemesi durumunda ise isteklerini sözlü olarak resmi memura iletir ve resmi memur bu isteklere göre vasiyetnameyi düzenler. Düzenlenen vasiyetname resmi memur tarafından iki tanığın da huzurunda vasiyetçiye okunur. Tanıklar tarafından vasiyetin okunduğu ve vasiyetçinin iradesiyle örtüştüğü beyan edilerek hem resmi memur hem de tanıklar tarafından imzalar atılır.

Resmi vasiyetnameyi düzenleyen resmi memur tarafından vasiyetnamenin aslı muhafaza altına alınır.

El Yazılı Vasiyetname

Vasiyetini el yazısı ile düzenlemek isteyen kişi vasiyetinin tamamını kendi el yazısı ile yazmalıdır. Bilgisayara, daktilo gibi aletler ile yazılan yazılar el yazılı vasiyetname niteliğini taşımamaktadır. El yazısı ile yazıldıktan sonra vasiyetçi tarafından imza ve tarih atılmalıdır. Tarih, gün, ay ve yıl olarak belirtilmelidir. Parmak izi veya kaşe imza yerine sayılmamaktadır. El yazısı ile imza atılmalıdır.

El yazılı vasiyetnamenin yazıldığı şey, dil, yazı tipi için herhangi bir şart bulunmamaktadır. Okunaklı olması daha sonra geçersiz sayılmaması açısından önem arz etmektedir. Düzenlendikten sonra eklemeler de belirtmiş olduğumuz şartlara uygun olarak yapılabilmektedir.

Muhafazası için herhangi bir şart bulunmamaktadır, kişi istediği şekilde saklayabilir.

Sözlü Vasiyetname

Olağan yöntemler el yazılı ve resmi şekilde düzenlemedir ancak bu ikisinin düzenlememesi durumunda yani olağanüstü durumlarda sözlü olarak düzenlenebilmektedir. Bu şekilde hazırlanması çok sıkı şartlara bağlanmıştır. Öncelikle iki şart, vasiyetin yapıldığı anda olağanüstü durumun varlığı söz konusu olması ve diğer yöntemlerle düzenlenmesi imkanının bulunmamasıdır.

Sözlü vasiyetname, vasiyetçi tarafından iki tanığa anlatılır ve vasiyeti belgelendirmeleri istenir. Tanıklar bu isteği kabul ederlerse bu aşamadan sonra iki yöntem vardır. Birincisi, tanıklar vasiyeti yazıya döker, tarih ve yer de yazılarak tanıklar tarafından imza atılır. Tanıklar tarafından oluşturulan bu belge sulh veya asliye hukuk mahkemesine götürülerek durum ve vasiyetnamenin düzenlediği koşullar anlatılır. İkinci yöntem ise tanıklar tarafından dinlenen istekler gecikmeksizin sözlü olarak hakime iletilir ve hakim tarafından tutanak tutularak istekler belgelenmiş olur.

Hakim tarafından onaylanmaya karşılaşılabilecek durumlar için istisnalar getirilmiştir. Sağlık kuruluşlarında böyle bir durum gerçekleşmesi durumunda o kuruluşun en yetkili kişisi hakim yerine geçebilmektedir, savaş gibi durumlarda sözlü düzenleme ihtiyacı olabileceği için teğmen veya daha üst rütbeli askeri personeller hakim yerine geçebilmektedir son olarak ülke sınırlarımız dışında seyreden bir ulaşım aracında örneğin gemide böyle bir durumla karşılaşılması halinde o araçtan sorumlu kişi hakim yerine geçebilir.

Olağanüstü durum ortadan kalktıktan itibaren 1 ay içerisinde vasiyetçi yaşamaya devam ettiyse sözlü vasiyetname kendiliğinden geriye dönük olarak hükümsüz hale gelmektedir. Vasiyetname düzenlenirken şekil şartlarına aykırı veya kanunu emredici hükümlerine aykırı işlemler yapmamak için uzman bir avukatla birlikte işlemleri gerçekleştirmeniz faydanıza olacaktır.

Vasiyetnamenin Düzenlenmesine İlişkin Yargıtay Kararları

“Somut olayda, mütevaffanın bilinen tüm mirasçılarına, ve vasiyet alacaklılarına vasiyetname ekli duruşma gününü bildirir tebligatın yapılmadığı anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 596/2.maddesi uyarınca bilinen tüm mirasçılar ve diğer ilgililer usulüne uygun çağrılmadan, vasiyetnamenin açılıp okunması doğru değildir. Mahkemece, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü…” (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Esas No: 2014/19530  Karar No: 2014/16709)

“Somut olayda; mirasbırakanın okur yazar olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda vasiyetçinin, düzenlenen vasiyetnamenin son arzularına uygun olduğunu beyan etmesi yeterli değildir. Tanıkların da, vasiyetçinin kendi önlerinde beyanda bulunduğunu ve onu tasarrufa ehil gördüklerini ifade edip, bu sözlerin yazılması ile de yetinilmeyip vasiyetnamenin kendi yanlarında resmi memur tarafından vasiyetçiye okunduğunu ve onun vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan ettiğini de belirtmeleri ve bu beyanlarının altını imzalamaları gerekmektedir.” (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Esas No: 2015/4647  Karar No: 2016/2487)

VERASET İLAMI NEDİR?

Veraset Nedir?

Her insan yaşamı boyunca taşınır veya taşınmaz mallara sahip olur. Vefat ettikten sonra ise mal varlığı mirasçılarına geçer.  Mirasçılar farklı oranlarda miras üzerinde hak sahibidirler. Bu nedenle miras payının ne kadar olduğunun ispatı için veraset ilamı (mirasçılık belgesi) alınması gerekir. Vasiyetnameevlatlıktan red vb. ölüme bağlı tasarruflar yapılmadıysa, mirasçılık belgesinde isim ve payları yazan kişiler miras üzerinde hak sahibi olurlar. Mirasçılık belgesi ile ilgili sorularınızı sayfanın en altından büromuza iletebilirsiniz.

Veraset Nedir?

Bir kimsenin ölümü üzerine mevcut mal varlığının kanuni mirasçılarına intikal etmesine veraset denir.  Miras bırakan kişiye muris, mirasçılarına varis, ikisi arasındaki münasebete de veraset denilmektedir. Ölümle murisin malları, bir bütün olarak doğrudan doğruya mirasçılara intikal eder. Sonuç olarak veraset bir servetin el değiştirmesi anlamına gelmektedir.

Veraset İlamı Nedir?

Mirasçıların talebi üzerine yetkili merci tarafından verilen ve mirasçılık sıfatının ispat edilmesine ve bu sıfatla tereke üzerinde tasarrufta bulunulmasına yarayan bir belgedir. Mirasçılık belgesi mahkemeden talep edildiyse verilen karar, taraflar için kesin hüküm oluşturacağından ilam niteliğindedir. Mahkeme tarafından düzenlenen bu belgeye veraset ilamı denilmektedir.

Mirasçılık Belgesi Nedir?

Miras bırakanın mirasçılarının kim olduğunu ve kanuni miras paylarını gösteren belgedir. Uygulamada genellikle veraset ilamı ile aynı anlamda kullanılmaktadır.

Veraset İlamı Nasıl Alınır?

Mirasçılık belgesinin üç yolla alınması mümkündür. Birinci yol sulh hukuk mahkemelerinde çıkartılmasıdır. Miras bırakanın ölmeden önceki son ikametgah adresinde bulunan sulh hukuk mahkemesine dilekçe ile başvurulur. İkinci yol ise noterde çıkartılmasıdır. Herhangi bir mirasçı tarafından notere başvuru yapılır, noter tarafından nüfus kayıt örnekleri de incelenerek çıkartılır. Üçüncü yol ise e-devlet sistemi üzerinden çıkartılmasıdır. 2018 yılı itibariyle başlayan uygulama ile birlikte 1990 yılı sonrası ölen kişilerin T.C. Kimlik Numarası girilerek mirasçılık belgesi çıkartılabilmektedir.

Miras Kalan Malların İntikali İçin Ne Yapmalıyım?

Mirasçılık belgesini almanız miras kalan malların intikal işlemini yapmanız için yeterli değildir. Gayrimenkuller için öncelikle belediyeden rayiç bedel belgesi almanız gerekmektedir. Buna ilaveten konut ve iş yerleri için zorunlu deprem sigortası yaptırmanız gerekir. Bankada bulunan hesaplardaki paraların aktarılması, hayat sigortası ödemelerinin alınması, araç ve gayrimenkullerinin intikallerinin yapılması için veraset ve intikal vergisi ödenmelidir. Vergi dairesine bu vergiyi ödedikten sonra alacağınız borcunuz olmadığına dair belge ile banka ya da tapuda intikal işlemlerini gerçekleştirebilirsiniz.

Veraset İlamı İçin Gerekli Belgeler Nelerdir?

Mirasçılık belgesini noterden almak için taraflarca getirilmesi gereken belgeler şunlardır:

  • Mirasçının kimlik belgesi
  • Murisin ölüm belgesi
  • Mirasçılık belgesi istemini içeren dilekçe gereklidir.

Adliyeden mirasçılık belgesi almak için ise mahkemeye hitaben yazılmış bir dilekçeyle adliyeye gidilmesi harç ve masraflar ödendikten sonra dilekçenin tevzi bürosuna teslim edilmesi gerekmektedir.

İntikal İşlemleri İçin Gerekli Belgeler Nelerdir?

Mirasın intikali için taraflarca getirilmesi gereken evraklar şunlardır;

  • Mirasçıların kimlik belgesi
  • Fotoğraf
  • Mirasçılık belgesi
  • Terekede taşınmaz varsa taşınmaza ilişkin tapu senetleri ve DASK poliçesi
  • Belediyeden alınan rayiç bedel yazısı
  • Vergi dairesinden alınan veraset ve intikal vergisinin ödendiğine dair belge
  • Terekede taşınır varsa trafik tescil belgesi vs. banka cüzdanı gibi belgelerin taraflarca getirilmesi gerekmektedir.

Veraset ve İntikal Vergisi Nedir?

Türkiye’de bulunan malların veraset yoluyla veya herhangi bir şekilde ivazsız  olarak bir şahıstan diğer bir şahsa intikali, veraset ve intikal vergisine tabidir. İntikal işlemini yapacağınız gayrimenkul 2021 yılında 334.534 TL’lik istisna tutarının altındaysa 50 TL civarında maktu bir vergi ödemeniz gerekir. Bu tutarı aşıyorsa gayrimenkulün değeri üzerinden aşağıda belirtilen oranlarda veraset ve intikal vergisi ödenir.

veraset vergisi 2021

 

Noterden Veraset İlamı Ücreti Ne Kadar?

Mirasçılık belgesinin noterde düzenlenmesi halinde 2021 yılında ödenmesi gereken ücret 136 Türk Lirasıdır. İki nüsha talep edilmesi halinde 156 Türk Lirasıdır.

Adliyeden Veraset İlamı Ücreti Ne Kadar?

veraset ilamı ücreti

Adliyeden veraset ilamı almak için 2021 yılından 250 TL ücret ödemeniz gerekir. Ancak işlemler tamamlandıktan sonra artan gider avansı talep halinde iade edilmektedir.

Ölümden Sonra Veraset İlamı Süresi Var Mıdır?

Veraset ilamı çıkarmak herhangi bir süreye bağlı değildir. Mirasçılar intikal işlemlerini yapacakları zaman mirasçılık belgesi çıkarabilirler. Veraset durumunda bir değişiklik olmadığı hallerde veya mirasçılık belgesine itiraz edilmediği müddetçe mirasçılık belgesi geçerliliğini korur.

Veraset İlamı Kaç Günde Çıkar?

Sulh hukuk mahkemesine başvuru yapılması halinde yaklaşık 1 haftada çıkarılmaktadır. Notere başvuru halinde ise mirasçılık belgesi aynı gün içerisinde çıkarılır.

Veraset Davası Nedir?

Miras hukuku oldukça geniş kapsama sahiptir. Bu sebeple açılacak miras davalarında davaya konu olan uyuşmazlıkların sebeplerine göre farklı türde miras davaları açılmaktadır. Bu farklı türdeki miras davalarından biri de veraset belgesinin iptali davasıdır. Miras bırakanın ölümü sonrası veraset belgesinde yer almayan mirasçılar, veraset belgesinin iptali davasını açabilmektedirler. Veraset belgesinin iptali davası Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılır.

Noterden Veraset İlamı Nasıl Alınır?

Notere mirasçılık belgesi için giden kişinin nüfus kaydından vefat eden kişiye mirasçı olduğu anlaşılıyorsa, başvuru sahibine mirasçılık belgesi verilir. Üst soyun yurt dışından gelmesi, nüfus kayıtlarında eksiklik vb. durumlar varsa mahkemeye başvurmanız gerektiği söylenebilir. Bu durumda mirasçılık belgesi için sulh hukuk mahkemesine dilekçe ile başvurmanız gerekir.

E-Devlet Veraset İlamı Alma

E-Devlet şifrenizle sisteme giriş yaptıktan sonra arama kısmına veraset ilamı sorgulama yazmanız gerekir. Karşınıza çıkacak ekrana gerekli bilgileri yazıp mirasçılık belgesi çıkarabilirsiniz.

Veraset İlamı Yetkili Mahkeme Neresidir?

Mirasçılık belgesi almak için miras bırakanın vefatından önceki son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine başvurmanız gerekir.

Ölen Kişinin Malı Yoksa Veraset İlamı Çıkarmalı Mıyım?

Ölen kişinin intikali gereken bir malı söz konusu değilse mirasçılık belgesi çıkarmanıza gerek yoktur. Miras bırakanın mal varlığı olmadığı halde borçları varsa vefat tarihinden itibaren 3 ay içerisinde reddi miras yoluna başvurmanız gerekir.

Veraset İlamı Örneği

Veraset nedir

Mahkemeden alınan mirasçılık belgesi örneği bu şekildedir. Hüküm kısmında mirasçılar ve payları açıkça gösterilmektedir.

Mirasçıların tamamını ve pay oranlarını göstermesi sebebiyle veraset ilamı çıkarılması gerekir. Bu belge ile birlikte mirasçılar paylarını öğrenir ve o oranda miras paylaşımı gerçekleştirilmeye çalışılır. Miras hukuku avukatlık hizmetimiz ile ilgili detaylı bilgiye Miras Avukatı sayfasından ulaşabilirsiniz. Veraset işlemleri ve miras ile ilgili sorularınızı aşağıdan iletebilirsiniz.

VASİ TAYİNİ

Vasi tayini ile vesayet altına alınması gereken kişiler için yasal haklarını kullanmasını sağlamak amacıyla bir vasi görevlendirilir. Vasilik kamu görevi olarak nitelendirilir dolayısıyla vasi olarak atanan kişi sorumluluklarının bilincinde olmalıdır. Kısaca vasi, kendi yasal haklarını tam olarak kullanamayacak olan kişiye haklarını kullanabilmesi için atanan kişidir.

Vasi Tayini Kimler Arasından Yapılır?

Bir kişiye vasi tayini olabilmesi için dört ana durum sayabiliriz. Birinci durum kişinin yaş küçüklüğüdür. Reşit olmayan kişilerin yasal temsilcileri velileridir ancak velileri olmadığı durumlarda vasi tayini gerekmektedir. Reşit olmayan yani yaşı küçük olan kişiye vasi tayini zorunludur.

İkinci vasi tayinini gerektiren durum ise kısıtlılık halidir. Kısıtlılık kararı şu hallerde verilebilir; mal varlığını kötü yönetim, kötü yaşam tarzı, savurganlık, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı. Bu sebepler sonucunda kişi hakkında kısıtlılık kararı verilerek vasi tayin edilebilir. Örneğin, felç geçirmesi sonucunda aynı zamanda akıl sağlığını da yitiren Ayşe, kendi yasal haklarını kullanamayacak durumdadır. Ayşe hakkında kısıtlılık kararı verilerek vasi tayin edilebilir.

Üçüncü vasi tayinini gerektiren durum ise hapis cezası almaktır. Böyle bir ceza alan kişiye vasi tayini için cezayı çektirmeye yetkili makam tarafından yetkili vesayet makamına bildirimde bulunulur.

Dördüncü vasi tayinini gerektiren durum ise kişinin kendi isteğidir. Sakatlığı, hastalığı, yaşlılığı veya tecrübesizliği sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden kişiye de isteği üzerine vasi tayin edilebilir.

Vesayet Davası Nasıl Açılır?

Vasi tayini vesayet davası sonucunda hakim tarafından gerçekleştirilir. Vesayet davasına bakmakla görevli mahkeme sulh hukuk mahkemeleridir.  Vasi tayin edilecek yani küçük veya kısıtlının bulunduğu yerdeki mahkemenin bulunduğu yer mahkemesi ise yetkili mahkemedir. Örneğin Tuzla’da yaşayan akıl hastası Ayşe’ye vasi tayin edilmesi için İstanbul Anadolu Sulh Hukuk Mahkemesi’nde dava açılması gerekmektedir. Vasi tarafından vesayet altına alınan kişi adına dava açılması mümkündür. Örneğin vasi tarafından ortaklığın giderilmesi davası açılabilecektir.

Vasi Tayini İçin Kimler Uygun Değildir?

Reşit olmayan kişiler, vasi atanacak kişi ile arasında çıkar çatışması ve husumet bulunan kişiler, kısıtlılar, kamu hizmetinden yasaklılar, haysiyetsiz yaşam sürenler ve vesayet makamı hakimi vasi olarak tayin edilemezler. Bu kişilerin gönüllü olması da bu yasaklılık hallerini ortadan kaldırmaz.

Kimler Vasiliği Kabul Etmeyebilir?

Dörtten çok çocuğu olanlar, altmış yaşını doldurmuş olanlar, bedensel engelleri veya hastalığı sebebiyle vasilik yapmakta zorlanacak kişiler, üzerinde vasilik görevi olanlar ve cumhurbaşkanı, TBMM üyeleri, hakim ve savcı mesleği mensupları vasilik görevini kabul etmeyebilir.

Vasi için açılacak vesayet davası küçüğün veya kısıtlının hakları açısından büyük önem arz etmektedir. Vasi için gerekli başvuruların yapılması, davanın yürütülmesi ve itiraz işlemlerinin bir avukat tarafından yapılması sizin için faydalı olacaktır.

İSİM DEĞİŞTİRME DAVASI

İsim ve soyadı insanların dış dünyayla iletişim kurarken ve kendilerini tanıtırken ilk söyledikleri şeydir. Her insan kimliğinin vazgeçilmez parçası olan ismini gururla söylemek ve taşımak ister. Fakat  ebeveynler bu konuda çok düşünmeden veya tam bilgi sahibi olmadan isim koyabilmektedirler. Bu nedenle bireyler diğer kişilerden kötü geri dönüşler alabilmekte ve çoğu kişi için hayat zulme dönüşebilmektedir. Özellikle sahne hayatında birçok sanatçı gerçek ismini kullanarak şöhret olamayacağını düşündüğünden kendisine yeni isim ve soyadı seçmiştir. İsimlerin insanlar üzerinde çok etkili olduğu açıktır. İsim değiştirme veya kanundaki ifadesiyle adın değiştirilmesi ancak haklı sebeplerin bulunması halinde mümkündür. Bu makalemizde isim değiştirme davası ve soyadı değiştirme hakkında merak edilen tüm sorulara cevap vermeye çalıştık. Siz de isim değiştirme ile ilgili sorularınızı sayfanın en altından sorabilir, diğer hukuki sorularınızı ise avukata sor sayfamızdan iletebilirsiniz.

İsim Değiştirme Davası İçin Haklı Sebepler

Kanunda açıkça ifade edilmediği için Yargıtay kararlarından haklı sebepler için bir çıkarım yapabilmekteyiz. Bunlara örnek olarak;

  • Kişinin adının komik, gülünç olması
  • İsminin toplumca bilinen bir suçluya ait olması ya da kötü bir olayla anılması
  • Toplumun genel ahlak kurallarına uygun olmayan isimlerden olması
  • Kimliğinde yazılı isim değil başka bir isimle herkes tarafından tanınması
  • Telaffuzunun zor olması gösterilebilir.

Sadece bu sebeplerle isim değiştirme davası açılması zorunlu değildir. Haklı sebep kavramına örnek teşkil etmesi açısından Yargıtay Kararları’nda bunlar belirtilmiştir. Kişinin yalnızca isminden rahatsız olduğu için keyfi isim değiştirme yapması da uygulamada mümkündür. Var olan isminize ikinci bir isim ekletme de yapılabilmektedir. İki isim kullanıyorsanız birisi için isim sildirme davası da açabilirsiniz.

Soyadı Değiştirme Davası Şartları

Soyadını değiştirmek isteyen kişiler de haklı bir gerekçeye dayanmalıdır. Soyadını değiştirmek isteyen kişilerin haklı bir gerekçeye dayanmayan talepleri mahkeme tarafından reddedilecektir. Haklı nedenlere örnek olarak;

  • Din değiştirme
  • Mesleki açıdan kişiye zarar verecek bir soyadı olması. Örneğin bir avukatın soy adının “Güvenilmez” olması gibi
  • Alay edilebilir olması, kötü çağrışımlarda bulunması
  • Milli kültüre, örf ve adete uygun olmaması
  • Davacının babasıyla kişisel ilişki kurmaması ve manevi bağ hissetmemesi gösterilebilir.

Haklı sebepler sınırlı sayıda değildir. Bu ve benzeri hallerde mahkeme soyadı değiştirme için haklı nedenin varlığını kabul edecektir.

Mahkemesiz İsim Değiştirme Mümkün Mü?

Nüfus Hizmetleri Kanunu’na eklenen 11. geçici madde ile 24/12/2022 tarihine kadar yalnızca aşağıda belirtilen sebeplerle sınırlı olarak isim ve soyadı değiştirme mümkündür.

  • İmla ve yazım hatası yapılmış olması
  • İsmin veya soyadının genel ahlaka aykırı olması
  • İsmin veya soyadının gülünç olması
  • Soyadının memuriyet, rütbe, aşiret, yabancı ırk ve millet isimleri ile aynı olması

Bu sebeplerden herhangi birinin bulunması halinde ikametgah adresinizin bulunduğu Nüfus Müdürlüğü’ne başvurarak isminizin düzeltilmesini talep edebilirsiniz. Bu sebepler haricinde mahkemesiz isim değiştirme mümkün değildir. Yeni kimliklerde isim ekleme de mahkeme kararı olmaksızın yapılamaz.

E devletten İsim Değiştirme Yapılabilir Mi?

Evli veya boşanmış kadınlar e devletten isim değiştirme başvurusu yaparak;

  • Kocasının soyadı ile eski soyadını birlikte kullanmayı,
  • Eski soyadını kullanmaktayken sadece eşinin soyadını kullanmayı,
  • Boşandığı eşinin soyadını kullanmasına izin verildiyse eski soyadıyla eşinin soyadını birlikte kullanmayı,
  • Sadece evlenmeden önceki soyadını kullanmayı talep edebilir.

Çocuğun İsmini Değiştirme Mümkün Mü?

Çocuğun velayet hakkına sahip ebeveyn isim değiştirme davası açarak çocuğun ismini değiştirebilir. Evlilik devam ederken çocuğun velayeti anne ve babadadır. Bu durumda anne ve babanın birlikte dava açması gerekli olup ebeveynlerden birinin tek başına dava açması mümkün değildir. Evlilik birliği sona erdikten sonra ise velayete sahip olan anne veya baba isim değiştirme davası açabilir. Şartları varsa bebeklerin dahi isminin değiştirilmesi mümkündür. Babalık davası veya boşanma sebepleri hakkında bilgi almak isterseniz bu konudaki makalemizi inceleyebilirsiniz.

İsim Değiştirme Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme

İsim değiştirme başvurusu davacının yerleşim yerinin bağlı bulunduğu Asliye Hukuk Mahkemesi’ne yapılabilir. Mahkemece isim değişikliğine hükmedildiği takdirde kimlikte isim değiştirme işlemi yapılması mümkündür.

İsim Değiştirme Davası Süreye Tabi Midir?

İsim değiştirme davası açmak için herhangi bir süre şartı yoktur. Kişi zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olmadan istediği zaman dava açabilir.

Nüfus Kayıtlarının Düzeltilmesi Davası ile İsim Değiştirme Davası Arasındaki Fark Nedir?

Nüfus kaydının düzeltilmesi davası ile davacı nüfus bilgilerindeki herhangi bir yanlışlığın düzeltilmesini talep etmektedir. İsim değiştirme ve soyadı değiştirme davalarında ise yalnızca isim ve soyadının değiştirilmesi talep edilmektedir.

İsim ve Soyadı Değiştirme Maliyeti Ne Kadar?

isim değiştirme avukat ücreti

2020 yılında açılan bir isim değiştirme davası için davanın başında harç ve masraflar dahil 366,60 TL ödeme yapılmaktadır. Dava ilan aşamasına geldiğinde buna ilaveten ortalama 100 TL daha ödenmektedir. Bu nedenle isim değiştirme masrafının 466,60 TL olduğunu söyleyebiliriz. İsim değiştirme davası avukat ücreti ise genellikle 3000 TL ile 5000 TL aralığında değişmektedir. E-tahsilat sistemine üye avukatlar tarafından dava masrafları ve vekalet ücreti kredi kartı ile 9 taksite bölünebilmektedir.

İsim Ekletme Davası Ne Kadar Sürer?

Adalet Bakanlığı tarafından isim değiştirme davası için belirlenen hedef süre 255 gündür. Ancak davanın iyi bir şekilde takip edilmesi halinde çok daha kısa sürede sonuçlandırılması mümkündür.

Avukatsız İsim Değiştirme Davası Açabilir Miyim?

Hiçbir hukuk davasının avukat ile takip edilmesi zorunlu değildir. Ancak bu tercih genellikle iyi sonuçlar vermemektedir. Usul hataları yapıldığı için kaybedilen birçok dava mevcuttur. Davanızın etkili bir şekilde yürütülmesi ve hızlıca sonuç alınabilmesi için isim değiştirme davası konusunda uzman bir avukattan hukuki yardım almanızı tavsiye ederiz.

NÜFUS KAYDININ DÜZELTİLMESİ DAVASI

İnsanların doğumları ile birlikte aile kütükleri ortaya çıkmaktadır. Buna nüfus kütükleri de denmektedir. Yerleşim adreslerinden, aile bağlarına kadar olan bilgiler burada saklanır. Zamanında yapılan basit harf hatalarından, mensup olunan dinin değiştirilmesinden, medeni halin değişmesine, cinsiyet değişikliğine kadar farklı nedenlerle insanlar bu dava yoluna başvurma ihtiyacı duyuyor. Bizde bu makalemizde nüfus kaydının düzeltilmesi davası hakkında bilgi vermeye çalıştık.

Aile Kütüklerinde Yani Nüfus Kayıtlarında Yer Alan Bilgiler

  • 11 haneli T.C kimlik numarası
  • Kayıtlı bulunulan il, ilçe, köy veya mahalle adı, cilt, aile, birey sıra numarası,
  • Kişinin adı, soyadı, cinsiyeti, baba adı, ana adı ve soyadları, daha önceden evli kadın varsa önceki soyadları,
  • Doğum yeri ile gün, ay ve yıl olarak tam tarihi ve kütüğe kayıt tarihi,
  • Evlenme, boşanma, soy bağı kurulması, ölüm, vatandaşlık kazanımı ya da kaybı gibi kişisel durumlardaki değişiklikler veya yetkili makamlarca yapılan değişiklikler,
  • Dini,
  • Medeni Hali,
  • Yerleşim yeri adresi ve fotoğraf.

Kimi zaman nüfus kayıtları tutulurken, ilk kez yazılırken (yeni doğan bebeğin adının yanlış yazılması gibi), yeniden düzenlenirken veya herhangi bir başka nedenle yanlış (soyadının alay konusu olması, ismin anlamının kötü olması gibi nedenlerle) yazılmışsa kişilerin nüfus kaydının düzeltilmesi davaları açabilme imkanları vardır.

Nüfus kaydının düzeltilmesi davasına örnek olarak, nüfus müdürlüklerinde yapılan maddi hata halleri (örneğin Deniz isimli erkek bebeğin nüfus müdürlüğünde cinsiyetinin kız olarak görünmesi.), çocukların başka akrabalar üzerine yazdırılması (örneğin asker kaçağı babanın doğan çocuğunu babasının nüfus kaydına yazdırması) gibi durumlarda nesebin belirlenmesi için nüfus kayıtlarının düzeltilmesi davası açılabilir. Nüfus kaydının düzeltilmesi davasıyla birlikte miras başta olmak üzere kişiler hukuki açıdan birçok menfaat elde edebileceklerdir.

Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davası Kime Karşı Açılır?

Kayıt düzelttirmek isteyen kişi ile hukuki menfaati bulunan tüm ilgililer ilgili Nüfus Müdürlüğünü davalı gösterilerek dava açabilir.

Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davası için Yetkili ve Görevli Mahkeme

Nüfus kaydının düzeltilmesi davasında konu örneğin soyadının yanlış yazılmasından kaynaklı ise davalının yani nüfus müdürlüğünün bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi yetkili ve görevlidir. Yani davalının yerleşim yerindeki Asliye Hukuk Mahkemesi yetkili ve görevlidir.

Türkiye’de Oturan Yabancıların Nüfus Kayıtları Nasıl Tutulur?

Herhangi bir nedenle en az 6 ay süreli oturma izni alan yabancılar, Nüfus Genel Müdürlüklerince yabancılar kütüğüne yazdırılır. Bununla birlikte yabancılar nüfusla alakalı tüm işlemlerini bu müdürlüklerde hallederler.

Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davası Çeşitleri

-İsim değiştirme davası,

-Soyisim değiştirme davası,

-Yaş değiştirme davası,

-Din değiştirme davası,

-Babalık davası,

-Gaiplik davası,

-Cinsiyet düzeltme davası,

-Soybağının reddi davası dahil olmak yukarıda sayılan tüm davaların açılabilmesi için öncelikle bir hukuki yararın olması şarttır.

İsim değiştirme davası ve soy isim değiştirme davası diğer makalelerimizde ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Bunlar dışındaki gaiplik davası kendisinden haber alınamayan ve ölümüne kesin gözüyle bakılan kişiler için o kişinin mirasçıları tarafından açılır. En son haber alınan tarihten itibaren beş yıl geçmiş olması ve gaiplik kararının verilmesi gereklidir.

Ayrıca cinsiyet düzeltilmesi davasında ise cinsiyeti yanlış yazılan veya cinsiyet değiştirenlerin bu davayı açabilmesi için: ergin olmak, sağlık kurulu raporunun bulunması ve bekar olması şarttır.

Din değişikliği talepleri dışında aynı konuyla alakalı nüfus kaydının düzeltilmesi davası sadece 1 kere açılabilir.

Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davalarında İspat

Nüfus kaydının düzeltilmesi davasında davayı açan taraf her türlü belge ile ispat yükünü yerine getirebilir. Ayrıca hakim tarafların mahkemeye sunmuş oldukları deliller dışında, dava aynı zamanda kamu düzenine ilişkin olduğu için delillerin doğruluğuyla ilgili gerekli araştırmaları yapmak zorundadır.

Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davasında Zamanaşımı

Nüfus kaydının düzeltilmesi davası herhangi bir zaman aşımına ya da hak düşürücü süreye tabi değildir. Dolayısıyla istenildiği zaman bu dava açabilir.

Davanın karara bağlanmasıyla birlikte kararın nüfus kaydına işlenebilmesi için mahkeme kararına itiraz edilmemiş ve kararın kesinleşmesi gereklidir. Kesinleşmeyle birlikte mahkeme nüfus müdürlüğüne müzekkere göndererek nüfus kaydını düzelttirecektir.

Sizde Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davalarıyla alakalı aklınıza takılan diğer tüm sorular için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Releated Posts