Skip to content

Ticaret Hukuku

HİSSE DEVRİ SÖZLEŞMESİ NEDİR?

 

Hisse devri sözleşmesi, sermaye şirketlerindeki payların devrinin sağlanmasını sağlayan sözleşme türüdür. Bu sözleşmenin şekil şartı, şirketin türüne göre değişkenlik gösterirken düzenlenme yönü ile TTK ve TBK esas alınmıştır. Bu makalemizde bu şirketlerin türleri bakımından hisse devri sözleşmesi hakkında sıkça sorulan soruları cevaplandırmaya çalışacağız. Sizde sormak istediğiniz soruları sayfanın en altından büromuza iletebilirsiniz.

Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi Nasıl Yapılır?

Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılması ve tarafların imzalarının noterce onanması gerektiği öngörülmektedir. Aksi şirket sözleşmesinde kararlaştırılmadıkça, pay devrinin gerçekleşebilmesi için genel kurulun onayı gerekmektedir. Şirket sözleşmesinde farklı bir düzenleme yapılmamışsa genel kurul, pay devrine onayı sebep göstermeksizin reddedebilir. Ayrıca şirket sözleşmesiyle payın devrinin tamamen yasaklanması da mümkündür.

Sözleşme düzenleme özgürlüğü payın tamamen serbest devredilebilirliğinden payın tamamen sınırlandırılmasına kadar uzanmaktadır Elbette yapılacak düzenlemeler özel hukukun genel ilkelerine emredici hükümler ilkesine ve eşit işlem ilkesine aykırı olmamalıdır. Payın devrine ilişkin kanuni düzenlemelerden ayrılan hükümler şirket sözleşmesinde öngörüldükleri takdirde bağlayıcıdır. O hâlde salt genel kurul ve müdürler kararıyla ya da bir iç yönergeyle şirketler hukuku düzleminde bağlayıcılığa sahip pay devri hükümleri getirilemez.

Tek Ortaklı Limited Şirket Hisse Devri Nasıl Yapılır?

Limited şirketlerin pay devri için genel kurul onayının tek ortaklı limited şirketlerde daha kolay tezahür ettiğini görmekteyiz. Tek ortaklı şirketler için en büyük kolaylık çağrısız genel kurulun yapılabilmesidir. Tek pay sahibinin de alacağı kararlar genel kurul kararı sayılmaktadır. Tek pay sahibinin genel kurul sıfatıyla alacağı kararların geçerlilik kazanabilmesi için yazılı olmaları şarttır. Genel kurul onayı kendisinde olan tek ortak resmi şekil şartına uyduğu takdirde pay devrini yapabilmektedir.

Limited Şirket Hisse Devri İptali Davası Yetkili Mahkeme Hangisidir?

Limited şirket hisse devri işlemine karşı açılacak davalarda genel yetkili mahkeme şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesidir.

Limited Şirket Hisse Devri zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?

Yargıtay esas sermaye payının devri sözleşmesinden doğacak ihtilafların 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu ve sürenin devir pay defterine işlenmesinden itibaren başlayacağına hükmetmiştir.

Anonim Şirket Hisse Devri Sözleşmesi Nasıl Yapılır?

Anonim ortaklıklarda pay devri sözleşmesi açısından kanunda bir düzenleme yer almamaktadır. Devir detaylı bir düzenlemeye sahip iken borçlandırıcı işleme dair düzenlemenin bulunmaması bir taraftan eksiklik iken, diğer taraftan devir serbestisi ile borçlandırıcı işlemde şekil serbestisinin bir yansıması olarak yorumlanabilir. TTK ve diğer kanunlarda özel bir düzenleme yer almaması nedeniyle anonim ortaklık pay devri sözleşmesinin özellikleri için niteliğine uygun düştüğü surette genel hükümlere başvurulması gerekmektedir. Bu kapsamda öncelikli olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uygulama alanı bulacaktır. Bu noktada, aklınıza hisse devir sözleşmesinin noterde düzenlenip düzenlenmeyeceği ve devre dair genel kurul kararı alınıp alınmayacağı sorusu takılabilir. Limited şirketlerdeki noterce onanma şartı dolayısı ile akla anonim şirketlerin pay devri hususunda da böyle bir hususun olup olmayacağını getirmektedir lakin kanunda TTK’da payların devrine ilişkin bir düzenleme yoktur. Bu nedenle, anonim şirketlerde paylarının devrine ilişkin olarak Hisse Devir Sözleşmesinin noter huzurunda imzalanması ya da noterce tasdik edilmesi şart olmadığı gibi, devrin pay defterine kaydedilebilmesi için genel kurulun onayına da gerek yoktur.

Nama Yazılı Hisse Senedi Devri Nasıl Yapılır?

Nama yazılı pay senetleri, pay sahibinin adını/unvanını içeren, belli şekil şartlarını taşıyan, devirleri özel olarak düzenlenmiş pay senedi türü ve kıymetli evraktır. Bu senetlere ait üç özellik öne çıkmaktadır. Bunlar; ciro edilebilmeleri ortaklık esas sözleşmesi ile devirlerinin sınırlanabilmesi ve pay sahiplerinin ek bir teşhis yöntemi olarak pay defterine kaydedilmesidir.

Nama yazılı pay senetlerinde senetten doğan hakların ortaklığa karşı ileri sürülebilmesi için senedin iktisabı yetmemekte, devralanın pay defterine kaydedilmesi de gerekmektedir. Bir başka ifade ile nama yazılı pay senetlerinin mülkiyeti ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile kanuna uygun iktisap sonucu kazanılıyorsa da ortaklığa karşı pay sahibi sıfatına ve haklarına ulaşmak için pay defterine kayıt gerekmektedir.

Anonim Şirket Hisse Satış Vaadi Sözleşmesi Yapılabilir Mi?

Taraflar arasında yapılacak hisse satış vaadi sözleşmesini TTK’da engelleyen bir hüküm bulunmamaktadır. Anonim şirketler hisse devri konusunda TTK’da hüküm bulunmadığından olası uyuşmazlıklarda TBK’nın satış vaadi konusundaki hükümlerine bakmamız gerekecektir.

Anonim Şirket Hisse Devrinin İptali Davası Yetkili Mahkeme Hangisidir?

Anonim Şirket hisse devri işlemine karşı açılacak davalarda genel yetkili mahkeme şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesidir.

Anonim Şirket Hisse Devrinin İptali Davası Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?

Anonim şirket hisse devri konusunda çıkacak uyuşmazlıklar için TTK’da bir düzenlemeye yer verilmediğinden dolayı TBK 146.madde hükmünce verilen 10 yıllık zamanaşımı süresi esas alınır.

Şirket Devir Sözleşmesi Yargıtay Kararları

11. Hukuk Dairesi 2020/2049 E., 2022/3222 K. 20/04/2022 T.

“Davacının, davalı hesabına 150.000.- TL göndermesinden sonra tarafların ortaklığında dava dışı Max Dijital Baskı ve Reklamcılık Hiz. San. Tic. Ltd. Şti. kurulmuş, 20.11.2015 tarihli Düzeltme Beyannamesi ile tadil edilen kuruluş ana sözleşmesinde 1.020 Pay karşılığı 25.500.- TL davalı, 980 Pay karşılığı 24.500.- TL davacıya ait olmak üzere şirketin sermayesinin 50.000.- TL olduğu tescil ve ilan edilmiş, Düzeltme Beyannamesine çekince konulmamıştır. Ayrıca davacı, şirketteki hisselerini davalıya devrederken 24.02.2016 tarihli Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile devrin kabulüne ilişkin aynı tarihli Ortaklar Kurulu kararında da davacının 980 paya karşılık hisse değeri 24.500.- TL olarak gösterilmiş, Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesinde devir bedelinin nakten ve tamamen ödendiği belirtilmiş, davacı bu belgelerin düzenlenmesi esnasında da bir itiraz ileri sürmemiştir. Bu durumda davacının gönderdiği paranın sadece şirket payına ilişkin olmadığının, ispat yükü üzerinde bulunduğu halde davalının savunmasının aksini ve sebepsiz zenginleştiğini kanıtlayamadığının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.”

11. Hukuk Dairesi 2020/617 E., 2021/7147 K. 15/12/2021 T.

“Somut olayda, şirket ana sözleşmesi incelendiğinde, 6. maddesinde, hisse senetlerinin nama yazılı olduğu, 7. maddesinde de hisselerin devri hakkında Türk Ticaret Kanunu’nun 416. maddesi hükümlerinin uygulanacağına dair düzenlemelerin yer aldığı görülmüştür. Davacı tarafça da, şirket yönetim kurulunun 28.10.2008 tarih ve 44 nolu ve 25.03.2010 tarih ve 63 nolu kararlarıyla nama yazılı şirket hisseleriyle ilgili muvakkat ilmühaber bastırılmasına karar verdiği, yine 22.03.2011 tarih ve 67 nolu kararıyla nama yazılı hisse senedi ihraç edilmesine karar verdiği, 18.05.2011 tarih ve 5447-5448 numaralı matbaa faturasından da hisse senetlerinin basılmış olduğu iddia edilmiş ve birleşen davada dilekçesinde ve temyiz dilekçesinde “yönetim kurulunun 22.03.2011 tarih ve 067 nolu kararı uyarınca ihraç edilmiştir” ibaresini taşıyan davacı … namına yazılı hisse senedi örneğine yer vermiştir. Tüm bunlara rağmen davalı vekili, dilekçelerinde ve duruşmadaki beyanlarında 14.11.2011 tarihli devir tarihi itibarıyla nama yazılı hisse senedinin basılmadığını savunduğu halde mahkeme kararının gerekçesinde, davacının, şirketin hisselerinin nama yazılı olduğu ve hisse senetlerinin hangi tarihte basılmış olduğu iddiaları ile örneğini sunduğu hisse senedi ve matbaa faturasıyla ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Mahkemece, tarafların iddia, savunma ve delilleri kapsamında, şirket yönetim kurulu kararlarının ve ticaret sicil kaydının eksiksizce dosya içerisine alınıp incelenerek, şirketin hisselerinin devir tarihi itibariyle basımı yapılan nama yazılı hisse veya ilmuhaber senedi niteliğinde mi yoksa çıplak pay niteliğinde mi olduğu, hisse devrine dair alınan yönetim kurulu kararının devir şartlarını taşıyıp taşımadığı ve geçerli olup olmadığının tespiti ile sonuca varılması gerekirken, davacının ibraz ettiği ilmuhaber ve hisse senedi ihracına dair yönetim kurulu kararları, basılı hisse senedi örneği, matbaa faturası hiç değerlendirilmeksizin hisselerin çıplak olduğu ve bu nedenle alacağın temliki yoluyla yapılan devrin geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.”

Hisse devri sözleşmeleri konusunda hak kaybını önlemek açısından bir şirket avukatı aracılığı ile hareket etmenizi öneririz.

Bu yazımızda hisse devri sözleşmeleri hakkında sıkça sorulan soruları yanıtladık. Sizlerde konu hakkında soru sormak isterseniz alttaki formu doldurarak büromuza iletebilirsiniz.

KONKORDATO NEDİR?

Konkordato nedir, türleri nelerdir? Adi konkordato nedir, başvurma prosedürü nedir, süreç nasıl işlemektedir? Bu sorularınıza ve konkordatoya ilişkin birçok sorunuza bu makalemizde yanıt bulabilirsiniz. Konuya ilişkin tüm sorularınızı sayfanın en alt kısmındaki formu doldurmak suretiyle bizlere iletebilirsiniz.

Konkordato Ne Demek?

Kısaca; borçlunun mahkeme denetimi altında alacaklılar ile anlaşması durumuna konkordato ismi verilmektedir. Bu anlaşmanın içeriği iki şekilde olabilmektedir. Öncelikle borcun belirli bir oranının ödenmesi ile borcun sona ermesi şeklinde tarafların anlaşması mümkündür. Bununla birlikte borcun vadelere bölünerek ödenmesi halinde borçlunun borcundan kurtulacağı hususunda anlaşılabilir. Ayrıca konkordato terimi, literatürde borç anlaşması veya iflas anlaşması olarak da ifade edilmektedir. Konkordato hem adi borçluların hem de iflasa tabi borçluların yararlanabileceği hukuki bir yoldur.

Konkordato hem borçlu hem alacaklının menfaatleri düşünülerek düzenlenmiş bir hukuki yoldur. İki taraf da kendince fedakarlıklarda bulunarak sulh yoluna giderler. Borçlu olan biri hayatın olağan akışı dolayısıyla borcunu ödemek istemesine rağmen ödeyemeyebilir. Bunun yanında tüm borçlarını vadesinde ödemesi durumunda borçlunun ekonomik geleceği büyük zararlar görebilir. Ayrıca böyle bir durumda alacaklı taraf konumunda olan kişiler de alacaklarını tam veya kısmen alamayabilirler. Özellikle birden fazla alacaklının var olduğu durumlarda bazıları alacaklarını tahsil edebilirken bazıları edemeyebilir. Konkordatonun amacı, tarafları sulh yoluna iterek bu tür zararların meydana gelmesini engellemektir.

Konkordato, icra takibi tarzında bir takip yolu değildir. Nitekim alacaklıların borçluyu takip etmesini öngören bir yol değildir. Tam aksine borçlunun olası icra takiplerinden kaçınmasına ve iflasın önüne geçilmesine yarayan bir prosedürdür.

Konkordato Türleri Nelerdir?

Konkordato türlerini, yapılış biçimine ve yapılış zamanına göre iki ana başlıkta toparlayabiliriz. Yapılış zamanına göre konkordato türleri; iflas dışı konkordato, iflas içi konkordato ve malvarlığının terki suretiyle konkordatodur. Yapılış biçimine göre konkordato türleri ise; tenzilat konkordatosu, vade konkordatosu ve karma konkordato şeklindedir.

A) Yapılış Zamanına Göre Konkordatolar:

1 – İflas Dışı Konkordato: İflastan önce borçlunun teklif etmesi ile gündeme gelmektedir. İflasa tabi şahıslardan ise borçlu, iflas öncesinde konkordato teklifinde bulunabilir. Bu teklif alacaklılar tarafından kabul edilir ve mahkemece de tasdik edilirse borçlu iflas etmekten kurtulur.

2- İflas İçi Konkordato: Burada hakkında iflas kararı verilmiş borçlu söz konusudur. Burada borçlu müflis sıfatından kurtulmayı ve borçlarının yeniden yapılandırılmasını amaçlamaktadır. İflas içi konkordato, mahkemece tasdik edilirse, iflasın tüm hüküm ve sonuçlarını ortadan kaldırmaktadır. Müflis, bu yola ancak iflasın açılmasından paraların kesin dağıtılmasına kadar geçen süreç içerisinde başvurabilir.

3 – Malvarlığının Terki Sureti ile Konkordato: Bu tür konkordatoda borçlu, malvarlığını alacaklılar üzerine geçirmektedir. Bu şekilde borçlu borcundan ve ileride karşısına çıkabilecek olan iflas sonucundan kurtulmaktadır. Alacaklılar, kontrolleri altındaki malvarlıklarını kanunda düzenlenen usuller çerçevesinde paraya çevirirler. Elde edilen paradan alacaklarını tahsil ederek böylelikle alacaklılar.

B) Yapılış Biçimine Göre Konkordatolar:

1 – Tenzilat Konkordatosu: İmtiyazsız alacak sahipleri kanundaki usuller çerçevesinde, alacaklarının belirli bir yüzdesinden feragat etmektedirler. Bu sebeple yüzde konkordatosu adı ile de anılmaktadır. Borçlu, feragat edilen oran dışındaki alacakları ödemesi suretiyle borcundan kurtulmuş olur.

2 – Vade Konkordatosu: Alacaklı tarafından, alacak miktarında herhangi bir feragatte bulunulmaksızın, borçluya borcunun tamamını ödemesi noktasında vade tanınır. İİK m. 305 gereğince, borçlunun mevcudu doğrultusunda hareket edilmelidir. Dolayısıyla bu şekilde vade tanınması ile borcun tamamının ödenmesi söz konusu ise artık yüzde konkordatosu gündeme gelmeyecektir.

3 – Karma Konkordato: Burada borçlunun çok ağır ekonomik zorluklarla karşı karşıya olması gerekmektedir. Burada ödeme teklifi, hem yüzde hem de vade konkordatosunu içermektedir. Yani alacaklı, hem alacak miktarının belli bir oranından vazgeçmekte hem de kalan kısım için borçluya vade tanımaktadır.

Adi Konkordato Nedir?

Adi konkordato, iflas kararı verilmede önce başvurulan konkordato prosedürüdür ve iflas dışı konkordatonun bir diğer adıdır.

Bilindiği üzere hukuki olarak herkes iflasa tabi değildir fakat gerçek veya tüzel kişi olduğuna ve tacir olduğuna bakılmaksızın herkes konkordatoya başvurabilmektedir. İflasa tabi olmayan kişiler haklarında iflas kararı verilemeyeceği için yalnızca adi konkordatoya başvurabilirler. Ancak iflasa tabi olmayan kişilerin konkordato prosedürüne başvurması uygulamada çok sık karşılaşılan bir durum değildir. Genellikle iflasa tabi kişiler iflastan kurtulmak maksadıyla yani iflas kararı verilmemesi için adi konkordatoya başvurmaktadır. Bu nedenden ötürü iflas önleyici konkordato olarak da bilinmektedir.

Adi Konkordatoda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Bu prosedüre başvurmak isteyen borçlu, iflasa tabi kişilerdense muamele merkezinin yani ticari faaliyetlerin yürütüldüğü yer Asliye Ticaret Mahkemesi yetkili ve görevli mahkemedir. Borçlu iflasa tabi kişilerden değilse, yerleşim yeri Asliye Ticaret Mahkemesi yetkili ve görevli mahkemedir. Eğer ki yer bakımından yetkili alanda Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmuyorsa, görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.

Kimler Konkordato Yoluna Başvurabilir?

İcra ve İflas Kanunu, konkordatoya başvurabilecek kişiler bakımından 285. maddesinde düzenleme yapmıştır. İlgili hükümde bulunan herhangi bir borçlu ifadesinden de anlaşılacağı üzere; borçlu taraf olarak tüzel kişiler veya tacir olup olmadığına bakılmaksızın tüm gerçek kişiler bu prosedüre başvurabilir. Fakat alacaklı taraf, konkordato yoluna başvuracaksa; borçlu taraf mutlaka iflasa tabi kişilerden olmalıdır. Yani alacaklılar, iflasa tabi olmayan borçlular yönünden konkordato talebinde bulunamazlar.

Konkordatoya Başvurmanın Şartları Nelerdir?

Vadesi geldiği halde borçlarını ödeyemeyen veya borcunu vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan borçlu konkordatoya başvurabilir. Konkordatoya başvurmak için kesin bir acizlik halinin bulunması gerekmemektedir. Nitekim aciz hali sürekli yoksunluk anlamına gelirken, konkordatoya başvurmak için geçici bir yoksunluğun bulunması yeterlidir. Zaten sürekli bir yoksunluk hali söz konusu ise aşağıda detayları verilen ön proje ve ödeme planının hazırlanması mümkün olamayacaktır. Geçici bir nakit sıkıntısında olan borçlu, kendisine uygun bir süre verilmesi veya borcun taksitlere bölünmesi halinde borcunu ödeyebileceğini bildirerek konkordato başvurusunda bulunabilecektir.

Ayrıca rehinli alacaklar bakımından bir istisna getirilmiştir. Rehinli alacak söz konusu ise borçlunun başvurusunun yanında rehinli alacaklıların da kabulü aranmaktadır.

Konkordato Süreci Nasıl İşler?

1850 tarihinden beri  Türk hukuk literatüründe var olan konkordato hakkında, iflas erteleme kurumunun işlevsiz kalması sebebiyle 2018 yılında önemli değişiklikler yapılmıştır. Bu değişikliklerle iflas erteleme kurumu tamamen kaldırılmıştır. Çevresel ya da içsel nedenlerle kötü niyet gütmeyerek işleri bozulan ve borçlarını ödeyemeyecek duruma gelen iş insanlarını korumaya yönelik olan konkordato süreci şu şekildedir:

  1. Danışan firma ile gizlilik sözleşmesi hazırlanır.
  2. Konkordato talep edilecek firma için durum analizini içeren ön konkordato projesi tasarlanır.
  3. Hazırlanan bu proje, mal varlığı beyanları ve alacaklara dair tablo ile  yetkili Asliye Ticaret Mahkemesi’ne sunulur.
  4. Mahkeme, 3 ay geçici mühlet verir ve geçici Konkordato Komiseri atar.
  5. Komiser tarafından geçici mühlet içinde firmaya ilişkin rapor hazırlanır.
  6. Yetkili mahkeme, hazırlanan rapora ilişkin olarak 1 yıllık kesin mühlet kararı verebilir.
  7. Kesin mühlet kararıyla alacaklılar kurulu oluşturulur.

Yetkili mahkemenin raporları tasdik etmesi halinde konkordato ilan edilir. Mahkemece bu raporların tasdik edilmemesi halinde ise iflas söz konusu olur.

Konkordatoya Başvuru Sırasında Dilekçeye Eklenecek Belgeler Nelerdir?

Konkordato talebi mahkemeye sunulacak dilekçe ile yapılmaktadır ve bu dilekçeye eklenmesi gereken bazı belge ve mali tablolar bulunmaktadır. İlgili belge ve mali tablolar, İİK m. 286’da belirtilmiştir. Bu dilekçe ve ekleriyle birlikte mahkemeden konkordato mühleti talep edilecektir.

Mahkemeye sunulması gereken ilk belge ön proje yani konkordato teklifidir. Borçlu malvarlığının durumunu gösteren belgeleri de mahkemeye ibraz etmelidir. Ayrıca borçlu defter tutmaya mecbur kişilerden ise kanunda belirtilen belge ve defterleri de mahkemeye sunmalıdır. Talebe eklenmesi gereken bir diğer belge ise, alacaklıların kimler olduğu, alacaklıların toplam alacak miktarlarını ve alacaklı imtiyazlı ise imtiyaz durumunu gösteren tablodur.

Dilekçeye eklenecek diğer bir husus ise, borçlunun iflas etmesi halinde alacaklıların eline geçmesi düşünülen tutar ile konkordato teklifine yani ön projeye göre ellerine geçmesi düşünülen tutarın karşılaştırılmasını içeren tablodur. Borçlu ek olarak ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşeceği konusunda güvence veren denetim raporu ile dayanaklarını da dilekçeye eklemelidir. Söz konusu denetim raporunu verecek kurumun hangi şartları taşıması gerektiği mevzuatımızda belirtilmiştir. Bu denetim raporu, küçük işletmeler için zorunlu değildir.

Dilekçeye eklenmesi gereken belgeler yalnızca İcra İflas Kanununda belirtilmemiştir. Borçlu ayrıca Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan yönetmelik hükümlerine de uymalı ve yönetmelikte belirtilen belgeleri mahkemeye ibraz etmelidir. Borçlu, başvuru dilekçesinde sunulan ekler dışında, konkordato prosedürü işlemeye devam ederken mahkeme veya konkordato komiseri tarafından istenen diğer belgeleri de sunmak zorundadır.

Sunulacak belgelerdeki mali raporlar, başvuru tarihinden önce en fazla 45 gün öncesine ait olmalıdır. Önemli bir husustur. Aksi takdirde sunduğunuz mali raporlar dikkate alınmayacaktır.

Başvurunun Değerlendirilmesi ve Geçici Mühlet Kararı

Başvuru talebinde, mevzuat gereği istenen belge ve kayıtların eksiksiz bulunması halinde mahkeme derhal geçici mühlet kararı vermektedir. Mahkemenin başvuruyu incelemesi yalnızca şekli bir incelemeden ibarettir ve belgelerin eksik olup olmadığına ilişkindir.

Geçici mühlet kararı 3 aylık süre için verilir ve bu süre dolmadan talep üzerine 2 ay daha uzatılabilir. Talebi borçlu yapabileceği gibi geçici komiser de yapabilir. Talebi borçlu yapması halinde geçici komiserin konu ile ilgili fikri alınır. Geçici mühlet süresi, her hâlükârda 5 ayı geçemez.

Konkordato İlan Etmek Nasıl Olur?

Konkordato başvurusunun kabulü ve beraberinde verilen geçici mühlet kararı, ticaret sicili gazetesinde ve Basın İlan Kurumu’na ait resmi ilan sitesinde ilan edilmektedir. Söz konusu ilanlar, başvurudan alacaklıların haberdar olmasını amaçlamaktadır.

Alacaklılar, geçici mühlet talebinin kabulü ve geçici mühletin uzatılmasına ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvuramazlar. Ancak buna ilişkin kararı veren mahkemeye itiraz edebilirler. İtiraz süresi ilan tarihinden itibaren başlar ve 7 gündür. Alacaklıların itiraz konusu ise, geçici mühlet kararının borçlunun mali durumunu iyileştirmesine katkı sağlamayacağı, konkordatonun başarılı olamayacağı, mevzuat gereği verilmesi gereken belgelerin verilmediği veya verilen belgelerin gerçeğe uygun olmadığı şeklinde olabilir.

Konkordato Başvurusu Kabul Edilirse Ne Olur?

Başvurunun kabulü ile geçici mühlet kararı verilmiş olacaktır. Geçici mühlet kararının en önemli sonuçlarından birisi, borçluya karşı başlatılan icra takiplerinin durması ve hakkında yeni takip başlatılamamasıdır. Buna karşın sehven takip açılırsa hakkınızda, ödeme emrine itiraz etmek suretiyle, takibin iptalini veya durmasını sağlayabilirsiniz. Takip yasağının bazı istisnaları bulunmaktadır. Bunlar; konusu rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip, işçi ve nafaka alacaklarıdır. Bu istisnalardan biri olan rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takipte söz konusu rehinli mal muhafaza altına alınamayacağı gibi satış işlemine de konu olamayacaktır.

Eğer ki konkordato ilan etmiş olan bir iş yerinden haksız olarak çıkarıldığınızı düşünüyorsanız; sitemizde bulunan işçi hakları konulu makalemizi okumanızı tavsiye ederiz.

Geçici mühlet kararı ile birlikte mahkeme tarafından borçlunun malvarlığının korunması için gerekli görülen tüm tedbirler alınabilir. Bu durum borçlunun alacaklılara zarar verici işlemler yapmasını engellemeyi de kapsar. Söz konusu tedbir, HMK hükümlerine göre verilen ihtiyati tedbir niteliğinde değildir. İhtiyati haciz gibi takip hukukuna özgü geçici bir hukuki korumadır.

Konkordato Komiserliği Nedir?

Mahkeme tarafından kesin mühlet kararı verildikten sonra; dosya denetim amaçlı olarak bir kişiye verilir. İşte dosyanın teslim edildiği bu kişiye konkordato komiseri denir. Komiser, kesin mühlet içerisinde, mahkemece tasdikin gerçekleşebilmesi için gerekli işlemleri tamamlar. Buna müteakip olarak, karar verilmek üzere, dosyayı düzenlediği rapor eşliğinde mahkemeye iade eder. Komiserin, yapmış olduğu işlemlere ilişkin şikayetler, ilgili Asliye Ticaret Mahkemesine yapılır. Bu şikayetler, mahkeme tarafından kesin olarak karara bağlanır. Komiserin yapmakla yükümlü olduğu görevleri ise şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Konkordato projesinin tamamlanmasına katkıda bulunmak.
  • Borçlunun faaliyetlerini gözetim altında tutmak.
  • Kanun tarafından kendisine verilen görevleri ifa etmek.
  • Mahkemenin istediği hususlarda ve verdiği süreler içerisinde ara raporlar sunmak.
  • Alacaklılar kurulunu, sürecin seyri hakkında belirli aralıklarla bilgilendirmek.
  • Talepte bulunulması halinde, diğer alacaklılara konkordatonun seyri ve borçlunun güncel mali durumu hakkında bilgi vermek.
  • Mahkeme tarafından verilen diğer iş ve işlemleri yerine getirmek.
Geçici Konkordato Komiseri Nedir?

Burada geçici mühlet kararı ile birlikte mahkeme tarafından ayrıca geçici komiser veya komiserler de atanacaktır. Geçici komiserin temel amacı, konkordatonun başarıya ulaşma ihtimalini ve ön projenin gerçekleşme ihtimalinin yani hayata geçirilebilir olup olmadığının tespitidir.

Konkordatoya ilişkin prosedürün, görüldüğü üzere, sadece başvuru aşaması bile içerisinde bir çok detayı barındıran ve uzmanlık isteyen bir konudur. Makalemizde cevabını bulamadığınız, konuyla ilgili tüm sorularınızı aşağıdaki kısımdan bizlere sorabilirsiniz.

Releated Posts