0216 387 0 388

Boşanma Sebepleri Hakkında Merak Edilenler

boşanma sebepleri nelerdir

 

Günümüzde her yıl artan evlilik sayısını yine aynı hızla artan boşanma takip etmektedir. Bilindiği üzere kişiler her hangi bir makamın onayı olmadan karşılıklı anlaşarak veya tek taraflı olarak evlilik ilişkisini kuramayacakları gibi bu ilişkiye sonda veremezler. Aile kavramının toplumumuzda ki yeri nedeniyle evlilik ilişkisi hukukumuzda özel olarak korunmaktadır. Bu nedenden ötürü evlilik ilişkisinin sona ermesi için hakim kararı gerekmektedir. Ayrıca Türk Medeni Kanunu’nda belirtilen boşanma sebeplerinin var olması gerekmektedir. Boşanma sebepleri gerçekleşmemişse eşlerin boşanması mümkün değildir. Boşanma sebepleri Kanunda sınırlı sayıda belirtilmiştir ve bu sebepler dışında başka bir sebeple boşanma davası açılamayacaktır. Bu makalemizde boşanma sebepleri ile ilgili önemli bilgilere değineceğiz. Boşanma ile ilgili hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmetinden yararlanmak istiyorsanız sitemizde bulunan boşanma avukatı sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Makalemizde bulamadığınız hukuki bilgilere ise avukata sor hizmetimizden yararlanarak anında ulaşabilirsiniz.

Boşanma Sebepleri Nelerdir?

Boşanma sebepleri genel ve özel sebepler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Ayrıca boşanma sebepleri mutlak ve nispi olarak da sınıflandırılmaktadır. Mutlak boşanma sebeplerinde olgunun gerçekleşmesi hakimin boşanmaya karar vermesi bakımından tek başına yeterlidir. Oysa ki nispi boşanma sebeplerine dayanılarak boşanma kararı verilebilmesi için hakimin ayrıca ortak hayatın eşler için çekilemez hale geldiğini de araştırması gerekmektedir ve ancak bu durumda boşanmaya karar verebilir.

Özel Boşanma Sebepleri

Belli olgulara dayanan özel boşanma sebepleri Kanun ile sınırlı sayıda belirtilmiştir ve beş adettir.

  1. Aldatma (Zina)
  2. Hayata Kast, Pek Kötü Veya Onur Kırıcı Davranış
  3. Suç İşleme Ve Haysiyetsiz Yaşam Sürme
  4. Terk
  5. Akıl Hastalığı

Boşanma davası sonrasında eğer çocuğun da soyadını değiştirmek istiyorsanız, isim değiştirme davası ile ilgili makalemizi okuyabilirsiniz. Ayrıca çocuğunuz için nafaka talebinde bulunmak istiyorsanız konu ile ilgili detaylı bilgiye sitemizden ulaşabilirsiniz.

Aldatma (Zina) Nedeniyle Boşanma Davası

Eşlerden birinin evlilik ilişkisi devam ederken eşinden başka biriyle cinsel ilişki kurması durumunda karşı taraf zina sebebiyle boşanma davası açabilir.

Zina dolayısıyla boşanma davası açmak için bazı şartların gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Bunlardan biri iddia edilen sebebin evlilik birliği içerisinde gerçekleşmiş olmasıdır. Söz konusu olay evlilik birliği kurulmadan önce veya bittikten sonra gerçekleşmişse zina nedeniyle boşanma davası açılamaz.

Zinanın fiilen gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Eşinden başka biriyle konuşması, cinsel ilişkiye teşebbüs edilmesi veya ilişki gerçekleşmeden sarılma gibi olgular zina davranışı sayılmayacaktır. Nitekim bahsettiğimiz üzere özel boşanma sebepleri belli olguların gerçekleşmiş olmasını esas alır.

Boşanma sebeplerinden olan zinaya dayanabilmek için, cinsel ilişkinin karşı cinsle yapılmış olması gerekmektedir. Aynı cinsle yapılan veya insan dışında bir varlıkla yapılan cinsel ilişki zina sebebinin gerçekleştiği anlamına gelmemektedir. Böyle davranışlar haysiyetsiz hayat sürme veya evlilik birliğinin sarsılması gibi boşanma sebepleri kapsamında değerlendirilmektedir.

Zinanın boşanma sebebi sayılabilmesi için, eşin bunu bilerek ve isteyerek yapmış olması yani davranışında kusurlu olması gerekmektedir. Kişinin kusuru olmadan yani bilerek ve isteyerek bir cinsel ilişki gerçekleşmişse örneğin zoraki olarak veya bilinci yerinde değilken cinsel ilişkiye girmişse zina sebebiyle boşanma davası açılamaz.

Zina yani aldatma nedeniyle açılan boşanma davasında altı ay ve beş yıl olmak üzere iki ayrı hak düşürücü süre vardır. Eşin aldatmayı öğrendiği tarihten itibaren dava açabilmek için altı ay süresi vardır. Eğer bu süre zarfında dava açmazsa artık aldatma nedeniyle boşanma davası açamayacaktır. Beş yıllık sürede dikkat edilen tarih aldatmanın yapıldığı tarihtir ve aldatılan eş bu tarih geçtikten sonra aldatmayı öğrense dahi zina sebebiyle boşanma davası açamaz.

Zina yapan eşin affedilmesi hali zina nedeniyle boşanma davası açma hakkını düşürmektedir. Aldatılan eşin affı açık veya örtülü bir şekilde gerçekleşmiş olabilir ancak affeden eşin hür iradesinin sonucu olmalı dolayısıyla eşin affı aldatma veya korkutma yoluyla gerçekleşmiş olmamalıdır.

Zina, mutlak boşanma sebepleri arasında yer almaktadır.

Hayata Kast, Pek Kötü Veya Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanma Davası

Kanunumuzda düzenlenmiş olan bu boşanma sebebi aslında bir tek sebep değil birden fazla boşanma sebebini ifade etmektedir. Bizde bu boşanma sebepleri ile ilgili karışıklığa neden olmamak için ayrı ayrı paragraflar altında konuyu inceleyeceğiz.

Bir kişinin başka birini öldürme girişimine hayata kast denir. Eşlerden birinin diğer eşin hayatına kastetmesi özel boşanma sebebidir. Fakat hayata kast sadece tehditle sınırlıysa bu durum ilgili boşanma sebeplerine dayanarak boşanma davası açmaya yeterli değildir. Hayata kast için özellik arz eden bir diğer durum; eşin ölmemesi için gerekli davranışların yapılmaması örneğin yaralanmış eşi hastaneye götürmemekte hayata kast olgusunun gerçekleştiğini gösterir. Hayata kast mutlak boşanma sebepleri kapsamındadır.

Pek kötü davranış ise kişinin sağlığını (vücut bütünlüğü veya psikolojik) etkileyecek saldırılardır. Şiddetin süreklilik arz etmesi gerekmez. Eşin tek bir sefere mahsus diğer eşten şiddet görmesi dahi bu kapsamdadır. Kişiyi aç bırakmak veya anormal cinsel ilişkiye zorlamak gibi hareketlerde pek kötü davranış nedeniyle boşanma davası açılmasını sağlayabilir. Pek kötü davranış yine hayata kast gibi mutlak boşanma sebeplerinden biridir.

Eşlerden birinin diğerine hakaret ederek onu toplum içinde küçük düşürücü davranışlarda bulunması onur kırıcı davranış kabul edilir ve bu tarz davranışlarda bulunan eşe boşanma davası açılabilir. Ancak şakayla söylenen sözler ağır derecede onur kırıcı davranış kabul edilmemektedir. Eşin onur kırıcı söylemlerde bulunmasında kusuru bulunmalıdır. Diğer eşin kışkırtması sonucu veya kızgınlık halinde söylenen sözler kusuru ortadan kaldıracağı veya hafifleteceği için bu kapsama girmemektedir. Onur kırıcı davranışlarda mutlak boşanma sebebi niteliğindedir.

Zina sebebiyle boşanma davası açmada olduğu gibi bu boşanma sebeplerinde de affeden eşin boşanma davası açma hakkı ortadan kalkar. Aynı zamanda hayata kast, pek kötü davranış ve onur kırıcı davranışa karşı boşanmak isteyen eşin boşanma sebebini öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde ve her halde beş yıl içinde dava açması gerekir yoksa bu sürelerin sonunda boşanma davası hakkı ortadan kalkacaktır.

Suç İşleme Ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Boşanma Davası

Tıpkı bir üstte bahsettiğimiz gibi bu boşanma sebebi de aslında içerisinde birden fazla boşanma sebebini içerir.

Suç işleyen eşe karşı boşanma davası açabilmek için, işlediği suçun utanç verici ya da yüz kızartıcı nitelikteki suçlardan birisi olmalıdır. Türk Ceza Kanunda böyle bir ceza grubu olmamasına rağmen ahlak düzeninin reddettiği suçlar örneğin hırsızlık, ırza geçme, veya zimmet gibi suçlar utanç verici ya da yüz kızartıcı suçlar olarak nitelendirilmektedir. Suç işleme nispi boşanma sebepleri kapsamındadır ve buna dayalı olarak açılan davalarda hakim tarafından ortak hayatın çekilemez hale geldiğini de araştırması gerekmektedir.

Haysiyetsiz hayat sürmeden bahsedilebilmesi için yapılan davranışın devamlılık teşkil etmesi gereklidir. Yapılan davranış toplum anlayışına göre namus, şeref ve haysiyet kavramlarıyla bağlaşmayan hareketlerden olması gerekmektedir. Örneğin kadın ticareti yapmak, insan ticareti yapmak, aşırı sarhoşluk ve kumar bağımlısı olmak gibi. Suç işlemede olduğu gibi haysiyetsiz hayat sürmede nispi boşanma sebepleri arasındadır.

Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme durumlarında boşanma davası açılabilmesi için herhangi bir süre şartı yoktur. Eşin affetmesi durumunda dava açma hakkının ortadan kalkıp kalkmayacağına ilişkin kesin bir kanun hükmü olmamasının yanında, öğretide ki baskın görüş bu durumda dava açma hakkının ortadan kalkacağına ilişkindir.

Terk Nedeniyle Boşanma Davası

Öncelikle terk kanunda kullanım anlamıyla, eşlerden birinin ortak hayata devam etmemek arzusu ile ortak konuttan ayrılarak eşini bırakıp gitmesi veya haklı bir neden olmadığı halde ortak konuta dönmemesini ifade etmektedir. Terkten bahsedebilmek için öncelikle terkin bir haklı sebebe dayanmaması gerekir. Örneğin kişi vazifesi gereği il dışında bir yere gittiği ve ortak konuta gelmemesi nedeniyle terke dayalı boşanma davası açılabilmesi mümkün değildir. Fakat vazifesi bitmesine rağmen ortak konuta gelmeyen eşe karşı dava açılabilmesi saklıdır.

Eğer ki eşlerden biri, eşini ortak konuttan kovarsa veya onu buna zorlarsa ve eşini bir daha ortak konuta almazsa, terk nedeniyle boşanma davası açabilecek olan kişi kovan eş değil kovulan taraftır. Terk sebebiyle boşanma davası açabilmek için ayrı yaşamanın en az altı ay devam etmiş olması gerekmektedir.

Terk sebebiyle boşanma davası açılmadan önce, terk eden eşe karşı ihtar yapılmalıdır. İhtarın yapılabileceği en erken zaman, ortak konutun terk edildiği tarihi izleyen dördüncü ayın sonudur. Bu tarihten önce ihtar çekilemeyeceği gibi ihtar çekilmeden de dava açılamayacaktır. Yapılan ihtarda evi terk eden eşe iki ay içerisinde ortak konuta dönmesi gerektiği aksi halde terk nedeniyle boşanma davası açılacağının bildirilmesi gereklidir. İlk olarak aranan dört aylık süre daha sonra da ihtarla birlikte iki ay içerisinde ortak konuta dönmeyen eşe en erken altı ay sonunda terk nedeniyle boşanma davası açılabilir.

Boşanma sebepleri sınıflandırmamızda terk mutlak boşanma sebepleri sınıfına girmektedir.

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Davası

Davanın açıldığı tarihte eşin akıl hastalığının bulunması ve bu durumun diğer eş için ortak hayatı çekilemez hale getirmiş olması halinde boşanma davası açılabilir. Bu cümleden de anlaşılacağı üzere akıl hastalığı sebebi nispi boşanma sebepleri sınıfına girmektedir. Kişilerin zaman zaman içine girmiş oldukları bunalımlar ve tedavi edilebilir rahatsızlıklarının olması akıl hastalığı olarak kabul edilmemektedir. Yani akıl hastalığı sebebiyle boşanma davası açılabilmesi için, hastalığın iyileşmesinin imkansız olması gerekmektedir.

Evlilik birliğinin son bulmasından dolayı eşlerden biri maddi zorluk içerisinde kalabilir. Yoksulluk nafakası ile ilgili makalemizi okuyarak bu konudaki haklarınızı öğrenebilirsiniz.

Genel Boşanma Sebepleri

Özel boşanma sebepleri belirli bir olgunun veya olayın gerçekleşmesine dayanmaktadır. Ancak genel boşanma sebepleri önceden belirlenmesi ve saptanması mümkün olmayan çeşitli ve farklı olgulardan veya olaylardan doğan durumu esas almaktadır.

Evlilik Birliğinin Sarsılması Nedeniyle Boşanma

Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Bu sebebe dayanılarak boşanma davası açılabilmesi için evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması ve ortak hayatın çekilmez hale gelmiş olması gerekmektedir. Hakimin ortak hayatı çekilemez hale gelmiş olmasını araştırması gerekmektedir. Bu ise evlilik birliğinin sarsılmasını nispi boşanma sebepleri arasına sokmaktadır.

Eşler arasında yaşanan geçimsizlik veya anlaşmazlık çok farklı sebeplere dayanabilir. Sebebin önemi olmamakla birlikte geçimsizlik veya anlaşmazlığın ciddi ve şiddetli olması gerekmektedir. Öyle ki bu geçimsizlik veya anlaşmazlık evlilik birliğinin temelden sarsılmasına neden olsun.

Yargıtay kararlarından yola çıkarak sizin için hazırladığımız ve evlilik birliğini temelinden sarsabilecek nitelikteki olay ve davranışlar;

  1. Eşin cinsel ilişkiye giremediği şeklinde beyanlarda bulunmak.
  2. Eşe karşı saygısızlık ve sadakatsizlik içeren sözler söylemek, hakaret ve alay etmek.
  3. Ortak hayatı çekilemez hale getirecek derecede kıskançlık.
  4. Eşin haklı bir neden olmaksızın cinsel ilişkiden kaçması.
  5. Cinsel iktidarsızlık.
  6. Başka insanların önünde eşi küçük düşürücü sözlerde bulunmak.

Bu ve benzeri bir çok olay Yargıtay kararlarında evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olay olarak kabul edilmiştir.

Ancak önemli noktalardan biri şudur ki eğer ki bu nedenden ötürü boşanma davası açan davacı, evlilik birliğinin temelden sarsılmasına neden olan anlaşmazlık veya geçimsizlikte diğer eşe nazaran daha fazla kusurlu ise, davalı eşin açılmış olan davaya itiraz hakkı bulunmaktadır.

Eşlerin Anlaşması

Genel boşanma sebeplerinden biri olan bu sebep günlük kullanımda anlaşmalı boşanma olarak bilinmektedir. Ortak hayatı devam ettirme konusunda arzusu olmayan ve bu yönde ki inançlarını kaybetmiş olan eşler anlaşarak boşanabilirler. Ancak bu halde bile tam anlamıyla bir dava olmasa da boşanma hakimin kararıyla gerçekleşecektir. Bu durumda hakim ortak hayatın çekilemez hale geldiğini özel olarak araştırmayacaktır ve bu nedenden ötürü eşlerin anlaşması mutlak boşanma sebepleri sınıfındadır.

Eşlerin anlaşarak boşanabilmesi için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekmektedir. Ayrıca eşlerin boşanmak üzere birlikte başvurmaları yani boşanma davasını beraber açmaları veya bir eşin açtığı boşanma davasının diğer eş tarafından kabul edilmiş olması gerekmektedir. Hakim anlaşmalı boşanmak isteyen eşleri bizzat dinlemelidir. Bunun amacı ise, hakimin, tarafların hür iradesiyle bu yönde karar verdiklerine kanaat getirmesini sağlamaktır.

Bu şekilde boşanmak isteyen taraflar yalnızca boşanma kararında değil, boşanmanın mali sonuçları ve varsa çocukların durumu konusunda da anlaşmalıdırlar. Taraflar arasındaki bu anlaşma yazılı bir şekilde hakime sunulabileceği gibi duruşma esnasında sözlüde beyan edilebilir. Hakim tarafların anlaşması ile bağlı değildir ve gerekli görürse bu anlaşmada değişiklikler yapabilir. Anlaşmalı boşanma yapılabilmesi için tam anlamıyla bir uzlaşma olmalıdır. Taraflar hakimin yaptığı değişiklikler konusunda uzlaşamazlarsa yani yapılan değişiklikleri aynen kabul etmezlerse, anlaşmalı boşanma mümkün olmayacaktır. Boşanmanın mali sonuçları bakımından katılma alacağı ve düğün takıları hakkında detaylı bilgiye sitemizden ulaşabilirsiniz.

Ortak Hayatın Yeniden Kurulamaması

Genel boşanma sebeplerinden biri de ortak hayatın yeniden kurulamamasıdır ve bu öğretide fiili ayrılık olarak da isimlendirilmektedir.

Boşanma sebeplerinden biri nedeniyle açılan dava her zaman kabul edilmeyebilir. Dava reddedildikten sonra ise taraflar tekrar bir araya gelmek istemeyebilirler. Bu durumda ise yine bir boşanma sebebi gerçekleşmiş olur. Şöyle ki, boşanma davasının reddedildiğine dair kararın kesinleştiği tarihten itibaren 3 yıl içinde ortak hayat yeniden kurulamamışsa, karine olarak evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve taraflardan biri boşanma kararının verilmesini hakimden talep edebilir. 3 yıl süren eylemli ayrılık mutlak boşanma sebepleri arasındadır.

Mutlak Boşanma Sebepleri

Mutlak boşanma sebeplerini tek bir yerde toplamak gerekirse bunlar;

  1. Aldatma (zina),
  2. hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış,
  3. terk,
  4. eşlerin anlaşması ve
  5. ortak hayatın yeniden kurulamaması yani fiili ayrılıktır.
Boşanma Sebepleri Yargıtay Kararları

Davacı-karşı davalı müteveffa erkeğin dayanak boşanma dosyasında davalı-karşı davacı kadına 20/12/2005 tarihinde gönderdiği eve dön ihtarı ile kadının ortak konuta dönmesini istediği anlaşılmaktadır. Bu durum, eşin ihtar talep tarihinden önceki kusurlu davranışlarının affedilip, en azından hoşgörüyle karşılandığına ve bu nedenle yeniden birlikte yaşama isteğine ilişkin bir irade açıklaması niteliğindedir. Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olaylar ise boşanma sebebi olamaz. Davacı-karşı davalı müteveffa erkeğin, bu şekilde eşinin ihtardan önceki kusurlarını affettiği, ihtar tarihinden sonrası için de tarafların bir araya gelmedikleri gibi davalı-karşı davacı kadından kaynaklanan boşanmaya sebep olabilecek nitelikte yeni bir olayın varlığının da kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle iken sağ kalan eşin (davalı-karşı davacı kadının) boşanmaya sebebiyet verecek kusurunun bulunmadığının tespitine karar verilecek yerde yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamış ve bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2020/2125 E., 2020/3438 K. ve 29.06.2020 tarihli ilam)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir