İSİM DEĞİŞTİRME DAVASI

İsim Değiştirme

 

İsim ve soyadı insanların dış dünyayla iletişim kurarken ve kendilerini tanıtırken ilk söyledikleri şeydir. Her insan kimliğinin vazgeçilmez parçası olan ismini gururla söylemek ve taşımak ister. Fakat  ebeveynler bu konuda çok düşünmeden veya tam bilgi sahibi olmadan isim koyabilmektedirler. Bu nedenle bireyler diğer kişilerden kötü geri dönüşler alabilmekte ve çoğu kişi için hayat zulme dönüşebilmektedir. Özellikle sahne hayatında birçok sanatçı gerçek ismini kullanarak şöhret olamayacağını düşündüğünden kendisine yeni isim ve soyadı seçmiştir. İsimlerin insanlar üzerinde çok etkili olduğu açıktır. İsim değiştirme veya kanundaki ifadesiyle adın değiştirilmesi ancak haklı sebeplerin bulunması halinde mümkündür. Bu makalemizde isim değiştirme davası ve soyadı değiştirme hakkında merak edilen tüm sorulara cevap vermeye çalıştık. Siz de isim değiştirme ile ilgili sorularınızı sayfanın en altından sorabilir, diğer hukuki sorularınızı ise avukata sor sayfamızdan iletebilirsiniz.

İsim Değiştirme Davası İçin Haklı Sebepler

Kanunda açıkça ifade edilmediği için Yargıtay kararlarından haklı sebepler için bir çıkarım yapabilmekteyiz. Bunlara örnek olarak;

  • Kişinin adının komik, gülünç olması
  • İsminin toplumca bilinen bir suçluya ait olması ya da kötü bir olayla anılması
  • Toplumun genel ahlak kurallarına uygun olmayan isimlerden olması
  • Kimliğinde yazılı isim değil başka bir isimle herkes tarafından tanınması
  • Telaffuzunun zor olması gösterilebilir.

Sadece bu sebeplerle isim değiştirme davası açılması zorunlu değildir. Haklı sebep kavramına örnek teşkil etmesi açısından Yargıtay Kararları’nda bunlar belirtilmiştir. Kişinin yalnızca isminden rahatsız olduğu için keyfi isim değiştirme yapması da uygulamada mümkündür. Var olan isminize ikinci bir isim ekletme de yapılabilmektedir. İki isim kullanıyorsanız birisi için isim sildirme davası da açabilirsiniz.

Soyadı Değiştirme Davası Şartları

Soyadını değiştirmek isteyen kişiler de haklı bir gerekçeye dayanmalıdır. Soyadını değiştirmek isteyen kişilerin haklı bir gerekçeye dayanmayan talepleri mahkeme tarafından reddedilecektir. Haklı nedenlere örnek olarak;

  • Din değiştirme
  • Mesleki açıdan kişiye zarar verecek bir soyadı olması. Örneğin bir avukatın soy adının “Güvenilmez” olması gibi
  • Alay edilebilir olması, kötü çağrışımlarda bulunması
  • Milli kültüre, örf ve adete uygun olmaması
  • Davacının babasıyla kişisel ilişki kurmaması ve manevi bağ hissetmemesi gösterilebilir.

Haklı sebepler sınırlı sayıda değildir. Bu ve benzeri hallerde mahkeme soyadı değiştirme için haklı nedenin varlığını kabul edecektir.

Mahkemesiz İsim Değiştirme Mümkün Mü?

Nüfus Hizmetleri Kanunu’na eklenen 11. geçici madde ile 24/12/2022 tarihine kadar yalnızca aşağıda belirtilen sebeplerle sınırlı olarak isim ve soyadı değiştirme mümkündür.

  • İmla ve yazım hatası yapılmış olması
  • İsmin veya soyadının genel ahlaka aykırı olması
  • İsmin veya soyadının gülünç olması
  • Soyadının memuriyet, rütbe, aşiret, yabancı ırk ve millet isimleri ile aynı olması

Bu sebeplerden herhangi birinin bulunması halinde ikametgah adresinizin bulunduğu Nüfus Müdürlüğü’ne başvurarak isminizin düzeltilmesini talep edebilirsiniz. Bu sebepler haricinde mahkemesiz isim değiştirme mümkün değildir. Yeni kimliklerde isim ekleme de mahkeme kararı olmaksızın yapılamaz.

E devletten İsim Değiştirme Yapılabilir Mi?

Evli veya boşanmış kadınlar e devletten isim değiştirme başvurusu yaparak;

  • Kocasının soyadı ile eski soyadını birlikte kullanmayı,
  • Eski soyadını kullanmaktayken sadece eşinin soyadını kullanmayı,
  • Boşandığı eşinin soyadını kullanmasına izin verildiyse eski soyadıyla eşinin soyadını birlikte kullanmayı,
  • Sadece evlenmeden önceki soyadını kullanmayı talep edebilir.

Çocuğun İsmini Değiştirme Mümkün Mü?

Çocuğun velayet hakkına sahip ebeveyn isim değiştirme davası açarak çocuğun ismini değiştirebilir. Evlilik devam ederken çocuğun velayeti anne ve babadadır. Bu durumda anne ve babanın birlikte dava açması gerekli olup ebeveynlerden birinin tek başına dava açması mümkün değildir. Evlilik birliği sona erdikten sonra ise velayete sahip olan anne veya baba isim değiştirme davası açabilir. Şartları varsa bebeklerin dahi isminin değiştirilmesi mümkündür. Babalık davası veya boşanma sebepleri hakkında bilgi almak isterseniz bu konudaki makalemizi inceleyebilirsiniz.

İsim Değiştirme Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme

İsim değiştirme başvurusu davacının yerleşim yerinin bağlı bulunduğu Asliye Hukuk Mahkemesi’ne yapılabilir. Mahkemece isim değişikliğine hükmedildiği takdirde kimlikte isim değiştirme işlemi yapılması mümkündür.

İsim Değiştirme Davası Süreye Tabi Midir?

İsim değiştirme davası açmak için herhangi bir süre şartı yoktur. Kişi zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olmadan istediği zaman dava açabilir.

Nüfus Kayıtlarının Düzeltilmesi Davası ile İsim Değiştirme Davası Arasındaki Fark Nedir?

Nüfus kaydının düzeltilmesi davası ile davacı nüfus bilgilerindeki herhangi bir yanlışlığın düzeltilmesini talep etmektedir. İsim değiştirme ve soyadı değiştirme davalarında ise yalnızca isim ve soyadının değiştirilmesi talep edilmektedir.

İsim ve Soyadı Değiştirme Maliyeti Ne Kadar?

 

isim değiştirme avukat ücreti

2020 yılında açılan bir isim değiştirme davası için davanın başında harç ve masraflar dahil 366,60 TL ödeme yapılmaktadır. Dava ilan aşamasına geldiğinde buna ilaveten ortalama 100 TL daha ödenmektedir. Bu nedenle isim değiştirme masrafının 466,60 TL olduğunu söyleyebiliriz. İsim değiştirme davası avukat ücreti ise genellikle 3000 TL ile 5000 TL aralığında değişmektedir. E-tahsilat sistemine üye avukatlar tarafından dava masrafları ve vekalet ücreti kredi kartı ile 9 taksite bölünebilmektedir.

İsim Ekletme Davası Ne Kadar Sürer?

Adalet Bakanlığı tarafından isim değiştirme davası için belirlenen hedef süre 255 gündür. Ancak davanın iyi bir şekilde takip edilmesi halinde çok daha kısa sürede sonuçlandırılması mümkündür.

Avukatsız İsim Değiştirme Davası Açabilir Miyim?

Hiçbir hukuk davasının avukat ile takip edilmesi zorunlu değildir. Ancak bu tercih genellikle iyi sonuçlar vermemektedir. Usul hataları yapıldığı için kaybedilen birçok dava mevcuttur. Davanızın etkili bir şekilde yürütülmesi ve hızlıca sonuç alınabilmesi için isim değiştirme davası konusunda uzman bir avukattan hukuki yardım almanızı tavsiye ederiz.

NÜFUS KAYDININ DÜZELTİLMESİ DAVASI

nüfus kaydı düzeltme davası

 

İnsanların doğumları ile birlikte aile kütükleri ortaya çıkmaktadır. Buna nüfus kütükleri de denmektedir. Yerleşim adreslerinden, aile bağlarına kadar olan bilgiler burada saklanır. Zamanında yapılan basit harf hatalarından, mensup olunan dinin değiştirilmesinden, medeni halin değişmesine, cinsiyet değişikliğine kadar farklı nedenlerle insanlar bu dava yoluna başvurma ihtiyacı duyuyor. Bizde bu makalemizde nüfus kaydının düzeltilmesi davası hakkında bilgi vermeye çalıştık.

Aile Kütüklerinde Yani Nüfus Kayıtlarında Yer Alan Bilgiler

  • 11 haneli T.C kimlik numarası
  • Kayıtlı bulunulan il, ilçe, köy veya mahalle adı, cilt, aile, birey sıra numarası,
  • Kişinin adı, soyadı, cinsiyeti, baba adı, ana adı ve soyadları, daha önceden evli kadın varsa önceki soyadları,
  • Doğum yeri ile gün, ay ve yıl olarak tam tarihi ve kütüğe kayıt tarihi,
  • Evlenme, boşanma, soy bağı kurulması, ölüm, vatandaşlık kazanımı ya da kaybı gibi kişisel durumlardaki değişiklikler veya yetkili makamlarca yapılan değişiklikler,
  • Dini,
  • Medeni Hali,
  • Yerleşim yeri adresi ve fotoğraf.

Kimi zaman nüfus kayıtları tutulurken, ilk kez yazılırken (yeni doğan bebeğin adının yanlış yazılması gibi), yeniden düzenlenirken veya herhangi bir başka nedenle yanlış (soyadının alay konusu olması, ismin anlamının kötü olması gibi nedenlerle) yazılmışsa kişilerin nüfus kaydının düzeltilmesi davaları açabilme imkanları vardır.

Nüfus kaydının düzeltilmesi davasına örnek olarak, nüfus müdürlüklerinde yapılan maddi hata halleri (örneğin Deniz isimli erkek bebeğin nüfus müdürlüğünde cinsiyetinin kız olarak görünmesi.), çocukların başka akrabalar üzerine yazdırılması (örneğin asker kaçağı babanın doğan çocuğunu babasının nüfus kaydına yazdırması) gibi durumlarda nesebin belirlenmesi için nüfus kayıtlarının düzeltilmesi davası açılabilir. Nüfus kaydının düzeltilmesi davasıyla birlikte miras başta olmak üzere kişiler hukuki açıdan birçok menfaat elde edebileceklerdir.

Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davası Kime Karşı Açılır?

Kayıt düzelttirmek isteyen kişi ile hukuki menfaati bulunan tüm ilgililer ilgili Nüfus Müdürlüğünü davalı gösterilerek dava açabilir.

Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davası için Yetkili ve Görevli Mahkeme

Nüfus kaydının düzeltilmesi davasında konu örneğin soyadının yanlış yazılmasından kaynaklı ise davalının yani nüfus müdürlüğünün bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi yetkili ve görevlidir. Yani davalının yerleşim yerindeki Asliye Hukuk Mahkemesi yetkili ve görevlidir.

Türkiye’de Oturan Yabancıların Nüfus Kayıtları Nasıl Tutulur?

Herhangi bir nedenle en az 6 ay süreli oturma izni alan yabancılar, Nüfus Genel Müdürlüklerince yabancılar kütüğüne yazdırılır. Bununla birlikte yabancılar nüfusla alakalı tüm işlemlerini bu müdürlüklerde hallederler.

Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davası Çeşitleri

-İsim değiştirme davası,

-Soyisim değiştirme davası,

-Yaş değiştirme davası,

-Din değiştirme davası,

-Babalık davası,

-Gaiplik davası,

-Cinsiyet düzeltme davası,

-Soybağının reddi davası dahil olmak yukarıda sayılan tüm davaların açılabilmesi için öncelikle bir hukuki yararın olması şarttır.

İsim değiştirme davası ve soy isim değiştirme davası diğer makalelerimizde ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Bunlar dışındaki gaiplik davası kendisinden haber alınamayan ve ölümüne kesin gözüyle bakılan kişiler için o kişinin mirasçıları tarafından açılır. En son haber alınan tarihten itibaren beş yıl geçmiş olması ve gaiplik kararının verilmesi gereklidir.

Ayrıca cinsiyet düzeltilmesi davasında ise cinsiyeti yanlış yazılan veya cinsiyet değiştirenlerin bu davayı açabilmesi için: ergin olmak, sağlık kurulu raporunun bulunması ve bekar olması şarttır.

Din değişikliği talepleri dışında aynı konuyla alakalı nüfus kaydının düzeltilmesi davası sadece 1 kere açılabilir.

Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davalarında İspat

Nüfus kaydının düzeltilmesi davasında davayı açan taraf her türlü belge ile ispat yükünü yerine getirebilir. Ayrıca hakim tarafların mahkemeye sunmuş oldukları deliller dışında, dava aynı zamanda kamu düzenine ilişkin olduğu için delillerin doğruluğuyla ilgili gerekli araştırmaları yapmak zorundadır.

Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davasında Zamanaşımı

Nüfus kaydının düzeltilmesi davası herhangi bir zaman aşımına ya da hak düşürücü süreye tabi değildir. Dolayısıyla istenildiği zaman bu dava açabilir.

Davanın karara bağlanmasıyla birlikte kararın nüfus kaydına işlenebilmesi için mahkeme kararına itiraz edilmemiş ve kararın kesinleşmesi gereklidir. Kesinleşmeyle birlikte mahkeme nüfus müdürlüğüne müzekkere göndererek nüfus kaydını düzelttirecektir.

Sizde Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davalarıyla alakalı aklınıza takılan diğer tüm sorular için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

KONKORDATO NEDİR?

konkordato nedir

 

Konkordato nedir, türleri nelerdir? Adi konkordato nedir, başvurma prosedürü nedir, süreç nasıl işlemektedir? Bu sorularınıza ve konkordatoya ilişkin birçok sorunuza bu makalemizde yanıt bulabilirsiniz. Konuya ilişkin tüm sorularınızı sayfanın en alt kısmındaki formu doldurmak suretiyle bizlere iletebilirsiniz.

Konkordato Ne Demek?

Kısaca; borçlunun mahkeme denetimi altında alacaklılar ile anlaşması durumuna konkordato ismi verilmektedir. Bu anlaşmanın içeriği iki şekilde olabilmektedir. Öncelikle borcun belirli bir oranının ödenmesi ile borcun sona ermesi şeklinde tarafların anlaşması mümkündür. Bununla birlikte borcun vadelere bölünerek ödenmesi halinde borçlunun borcundan kurtulacağı hususunda anlaşılabilir. Ayrıca konkordato terimi, literatürde borç anlaşması veya iflas anlaşması olarak da ifade edilmektedir. Konkordato hem adi borçluların hem de iflasa tabi borçluların yararlanabileceği hukuki bir yoldur.

Konkordato hem borçlu hem alacaklının menfaatleri düşünülerek düzenlenmiş bir hukuki yoldur. İki taraf da kendince fedakarlıklarda bulunarak sulh yoluna giderler. Borçlu olan biri hayatın olağan akışı dolayısıyla borcunu ödemek istemesine rağmen ödeyemeyebilir. Bunun yanında tüm borçlarını vadesinde ödemesi durumunda borçlunun ekonomik geleceği büyük zararlar görebilir. Ayrıca böyle bir durumda alacaklı taraf konumunda olan kişiler de alacaklarını tam veya kısmen alamayabilirler. Özellikle birden fazla alacaklının var olduğu durumlarda bazıları alacaklarını tahsil edebilirken bazıları edemeyebilir. Konkordatonun amacı, tarafları sulh yoluna iterek bu tür zararların meydana gelmesini engellemektir.

Konkordato, icra takibi tarzında bir takip yolu değildir. Nitekim alacaklıların borçluyu takip etmesini öngören bir yol değildir. Tam aksine borçlunun olası icra takiplerinden kaçınmasına ve iflasın önüne geçilmesine yarayan bir prosedürdür.

Konkordato Türleri Nelerdir?

Konkordato türlerini, yapılış biçimine ve yapılış zamanına göre iki ana başlıkta toparlayabiliriz. Yapılış zamanına göre konkordato türleri; iflas dışı konkordato, iflas içi konkordato ve malvarlığının terki suretiyle konkordatodur. Yapılış biçimine göre konkordato türleri ise; tenzilat konkordatosu, vade konkordatosu ve karma konkordato şeklindedir.

A) Yapılış Zamanına Göre Konkordatolar:

1 – İflas Dışı Konkordato: İflastan önce borçlunun teklif etmesi ile gündeme gelmektedir. İflasa tabi şahıslardan ise borçlu, iflas öncesinde konkordato teklifinde bulunabilir. Bu teklif alacaklılar tarafından kabul edilir ve mahkemece de tasdik edilirse borçlu iflas etmekten kurtulur.

2- İflas İçi Konkordato: Burada hakkında iflas kararı verilmiş borçlu söz konusudur. Burada borçlu müflis sıfatından kurtulmayı ve borçlarının yeniden yapılandırılmasını amaçlamaktadır. İflas içi konkordato, mahkemece tasdik edilirse, iflasın tüm hüküm ve sonuçlarını ortadan kaldırmaktadır. Müflis, bu yola ancak iflasın açılmasından paraların kesin dağıtılmasına kadar geçen süreç içerisinde başvurabilir.

3 – Malvarlığının Terki Sureti ile Konkordato: Bu tür konkordatoda borçlu, malvarlığını alacaklılar üzerine geçirmektedir. Bu şekilde borçlu borcundan ve ileride karşısına çıkabilecek olan iflas sonucundan kurtulmaktadır. Alacaklılar, kontrolleri altındaki malvarlıklarını kanunda düzenlenen usuller çerçevesinde paraya çevirirler. Elde edilen paradan alacaklarını tahsil ederek böylelikle alacaklılar.

B) Yapılış Biçimine Göre Konkordatolar:

1 – Tenzilat Konkordatosu: İmtiyazsız alacak sahipleri kanundaki usuller çerçevesinde, alacaklarının belirli bir yüzdesinden feragat etmektedirler. Bu sebeple yüzde konkordatosu adı ile de anılmaktadır. Borçlu, feragat edilen oran dışındaki alacakları ödemesi suretiyle borcundan kurtulmuş olur.

2 – Vade Konkordatosu: Alacaklı tarafından, alacak miktarında herhangi bir feragatte bulunulmaksızın, borçluya borcunun tamamını ödemesi noktasında vade tanınır. İİK m. 305 gereğince, borçlunun mevcudu doğrultusunda hareket edilmelidir. Dolayısıyla bu şekilde vade tanınması ile borcun tamamının ödenmesi söz konusu ise artık yüzde konkordatosu gündeme gelmeyecektir.

3 – Karma Konkordato: Burada borçlunun çok ağır ekonomik zorluklarla karşı karşıya olması gerekmektedir. Burada ödeme teklifi, hem yüzde hem de vade konkordatosunu içermektedir. Yani alacaklı, hem alacak miktarının belli bir oranından vazgeçmekte hem de kalan kısım için borçluya vade tanımaktadır.

Adi Konkordato Nedir?

Adi konkordato, iflas kararı verilmede önce başvurulan konkordato prosedürüdür ve iflas dışı konkordatonun bir diğer adıdır.

Bilindiği üzere hukuki olarak herkes iflasa tabi değildir fakat gerçek veya tüzel kişi olduğuna ve tacir olduğuna bakılmaksızın herkes konkordatoya başvurabilmektedir. İflasa tabi olmayan kişiler haklarında iflas kararı verilemeyeceği için yalnızca adi konkordatoya başvurabilirler. Ancak iflasa tabi olmayan kişilerin konkordato prosedürüne başvurması uygulamada çok sık karşılaşılan bir durum değildir. Genellikle iflasa tabi kişiler iflastan kurtulmak maksadıyla yani iflas kararı verilmemesi için adi konkordatoya başvurmaktadır. Bu nedenden ötürü iflas önleyici konkordato olarak da bilinmektedir.

Adi Konkordatoda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Bu prosedüre başvurmak isteyen borçlu, iflasa tabi kişilerdense muamele merkezinin yani ticari faaliyetlerin yürütüldüğü yer Asliye Ticaret Mahkemesi yetkili ve görevli mahkemedir. Borçlu iflasa tabi kişilerden değilse, yerleşim yeri Asliye Ticaret Mahkemesi yetkili ve görevli mahkemedir. Eğer ki yer bakımından yetkili alanda Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmuyorsa, görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.

Kimler Konkordato Yoluna Başvurabilir?

İcra ve İflas Kanunu, konkordatoya başvurabilecek kişiler bakımından 285. maddesinde düzenleme yapmıştır. İlgili hükümde bulunan herhangi bir borçlu ifadesinden de anlaşılacağı üzere; borçlu taraf olarak tüzel kişiler veya tacir olup olmadığına bakılmaksızın tüm gerçek kişiler bu prosedüre başvurabilir. Fakat alacaklı taraf, konkordato yoluna başvuracaksa; borçlu taraf mutlaka iflasa tabi kişilerden olmalıdır. Yani alacaklılar, iflasa tabi olmayan borçlular yönünden konkordato talebinde bulunamazlar.

Konkordatoya Başvurmanın Şartları Nelerdir?

Vadesi geldiği halde borçlarını ödeyemeyen veya borcunu vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan borçlu konkordatoya başvurabilir. Konkordatoya başvurmak için kesin bir acizlik halinin bulunması gerekmemektedir. Nitekim aciz hali sürekli yoksunluk anlamına gelirken, konkordatoya başvurmak için geçici bir yoksunluğun bulunması yeterlidir. Zaten sürekli bir yoksunluk hali söz konusu ise aşağıda detayları verilen ön proje ve ödeme planının hazırlanması mümkün olamayacaktır. Geçici bir nakit sıkıntısında olan borçlu, kendisine uygun bir süre verilmesi veya borcun taksitlere bölünmesi halinde borcunu ödeyebileceğini bildirerek konkordato başvurusunda bulunabilecektir.

Ayrıca rehinli alacaklar bakımından bir istisna getirilmiştir. Rehinli alacak söz konusu ise borçlunun başvurusunun yanında rehinli alacaklıların da kabulü aranmaktadır.

Konkordato Süreci Nasıl İşler?

1850 tarihinden beri  Türk hukuk literatüründe var olan konkordato hakkında, iflas erteleme kurumunun işlevsiz kalması sebebiyle 2018 yılında önemli değişiklikler yapılmıştır. Bu değişikliklerle iflas erteleme kurumu tamamen kaldırılmıştır. Çevresel ya da içsel nedenlerle kötü niyet gütmeyerek işleri bozulan ve borçlarını ödeyemeyecek duruma gelen iş insanlarını korumaya yönelik olan konkordato süreci şu şekildedir:

  1. Danışan firma ile gizlilik sözleşmesi hazırlanır.
  2. Konkordato talep edilecek firma için durum analizini içeren ön konkordato projesi tasarlanır.
  3. Hazırlanan bu proje, mal varlığı beyanları ve alacaklara dair tablo ile  yetkili Asliye Ticaret Mahkemesi’ne sunulur.
  4. Mahkeme, 3 ay geçici mühlet verir ve geçici Konkordato Komiseri atar.
  5. Komiser tarafından geçici mühlet içinde firmaya ilişkin rapor hazırlanır.
  6. Yetkili mahkeme, hazırlanan rapora ilişkin olarak 1 yıllık kesin mühlet kararı verebilir.
  7. Kesin mühlet kararıyla alacaklılar kurulu oluşturulur.

Yetkili mahkemenin raporları tasdik etmesi halinde konkordato ilan edilir. Mahkemece bu raporların tasdik edilmemesi halinde ise iflas söz konusu olur.

Konkordatoya Başvuru Sırasında Dilekçeye Eklenecek Belgeler Nelerdir?

Konkordato talebi mahkemeye sunulacak dilekçe ile yapılmaktadır ve bu dilekçeye eklenmesi gereken bazı belge ve mali tablolar bulunmaktadır. İlgili belge ve mali tablolar, İİK m. 286’da belirtilmiştir. Bu dilekçe ve ekleriyle birlikte mahkemeden konkordato mühleti talep edilecektir.

Mahkemeye sunulması gereken ilk belge ön proje yani konkordato teklifidir. Borçlu malvarlığının durumunu gösteren belgeleri de mahkemeye ibraz etmelidir. Ayrıca borçlu defter tutmaya mecbur kişilerden ise kanunda belirtilen belge ve defterleri de mahkemeye sunmalıdır. Talebe eklenmesi gereken bir diğer belge ise, alacaklıların kimler olduğu, alacaklıların toplam alacak miktarlarını ve alacaklı imtiyazlı ise imtiyaz durumunu gösteren tablodur.

Dilekçeye eklenecek diğer bir husus ise, borçlunun iflas etmesi halinde alacaklıların eline geçmesi düşünülen tutar ile konkordato teklifine yani ön projeye göre ellerine geçmesi düşünülen tutarın karşılaştırılmasını içeren tablodur. Borçlu ek olarak ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşeceği konusunda güvence veren denetim raporu ile dayanaklarını da dilekçeye eklemelidir. Söz konusu denetim raporunu verecek kurumun hangi şartları taşıması gerektiği mevzuatımızda belirtilmiştir. Bu denetim raporu, küçük işletmeler için zorunlu değildir.

Dilekçeye eklenmesi gereken belgeler yalnızca İcra İflas Kanununda belirtilmemiştir. Borçlu ayrıca Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan yönetmelik hükümlerine de uymalı ve yönetmelikte belirtilen belgeleri mahkemeye ibraz etmelidir. Borçlu, başvuru dilekçesinde sunulan ekler dışında, konkordato prosedürü işlemeye devam ederken mahkeme veya konkordato komiseri tarafından istenen diğer belgeleri de sunmak zorundadır.

Sunulacak belgelerdeki mali raporlar, başvuru tarihinden önce en fazla 45 gün öncesine ait olmalıdır. Önemli bir husustur. Aksi takdirde sunduğunuz mali raporlar dikkate alınmayacaktır.

Başvurunun Değerlendirilmesi ve Geçici Mühlet Kararı

Başvuru talebinde, mevzuat gereği istenen belge ve kayıtların eksiksiz bulunması halinde mahkeme derhal geçici mühlet kararı vermektedir. Mahkemenin başvuruyu incelemesi yalnızca şekli bir incelemeden ibarettir ve belgelerin eksik olup olmadığına ilişkindir.

Geçici mühlet kararı 3 aylık süre için verilir ve bu süre dolmadan talep üzerine 2 ay daha uzatılabilir. Talebi borçlu yapabileceği gibi geçici komiser de yapabilir. Talebi borçlu yapması halinde geçici komiserin konu ile ilgili fikri alınır. Geçici mühlet süresi, her hâlükârda 5 ayı geçemez.

Konkordato İlan Etmek Nasıl Olur?

Konkordato başvurusunun kabulü ve beraberinde verilen geçici mühlet kararı, ticaret sicili gazetesinde ve Basın İlan Kurumu’na ait resmi ilan sitesinde ilan edilmektedir. Söz konusu ilanlar, başvurudan alacaklıların haberdar olmasını amaçlamaktadır.

Alacaklılar, geçici mühlet talebinin kabulü ve geçici mühletin uzatılmasına ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvuramazlar. Ancak buna ilişkin kararı veren mahkemeye itiraz edebilirler. İtiraz süresi ilan tarihinden itibaren başlar ve 7 gündür. Alacaklıların itiraz konusu ise, geçici mühlet kararının borçlunun mali durumunu iyileştirmesine katkı sağlamayacağı, konkordatonun başarılı olamayacağı, mevzuat gereği verilmesi gereken belgelerin verilmediği veya verilen belgelerin gerçeğe uygun olmadığı şeklinde olabilir.

Konkordato Başvurusu Kabul Edilirse Ne Olur?

Başvurunun kabulü ile geçici mühlet kararı verilmiş olacaktır. Geçici mühlet kararının en önemli sonuçlarından birisi, borçluya karşı başlatılan icra takiplerinin durması ve hakkında yeni takip başlatılamamasıdır. Buna karşın sehven takip açılırsa hakkınızda, ödeme emrine itiraz etmek suretiyle, takibin iptalini veya durmasını sağlayabilirsiniz. Takip yasağının bazı istisnaları bulunmaktadır. Bunlar; konusu rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip, işçi ve nafaka alacaklarıdır. Bu istisnalardan biri olan rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takipte söz konusu rehinli mal muhafaza altına alınamayacağı gibi satış işlemine de konu olamayacaktır.

Eğer ki konkordato ilan etmiş olan bir iş yerinden haksız olarak çıkarıldığınızı düşünüyorsanız; sitemizde bulunan işçi hakları konulu makalemizi okumanızı tavsiye ederiz.

Geçici mühlet kararı ile birlikte mahkeme tarafından borçlunun malvarlığının korunması için gerekli görülen tüm tedbirler alınabilir. Bu durum borçlunun alacaklılara zarar verici işlemler yapmasını engellemeyi de kapsar. Söz konusu tedbir, HMK hükümlerine göre verilen ihtiyati tedbir niteliğinde değildir. İhtiyati haciz gibi takip hukukuna özgü geçici bir hukuki korumadır.

Konkordato Komiserliği Nedir?

Mahkeme tarafından kesin mühlet kararı verildikten sonra; dosya denetim amaçlı olarak bir kişiye verilir. İşte dosyanın teslim edildiği bu kişiye konkordato komiseri denir. Komiser, kesin mühlet içerisinde, mahkemece tasdikin gerçekleşebilmesi için gerekli işlemleri tamamlar. Buna müteakip olarak, karar verilmek üzere, dosyayı düzenlediği rapor eşliğinde mahkemeye iade eder. Komiserin, yapmış olduğu işlemlere ilişkin şikayetler, ilgili Asliye Ticaret Mahkemesine yapılır. Bu şikayetler, mahkeme tarafından kesin olarak karara bağlanır. Komiserin yapmakla yükümlü olduğu görevleri ise şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Konkordato projesinin tamamlanmasına katkıda bulunmak.
  • Borçlunun faaliyetlerini gözetim altında tutmak.
  • Kanun tarafından kendisine verilen görevleri ifa etmek.
  • Mahkemenin istediği hususlarda ve verdiği süreler içerisinde ara raporlar sunmak.
  • Alacaklılar kurulunu, sürecin seyri hakkında belirli aralıklarla bilgilendirmek.
  • Talepte bulunulması halinde, diğer alacaklılara konkordatonun seyri ve borçlunun güncel mali durumu hakkında bilgi vermek.
  • Mahkeme tarafından verilen diğer iş ve işlemleri yerine getirmek.
Geçici Konkordato Komiseri Nedir?

Burada geçici mühlet kararı ile birlikte mahkeme tarafından ayrıca geçici komiser veya komiserler de atanacaktır. Geçici komiserin temel amacı, konkordatonun başarıya ulaşma ihtimalini ve ön projenin gerçekleşme ihtimalinin yani hayata geçirilebilir olup olmadığının tespitidir.

Konkordatoya ilişkin prosedürün, görüldüğü üzere, sadece başvuru aşaması bile içerisinde bir çok detayı barındıran ve uzmanlık isteyen bir konudur. Makalemizde cevabını bulamadığınız, konuyla ilgili tüm sorularınızı aşağıdaki kısımdan bizlere sorabilirsiniz.

TRAFİK KAZASI TAZMİNAT DAVASI

trafik kazası tazminat

 

Büyük çoğunluğu sürücü hataları ve araçlardaki donanım eksikliği olan ve ülkemizde binlerce insanın yaralanmasına, sakatlanmasına ya da hayatını kaybetmesine yol açan trafik kazaları sonucunda aynı zamanda yüksek miktarlarda maddi hasarlar meydana gelmektedir. Ülkemizde 2017 senesinde TÜİK verilerine göre 182 bin 669 adet ölümlü yaralanmalı olmak üzere 1 milyon 202 bin 716 adet trafik kazası meydana geldi. Bu kazalarda toplam 7 bin 427 kişi hayatını kaybetti. Yine bu kazaların %89,9’u sürücü kusurları sonucunda meydana geldi. Bizde bu makalemizde ülkemizde en yaygın hukuki sorunlardan biri olan trafik kazası tazminat davası ve bu davanın nasıl şekillendiğini anlatmaya çalıştık.

Borçlar Kanununda Tazminat

Tazminat davalarının açılabilmesinin hukuki gerekçesi Borçlar Kanunun da haksız fiilin düzenlendiği m.49’da ‘Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar verende, bu zararı gidermekle yükümlüdür.’ Kanunda belirtildiği üzere bir kişi kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verirse bu zararın tazmininden sorumludur.

Trafik Kazası Tazminat Davası

Eğer trafik kazası yaralanmayla sonuçlanmışsa yaralanan kişi maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Yaralanan kişi yaralanması nedeniyle uğradığı iş gücü kaybı nedeniyle örneğin bir futbolcunun trafik kazası sonucunda ayağını kırması sonucunda maddi tazminat davası, kaza nedeniyle yaşadığı kendi ve yakınlarının yaşadığı üzüntü nedeniyle manevi tazminat talep edebilir. Yaralanan kişinin yakınlarının manevi tazminat talep edebilmesi için yaralanmanın ağır olması gereklidir. Burada ağır olmasından kasıt kişinin bir organını veya duyusunu kaybetmesi olarak kabul edilmiştir. Örneğin ayağı kırılan futbolcunun sinirlerinin zarar görmesi nedeniyle kötürüm kalması gibi durumlar.

Trafik kazaları sonucunda ortaya çıkan en ağır sonuç olan ölümlü kazalarda, ölen kişinin yardımını alan herkes maddi ve manevi tazminat davası açabilir örneğin ölen futbolcunun nişanlısı, burs verdiği yeğeni, burs verdiği öğrenciler gibi. Bu durumda tazminata karar verilebilmesi için ölen kişiden maddi destek alındığının ispatı şarttır. Bu destekten yoksun kalanların alacakları tazminata destekten yoksun kalma tazminatı denilmektedir.

Yukarıda anlattığımız kişiler dava açabilecek kişilerdi şimdi ise dava açılabilecek kişileri inceleyeceğiz.

Bilindiği üzere tazminat davasının dayanağı haksız fiil sorumluluğudur. Bu sorumluluk sonucunda sürücüye (kaza sırasında aracı kullanan kişi), aracın sahibine (aracın ruhsatı üzerine olan kişi), aracı işletene (örneğin bir firmaya ait servis aracının karıştığı kazada), sigorta şirketine (kasko, trafik sigortası gibi sigortaları yapan şirket) dava açılabilir.

Trafik Kazası Tazminat Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Eğer trafik kazası yaralanmalı ya da ölümlü ise açılacak tazminat davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Aynı zamanda dava trafik sigortasını yapan şirkete açılacaksa burada Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir.

Yaralanmalı ya da ölümlü trafik kazalarında birden çok yetkili mahkeme vardır. Bunlardan ilki davalının veya davacının ikametgahının bulunduğu yerdeki mahkemelerde, ikincisi kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde, üçüncü ise sigorta şirketinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabilir. Örneğin merkezi İstanbul, Maltepe’de bulunan X sigorta şirketine karşı İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesinde maddi ve/veya manevi tazminat davası açılabilir.

Yaralanmalı Trafik Kazası Tazminat Davasında Hangi Zararlar İstenebilir?

-Yaralanan kişinin tedavi masrafları

-Yaralanan kişinin gelir kaybı

-Manevi Tazminat: Yaralanan kişi isteyebilir ayrıca yaralanan kişi eğer organ kaybına uğramışsa veya şiddetli bedensel yaralanma söz konusuysa (örneğin yaralı kişi kaza sonucunda 3 ay komada kalmışsa ve onun desteğiyle hayatını idare ettiren yakınları bu süre zarfında hiçbir desteğini alamamışsa.) manevi tazminat talep edebilirler.

Ölümlü Trafik Kazası Sonucunda Hangi Zararlar Tazminat Olarak İstenebilir?

-Ölen kişinin tüm cenaze masrafları

-Eğer ölen kişi hemen ölmemişse tedavi masrafları

-Manevi Tazminat: Ölümle birlikte duyulan acı, ızdırap sonucunda ölenin yakınları tazminat talebinde bulunabilirler.

-Destekten Yoksun Kalma Tazminatı: Trafik kazası sonucunda ölen kişinin bakımını, masraflarını üstlendiği kişilerin ölüm sonucunda yoksun kaldıkları bedelleri isteyebilmeleri mümkündür. Bu tazminat türü ölen kişinin öbür boyu desteğinden mahrum kalanlar tarafından açılabilir. Örneğin ölen kişiden eğitim hayatı boyunca her ay düzenli olarak burs alan öğrenci okul hayatının sona ereceği tarihe kadarki burs miktarını isteyebilir. Aynı zamanda destekten yoksun kalma tazminatı sadece ölen kişinin akrabaları tarafından açılmaz. Örnekte olduğu gibi ölenin destek verdiği herhangi bir kişide olabilir.

Trafik Kazası Tazminat Davalarında Zamanaşımı Süresi

Trafik kazası sonucunda zarar gören kişi, oluşan zararı ve olayın failini öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl içeresinde dava açmalıdır. Bu süre zamanaşımı süresidir. Kişi uğradığı zararı ve faili daha sonra öğrense dahi her halükarda fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi vardır.

Sizde trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarıyla ilgili aklınıza takılan diğer sorular için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Geçirdiğiniz kaza iş yerine ait serviste ya da işle ilgili olarak kullanılan bir araçta gerçekleştiyse iş kazası ile ilgili makalemizi inceleyebilirsiniz.