0216 387 0 388

Ödeme Emrine İtiraz ve İlgili Yargıtay Kararları

Ödeme emrine itiraz, borçlunun borcunu ödemesi için alacaklının talebi üzerine icra müdürlüğü tarafından gönderilen ödeme emrine ilişkin itirazdır. Ödeme emri, ilam yani mahkeme kararı üzerine gönderilebilir. Bu durumda itiraz mümkün değildir. Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip veya ilamsız takiplere itiraz edilebilir. İcra hukuku ile ilgili daha fazla makaleye “İcra Hukuku” sayfasından ulaşabilirsiniz.

 

Ödeme Emrine İtiraz Nereye ve Nasıl Yapılır?

 

Öncelikle şunu belirtelim ki ödeme emrinde borcun yazılması borcun kesinleştiği anlamına gelmemektedir. Ödeme emri tebliğ edilen kişi böyle bir borç olmadığını iddia ediyorsa ödeme emrine itiraz etmesi gerekmektedir. İtiraz, dosyanın bulunduğu yerdeki icra dairesine yapılmalıdır. İtiraz dilekçesinde itiraz gerekçesi açık ve net bir şekilde belirtilmelidir. İtiraz genellikle imzaya, icra dairesinin yetkisine veya borca edilebilir. Dosyanın bulunduğu icra dairesinin müdürü tarafından itirazın zamanında yapılıp yapılmadığına karar verilir. Söz konusu icra dairesi yerine masrafların karşılanması şartıyla muhabere yoluyla da itiraz edilebilir.

 

Ödeme Emri İle İlgili Nelere İtiraz Edilebilir?

Ödeme emrine edilecek itirazları genel başlıklar altında şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Borca itiraz
  • Yetki itirazı
  • İmza itirazı
  • Zaman aşımı itirazı

 

Ödeme Emrine İtiraz Süresi

Ödeme Emrine İtiraz Süresi

İtiraz kesinlikle kanunla belirlenmiş süreler içerisinde yapılmalıdır. İlamsız takiplere ilişkin itirazlar ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 (yedi) gün içerisinde yapılmalıdır. Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip halinde ise ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 (beş) gün içerisinde itiraz edilmelidir.  Ödeme emriyle birlikte daha uzun bir itiraz süresi bildirilmişse o süre içerisinde itiraz edilebilir. Ödeme emrine saymış olduğumuz süreler içerisinde itiraz edilmemesi halinde takip kesinleşir ve borç kabul edilmiş sayılır. Mücbir sebeple itiraz edilememesi sebebiyle takibin kesinleşmesi halinde mücbir sebep veya etkisi ortadan kalktıktan sonra 3 (üç) gün içerisinde itiraz edilebilir.

 

Ödeme Emrine İtiraz Sonucunda Ne Olur?

Ödeme emrine yapılan itiraz ile takip kendiliğinden durur. İtiraz edilmesi halinde alacaklı, ya itirazın kaldırılması yada itirazın iptali davası açma yoluna gidebilir. Borçlu, haksız yere itiraz etmesi halinde %20 oranında icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilecektir. Ayrıca açıla dava sebebiyle ortaya çıkan yargılama giderleri ve vekalet ücreti de borçluya yükletilecektir.

Ödeme emrine itiraz, basit bir dilekçe ile halledilebilecek işlem değildir. İtiraz mutlaka icra hukuku alanında uzman bir avukat tarafından yapılmalıdır. Aksi halde icra inkar tazminatı, yargılama giderleri ödenmesi ve itiraz süresinin geçirilmesi gibi hak mağduriyetleri yaşanabilmektedir.

 

Ödeme Emrine İtiraz Hakkında Yargıtay Kararları

“Alacaklı banka  vekilinin icra takibine dayanak yaptığı kredi kartına ilişkin hesap kat ihtarı ve hesap özetinin, ödeme emri ile  birlikte borçluya gönderilmediği anlaşılmıştır. İİK’nun 58/3. maddesi gereğince; alacak, bir belgeye  dayanmakta ise, belgenin aslının veya alacaklı yahut mümessili tarafından tasdik edilmiş borçlu  sayısından bir fazla  örneğinin takip talebi anında icra dairesine verilmesi ve ayrıca Hukuk Genel Kurulu’nun 2.2.2000 tarih ve 2000/12-50 Esas, 2000/47 sayılı kararında da açıklandığı üzere İİK.nun 61/l. maddesi (2). cümlesi gereğince de  takip bir belgeye dayanıyor ise, belgenin onaylı bir örneğinin ödeme emri ile birlikte  borçluya  gönderilmesi zorunludur.

Borçlunun  takibin şekline göre yasal sürede  icra dairesine itiraz etmiş olması, şikayet  yoluyla  icra mahkemesinden ödeme  emrinin iptalini istemesine engel teşkil etmez. Zira, hakkında  yeniden ödeme emri tebliği gerekeceğinden, borçlunun ödeme emrinin iptalini talep  etmekte  hukuki yararı bulunmaktadır. O halde mahkemece, şikayetin kabulü ile ödeme emrinin iptaline karar verilmesi  gerekirken,  yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde  hüküm tesisi isabetsizdir. ” (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Esas No : 2011/1057 Karar No : 2011/16502 Tarih : 22.09.2011)

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı ( Karar No: 2009/182)

“İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. İtiraz, takibi yapan icra dairesinden başka bir icra dairesine yapıldığı takdirde bu daire gereken masrafı itirazla birlikte alarak itirazı derhal yetkili icra dairesine gönderir; alınmayan masraftan memur şahsen sorumludur.

Takibe itiraz edildiği, 59 uncu maddeye göre alacaklının yatırdığı avanstan karşılanmak suretiyle üç gün içinde bir muhtıra ile alacaklıya tebliğ edilir.
Borçlu veya vekili, dava ve takip işlemlerine esas olmak üzere borçluya ait yurt içinde bir adresi itirazla birlikte bildirmek zorundadır. Adresini değiştiren borçlu yurt içinde yeni adres bildirmediği ve tebliğ memurunca yurt içinde yeni adresi tespit edilemediği takdirde, takip talebinde gösterilen adrese çıkarılacak tebligat borçlunun kendisine yapılmış sayılır. Borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısmın cihet ve miktarını açıkça göstermesi lazımdır. Aksi takdirde itiraz edilmemiş sayılır. Borçlu takibin müstenidi olan senet altındaki imzayı reddediyorsa, bunu itirazında ayrıca ve açıkça beyan etmelidir. Aksi takdirde icra takibi yönünden senetteki imzayı kabul etmiş sayılır. Borçluya, itiraz eylediğine dair bedava ve pulsuz bir belge verilir.” hükmünü içermektedir.

.

Görülmektedir ki, anılan maddede takibe kısmi itiraz halinde itiraz edilen kısmın; yetkiye ve imzaya itiraz halinde de buna ilişkin itirazların, açıkça gösterilmesi gerekliliği belirtilmesine karşın, borcun tamamına itiraz halinde bunun dilekçede açıkça beyan edilmesi gereğine işaret eden bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Yasanın getirmediği bir kısıtlamanın uygulama ile getirilmesi olanaklı değildir. Ödeme emrine (borcun tamamına) itirazın geçerli olabilmesi için; ödeme emrine itiraz edebilme ehliyetinin varlığı, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itirazın yapılması ve itiraz iradesinin ortaya konulması, gerekli ve yeterlidir.Ayrıca, borca itirazın geçerli sayılabilmesi için, borçlunun itirazında sebep bildirmesi de gerekmemektedir.

Ödeme emrine itiraz hakkı, kendisine “ödeme emri tebliğ edilmiş” ve “takip ehliyeti” ne sahip kimseye aittir. Tüzel kişiler aleyhine yapılan takiplerde, borçlu tüzel kişinin organı (temsilcisi) buna ilişkin yetki belgesini de göstermek kaydıyla ödeme emrine itiraz edebilir. Yukarıya aynen alınan, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 62.maddesinin 1.fıkrasının 1.cümlesine göre; takibe (ödeme emrine) itirazın yazılı (dilekçe ile ) ya da sözlü olarak icra dairesine bildirilmesi gerekir.

.

İtirazın yazılı yapılması halinde, bu hususta sınırlayıcı yasal bir düzenleme olmadığından, belirli sözcüklerin kullanılması zorunlu değildir. Borçlunun; “borçlu değilim”, “borcum yoktur”, “alacaklının takibe yetkisi yoktur”, “senet sahtedir”, “itiraz ediyorum”, “borçtan sorumlu değilim”  ve sair şekilde itiraz istemini dile getiren, itiraz iradesini ortaya koyan sözcüklerin kullanılması yeterlidir. Bu konuda, kullanılan sözcüklerin sözlük anlamına bakılmayıp, onu kullanan kişinin gerçek maksat ve isteği göz önünde tutulmalıdır.

Borçlunun dilekçesinden genel olarak “itiraz iradesi” çıkarılabiliyorsa, bu geçerli bir itiraz olarak kabul edilmelidir. Bu konuda, kuşkuya düşülmesi ha¬linde, borçlu lehine hareket edilmelidir. Zira, itirazın geçerli sayılmaması durumunda, borçlu borcu kabul etmiş sayılacağından, gerçek iradesine aykırı bir durumla karşı karşıya kalabilecektir. Kuşku bulunan hallerde, itiraz hakkı süreyle kısıtlanan borçlunun çıkarı, alacaklınınkine göre daha çok korunmaya değer olduğundan, borçlunun pek açık olmayan bildirimlerinin, bu bildirimden çıkarılacak gerçek irade de gözetilerek geçerli bir itiraz bildirimi olarak kabul edilmesi yasanın düzenleniş biçimine ve amacına da uygun olacaktır.

İtiraz dilekçesinin, icra memuruna havale ettirilip, icra tutanağına yazdırılmış olması (İİK. mad. 8/1, Yön. mad. 20) gerekir. Aksi takdirde, alacaklının bu yöne ilişkin şikayeti üzerine borçlunun itiraz dilekçesi geçerli kabul edilmez. Çünkü “ödeme emrine itiraz tarihi”, “itiraz dilekçesinde yazılı olan tarih” olmayıp, “bu dilekçenin icra tutanağına geçirildiği tarih”tir. İcra müdürünün dilekçenin kendisine verilmesine karşın tutanağa geçirmek yerine yapacağı aksine bir muamelenin borçlu lehine yorumlanması gerektiği öğretide ve yargısal uygulamada kabul edilmiştir.
Öte yandan, icra müdürünün borçlunun yazılı itiraz beyanını açık bulmaması halinde, sözlü itiraz olanağının da bulunduğunu gözeterek, borçluya itiraz beyanını açıklattırabileceği, itiraz beyanı hakkında gerekli açıklamanın itiraz süresi içinde yapılması gerektiği de, kabul edilmelidir. İtiraz süresi geçtikten sonra ise itiraz hakkında açıklama ya da değişiklik yapılması olanaklı değildir.

Tüm bu açıklamalar göstermektedir ki, borcun tamamına itiraz halinde borçlunun sebep bildirmesi gerekmediği gibi, itirazında belli bir sözcüğü kullanması da zorunlu değildir. Önemli olan yasal süre içinde şahsen veya yetkili kişiler eliyle itiraz iradesinin ortaya konulmasıdır. Bu iradenin ortaya konulmasına karşın, tereddüt oluşması halinde itiraz süresi içinde bu tereddüdün giderilmesi de olanaklıdır.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir