0216 387 0 388

Doktor Hatası Nedeniyle Doğan Sorumluluk

doktor hatası nedeniyle tazminat

Ülkemizde birçok insan tedavi gördüğü sırada doktor hatası sonucunda oluşan zararlara karşı ne yapılacağını bilmemekte veya oluşan zararların tazmini konusunda karamsar davranmaktadır. Bizde bu makalemizde tıbbi uygulama hatalarından doğan sorumluluk ya da yaygın kullanımıyla doktor hatalarına karşı zarar gören hastaların; ne yapması gerektiği, nerede ve hangi zaman zarfında dava açması gerektiğinden bahsetmeye çalıştık.

Hukuken hiç kimse bir başkasının vücut bütünlüğüne müdahale edemez ve kişinin üzerinde herhangi bir değişikliğe yol açacak davranışta bulunamaz. Bu durumun istisnası hekimlerin tıbbi müdahaleleridir. Hekimler tarafından yapılan her işlem risk barındırır. Bazen tüm önlemler alınmış gerekli tüm özen gösterilse dahi istenmeyen sonuçlar meydana gelebilmektedir. Bunlara tıptaki karşılığıyla komplikasyon denmektedir. Hekim eğer gerçekleşen komplikasyona zamanında müdahale etmez veya hemen gerekli tedbirleri almazsa komplikasyon değil malpraktis olur. Bu durum dışındaki olaylarda müdahalede bulunan hekimin sorumluluğu yoktur.

Eğer iş kazası nedeniyle hastanede tedavi görüyorsanız, iş kazası geçiren işçinin hakları konulu makalemize göz atmanız yararınıza olacaktır. Eğer ki tedavi görmenize sebep olan olay bir trafik kazası ise buna ilişkin detaylı bilgiye de makaleler kısmından ulaşabilirsiniz.

Doktor Hatasından (Tıbbi Müdahaleden) Dolayı Sorumluluk Türleri

Hekimlerin tabi oldukları sorumluluklar; cezai, idari ve mesleki sorumluluk olmak üzere üçe ayrılır.

Hekim veya diğer başka bir sağlık çalışanının hukuka aykırı eylemleri suç olarak tanımlanır. Bunun sonucunda ise cezai sorumluluk ortaya çıkacaktır. Hukuka uygunluk sebepleri arasında yer alan ‘ilgilinin rızası’ yani hastanın rızası sonucunda hekim tarafından yapılan tıbbi müdahaleler cezai sorumluluk kapsamında yer almaz. Eğer hekimin müdahalesi vahim hatalar, kast veya taksirle zarar meydana gelmişse cezai sorumluluk ortaya çıkacaktır.

Devlete ait kurumlarda (Aile sağlığı merkezleri ve devlet hastaneleri gibi.) çalışan hekimler idareye karşı sorumludurlar. Hekimin müdahaleleri sonucu oluşan sorumlulukta devlet yani idarede hekimle birlikte sorumludur. Tüm kamu görevlilerinin sorumluluğunda olduğu gibi doktor hataları sonucunda dava idareye karşı açılacaktır. İdarenin ödediği bedeli ilgili hekime rücu etme hakkı bulunmaktadır. Yargılama sonucunda idare tazminata mahkum edildiyse, idare bu tazminatı ilgili hekimden rücu davası yoluyla tahsil edebilecektir. İdareye karşı tam yargı davası açmadan önce bilmeniz gereken tüm hususları konu ile ilgili kaleme alınmış makalemizi okuyarak edinebilirsiniz.

Hekimler her zaman hastaya zarar vermeme, hastayı tüm aşamalarda bilgilendirme, her türlü ayrımcılıktan kaçınma, hasta rızası olmadan işlem yapmama ve hasta mahremiyeti gibi kurallara uyma zorunluluğu bulunmaktadır. Hasta mahremiyeti kapsamında özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun oluşması söz konusu olabilir.

Hekim ile Hasta Arasında Bulunan İlişki

Öncelikle değinmemiz gereken konu, hasta ile hekim arasında kurulan ilişkinin hukuki niteliğidir. Genel olarak hekim ile hasta arasında kurulan ilişki hukuken vekalet ilişkisi olarak bilinmektedir. Ancak bazı durumlarda bu ilişki vekaletsiz iş görme veya eser sözleşmesi olarak da ortaya çıkabilmektedir.

Hekim ile hasta arasında kurulan sözleşmede, hekimin ve hastanın bir çok borcu bulunmaktadır. Öncelikle hastanın borçlarına değinecek olursak bunlar; hekimin sözleşmeden doğan ücretini ödemek, hekimin sorduğu sorulara doğru yanıt vermek ve tedaviyi olumsuz etkileyecek davranışlardan kaçınmaktır.

Hekimin sözleşmeden kaynaklı asıl borcu hastalık ile ilgili tanı koyarak tedavi etmektir. Ancak bunun dışında hekimin; hastayı bilgilendirme, onam alma, hasta kayıtlarını tutma, sır saklama, sadakat ve özen gösterme borcu gibi yan borçları da bulunmaktadır. Onam almanın anlamı; hastalığın teşhisi, hastalığın tedavisi için uygulanacak yöntemi ve tedavi risklerinin evrak halinde hastaya beyan edilmesidir.

Doktor Hatası Nedeniyle Hekimin Hukuki Sorumluluğu

Hekim ile hasta arasında bulunan hukuki ilişkinin genelde sözleşme niteliğinde olduğunu belirttik. Bunun dışında hekimin sorumluluğu dolayısıyla doktor hatası nedeniyle tazminat bazı durumlarda haksız fiil sorumluluğuna bazı durumlarda ise vekaletsiz iş görmeye de dayanabilmektedir. Biz bu makalemizde yalnızca uygulamada sıkça karşılaşılan, hekimin vekalet sözleşmesinden doğan sorumluluğunu inceleyeceğiz. Hekimin sözleşmeden doğan borçlarını yerine getirmemesi halinde sorumluluğu doğacaktır ancak bu sorumluluğun bazı şartları bulunmaktadır.

Doktor hatası nedeniyle hekimin sorumluluğunun doğabilmesi için; bir sözleşmenin varlığı, sözleşmenin ihlal edilmiş olması, ihlalde hekimin kusurunun olması, hastanın ihlal nedeniyle zarara uğramış olması ve zarar ile kusurlu fiil arasında illiyet yani nedensellik bağının olması şarttır.

Sözleşmenin ihlal edilmiş olması, hekimin sözleşmeden doğan borçlarını yerine getirmemiş olmasını ifade eder. Doktorun asli borcu hastalık tanısı koymak ve tedavi etmektir. Hastalık tanısı koymada özen göstermeyen, gerekli araştırmaları yapmayan, mesleki eksikliği nedeniyle araştırmaları yanlış yorumlayan, mesleki acemilik gibi nedenlerden ötürü bu borcu ihlal etmesi hukuki sorumluluğunun doğmasına sebebiyet verebilir.

Sözleşmeyi ihlal eden davranışta hekimin kusurunun bulunması gerekmektedir. Bu kusur kast veya ihmal sonucu ortaya çıkabilir. Gerekli özeni göstermemesi ihmalini doğururken, bilerek ve isteyerek sözleşmeyi ihlal etmesi kastını doğurur.

Hekimin kusurlu olarak sözleşmeyi ihlal etmiş olmasından dolayı hastanın zarar görmüş olması gerekmektedir.

Hastanın gördüğü zarar ile hekimin davranışı arasında illiyet bağının yani nedensellik bağının var olması bir diğer şarttır.

Doktor Hatası Nedeniyle Tazminat

Doktor hatası nedeniyle tıbbi müdahaleden zarar gören kişi, ilk olarak doğan zararın telafisi için gördüğü ek tedavinin masraflarını talep edebilir. Kişinin yanlış müdahale sonucu uğradığı kazanç kaybı ve yanlış müdahalenin ekonomik geleceğini sarsması durumları söz konusu ise bu zararların da tazmini gerekmektedir.

Hekimin müdahalesi sonucu hastada psikolojik travma, üzüntü, fiziksel acı meydana gelebilmektedir. Hakim tarafından, hastanın bu zararlarının tespit edilmesi ve bu zararların bir nebze olsun giderilmesi için manevi tazminata karar verilmesi gerekmektedir. Manevi tazminat miktarının mağdur hastayı tatmin edici olması gerekmektedir.

Doktor Hatası Sonucu Ölüm

Tazminat kural olarak zarar gören hastaya ödenmelidir. Ancak hastanın yaşamını yitirmesi durumunda, hastadan maddi ve manevi destek gören kişilere destekten yoksun kalma tazminatı ödenmektedir.

Doktor Hatası Tazminat Miktarı

Kişinin uğradığı maddi zararın hesaplanması yani tazminat hesaplama genelde bilirkişiler aracılığıyla yapılmaktadır. Ancak burada çalıştığınız avukatın büyük bir yükümlülüğü bulunmaktadır. O da açılacak olan dava türünün doğru seçilmesidir.

Manevi tazminatın hesaplanması ise maddi tazminatın aksine soyut durumlara bağlıdır. Bu nedenden ötürü başlı başına uzmanlık isteyen bir konudur. Sitemizde bulunan avukata sor hizmetinden yararlanarak konuyla ilgili tecrübeli, bilgili ve güncel mahkeme kararlarına hakim avukatımızla iletişime geçebilirsiniz.

Doktor Hatası Nedeniyle Tazminat Zamanaşımı Süresi

Tazminat talebinin dayandığı hukuki dayanağa göre zamanaşımı süreleri farklılık arz etmektedir.

Doktor ile hasta arasındaki hukuki ilişki vekalet sözleşmesine dayanıyorsa, bu durumda zamanaşımı süresi, zararın doğduğu tarihten itibaren 5 yıldır.

Doktor hatası nedeniyle talep edilecek tazminat eser sözleşmesinden kaynaklanıyorsa bu halde de zamanaşımı süresi 5 yıldır. Ancak bu durumda eğer ki hekimin kusuru ağır nitelikte ise zamanaşımı süresi 20 yıldır.

Tazminat talebi vekaletsiz iş görmeye dayanıyorsa, bu durumda zamanaşımı süresi 10 yıldır.

Eğer ki tazminat talebi haksız fiilden kaynaklanıyorsa, hastanın zararı öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde haksız fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıl içerisinde tazminat davasının açılması gerekmektedir. Ancak haksız fiil ayrıca suç teşkil ediyorsa ve Türk Ceza Kanunu bu suç için belirtilen zamanaşımı sürelerinden daha fazla bir zamanaşımı süresi öngörüyorsa, bu durumda Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen zamanaşımı süreleri göz önüne alınacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir