0216 387 0 388

İtirazın İptali Davası Nedir? Nasıl Açılır?

İlamsız bir icra takibinde borçlu, kendisine tebliğ edilen ödeme emrine yedi gün içerisinde itiraz edebilir. Usulüne uygun yapılan itiraz ile takip durur. Takibin devam edebilmesi için alacaklı tarafından itirazın iptali davası açılabilir.İcra İflas Kanunu’nun madde 68/a’da sayılan belgelere sahip olan alacaklı tarafından itirazın kaldırılması yolunu da kullanılabilecekken, bu belgelere sahip olmayan alacaklı tarafından yalnızca itirazın iptali davası yolunu kullanabilir.

 

İtirazın İptali Davası Taraflar

İtirazın iptali davası, alacaklı tarafından takip konusu alacağa itiraz etmiş borçluya karşı açılır. Yani davacı alacaklı, davalı ise ödeme emrine itiraz eden borçludur. Ödeme emri ile ilgili detaylı bilgiye “Ödeme Emrine İtiraz” makalesinden ulaşabilirsiniz.

 

İtirazın İptali Davasında Süre, Görevli ve Yetkili Mahkeme

İtiraz sonucunda takibin durdurulduğuna ilişkin kararın tebliğinden itibaren 1 yıl içerisinde alacaklı tarafından itirazın iptali davası açılabilir. Taraflar arasındaki hukuki ilişki açısından ayrıca bir hüküm bulunmaması halinde görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Davalının yerleşim yeri mahkemesi, eğer yerleşim yeri belli değil ise son yerleşim yeri mahkemesi yetkili mahkemedir.

 

İtirazın İptali Davasının Reddi

İtirazın iptali davasının reddedilmesiyle mahkeme tarafından mevcut bir alacak olmadığına karar verilmiş olur. Dolayısıyla kararın kesinleşmesiyle başlatılmış olan icra takibi de iptal olur ve aynı borç sebebiyle tekrar bir alacak davası açılamaz.

Alacaklının kötü niyetli olarak icra takibi başlatmış olması ve borçlunun talebi üzerine alacaklı hakkında reddolunan alacak miktarının %20sinden aşağı olmamak üzere tazminat ödemesine hükmolunur.

 

İtirazın İptali Davasının Kabulü

İtirazın İptali Davasının Kabulü

Mahkeme tarafından icra takibine konu olan alacağın varlığına kanaat getirilirse itirazın iptali davası kabul edilir. Mahkemenin vermiş olduğu karar ile birlikte alacaklı tarafından icra dairesinden takibe devam edilerek borçlunun malvarlığına haciz işlemlerinin uygulanması talep edilebilir.

Alacaklının talep etmesi halinde borca haksız yere itiraz eden borçlu hakkında talep edilen alacağın %20sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilir. Ayrıca yargılama giderleri de borçluya yükletilir.

 

İtirazı İptali Davasını Sonlandıran Diğer Durumlar

Alacaklı tarafından davadan feragat edilmesi halinde dava sona erer ve itirazın iptali tekrar dava konusu olamaz.

Borçlu yani davalı tarafından davanın kabul edilmesi halinde de dava sona erer.

Taraflar yargılama sırasında sulh olabilirler bu durumda da dava sona erer.

Borçlu tarafından borcun ödenmesi veya borca yapılan itirazın geri çekilmesi sonucunda da dava sona erer ancak şartları mevcut ise icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir.

 

İtirazın İptali Davası ile İlgili Yargıtay Kararları

“Dava, İİK.’nun 67/2.maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır. Davanın temelini oluşturan icra takibi 5 adet faturaya dayanmaktadır. Davalı itiraz dilekçesinde ödeme savunmasında bulunmuş, ancak duruşmaya gelmediğinden davayı inkar etmiş sayıldığı gözetilerek isticvap edilip ödeme savunmasına ilişkin delillerini sunma olanağının kendisine tanınması gerekirken, bu yönlerin gözetilmemesi nedeniyle önceki hüküm Dairemizce bozulmuş, yerel mahkemenin direnme kararı da Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nca bozulduğundan mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda yazılı şekilde hüküm oluşturulmuştur.

Ne var ki, bozma kararına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Zira davanın konusunu takibe dayanak yapılan 5 adet fatura alacağı oluşturmaktadır. Davalının ödeme savunmasının ve bu savunmanın kanıtı olarak sunduğu belgelerin bu çerçevede değerlendirilip varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken mahkemece dava konusu olmayan cari hesap ilişkisinin tümü yönünden araştırma ve inceleme yapılarak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2010/19-262 E., 2010/304 K.

.

“Dava itirazın iptali davasıdır. İtirazın iptali davaları takip talebine sıkı sıkıya bağlı davalardır. Davacı takibin dayanağı olarak 14 adet kur farkı faturasını göstermiştir. Davalı cevabında davacının taraflar arasında kur farkının ödeneceği iddiasının doğru olmadığını, kur farkı doğuran bir borcunun olmadığını belirtmiştir.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda tarafların ticari defterlerinin incelenmesinde takip dayanağı 14 adet kur farkı faturasının 11 adedinin her iki tarafın defterinde kayıtlı olduğu ve davacı kayıtlarına göre bunların ödendiği saptanmıştır. Takip dayanağı üç adet ve toplamda 28.110,27 TL tutarındaki üç adet kur farkı faturası davacı defterinde kayıtlı olmakla beraber davalı defterinde kayıtlı değildir. Davacının bu üç adet kur farkı faturasının haklı bir sebeple kesilmiş olduğunu diğer bir deyişle bu faturalardaki miktar kadar kur farkı alacağı olduğunu ispat etmesi gerekir.

Bunun içinde bu kur farkı faturalarının döviz için yapılan hangi satışlarla ilgili olduğunun bildirilip davalının bu faturalara yönelik TL bazında ödemeleri gösterilip, buna göre davacının kur farkı alacağının doğduğunun ispatlaması gerekir. Bu yapılmadan taraflar arasında kur farkı ödemesi teamülünün bulunduğu,davalının 11 adet faturayı ödediği geriye kalan 3 adedide ödemesi gerektiği gibi bir muhakeme ile davanın kabulü doğru olmamıştır.
Davacının yukarıda yazılı yöntemle alacağını ispatlaması gerekir. Kabule göre ise davacının takip konusu yaptığı 14 adet kur farkı faturasının 11 adedini ödediği 3’ünün ise ödenmediği ödenmeyen faturaların toplam tutarının 28.110,27 TL kabul edildiği halde ve davacı takibini cari hesaba dayandırmadığı düşünülmeden davacının takip konusu yapmadığı cari hesaba dayanarak davanın 40.946,34 TL üzerinden kabulü doğru olmamıştır. ” Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2017/2595 E., 2018/6803 K.

.

“Dava, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan ilamsız takibe itirazın iptali davasıdır. Takip dayanağı ipotek davalı …’e ait taşınmaz üzerinde 23/10/2008 tarihinde 2 yıl süreli olarak 140.000,00TL üst limitli davalı … Ltd. Şti. tarafından davacı … A.Ş.den “alınmış ve alınacak malzeme bedeline” istinaden tesis edilmiştir. Görüldüğü gibi bu ipotekte ipotekli taşınmazın yükü; 1-140.000,00TL üst limit, 2-Borcun malzeme alımından kaynaklanması 3-2 yıllık süre olmak üzere üç husustan sınırlandırılmıştır. Davacı tarafından Türk Medeni Kanunu’nun 887. maddesi uyarınca 2 yıllık süre dolmadan önce 20/05/2010 tarihinde davalılara ihtarname çekilmiş olup, böylece 2 yıl içinde talepte bulunulmuş olmaktadır. Ne var ki, bu ipotek davalı … Ltd. Şti.’nin davacıya olan bütün borçlarını değil, sadece malzeme alımından kaynaklanan borçlarını garanti altına almaktadır. Mahkemece alınan rapora göre cari hesap ve karşılıksız çekler üzerinden alacak belirlenmiş ve bu alacaklar ipotekle teminat altına alındığı kabul edilmiş ise de bu kabul doğru olmamıştır. Davacının cari hesap alacağını kendi defterleri ile ispatı mümkün değildir.

.

Davacı, cari hesaptaki alacak kayıtlarının dayanaklarını da ortaya koymalıdır. Ayrıca davacının cari hesapta kayıtlı olan alacaklarının malzeme alımından başka nedene dayanması da mümkündür. Davacı alacağındaki malzeme satışına ilişkin dayanak ve malzemenin teslimine ait belgeleri sunabildiği takdirde davacının davalıdan malzeme satışından doğan alacağı hesaplanabilir. Davalının bu borca ilişkin ödemeleri de borçtan düşülmelidir. İpotek sadece davacının malzeme satışından kaynaklanan alacağından dolayı paraya çevrilecek şekilde hüküm kurulmalıdır. Öte yandan bu ipotek davalının karşılıksız kalan çekleri için de verilmiş değildir. Bu itibarla bu ipotek karşılıksız kalan çeklerin tahsili için paraya çevrilemez. Mahkemece bu hususlar yeterince değerlendirilmeden eksik tahkikatla hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.” Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2018/2894 E.,  2018/6692 K.

“Birleşen itirazın iptali davasına konu takip çıkışı 30.554,37 TL’dir. Ancak dava açılırken harç asıl alacak miktarı olan 27.242,70 TL üzerinden yatırılmıştır. Dava dilekçesinde ise herhangi bir ayrım yapılmaksızın itirazın iptali istenilmiştir. Bu sebeple birleşen davada davacının talebinin açıklattırılıp, takip çıkışı üzerinden itirazın iptali davası açıldığının anlaşılması halinde Harçlar Kanunu’nun 28. ve 32. maddeleri uyarınca eksik harcın ikmali için kesin süre verilerek sonucuna göre işlem yapılması gerekirken, bu usuli eksiklik ikmal edilmeden birleşen davanın esası hakkında hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.” Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2017/4964 E.,  2018/6571 K.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir