0216 387 0 388

Şantaj Suçu – Şantaj Suçunun Cezası

Şantaj suçu, tehdit suçunun özel bir şeklidir ve Türk Ceza Kanunu’nda ayrı bir suç tipi olarak tanımlanmıştır. Şantaj suçu kanunumuzda iki ayrı işleniş biçimi ile ele alınmıştır:

  • Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlamak
  • Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunmaktır.

 

Şantaj Suçunun Cezası ve Görevli Mahkeme

Şantaj suçunun her iki halinde de faile verilecek olan ceza aynıdır. Bu suçu işleyen faile bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası verilir. Bu suç nedeniyle yapılacak olan yargılamalar da asliye ceza mahkemeleri görevlidir. Ceza hukuku ile ilgili daha fazla makaleye “Ceza Hukuku” sayfasından ulaşabilirsiniz.

 

Şantaj Suçunda Şikayet ve Zamanaşımı Süresi

Bu suç hakkında soruşturma açılması  şikayet şartına bağlı değildir. Dolayısıyla suçun işlendiğine ilişkin bilgi adli makamlara ulaştığı anda soruşturma resen başlatılır. Dava zaman aşımı süresi ise 8 yıldır. Bu süre içerisinde dava açılmalıdır.

 

Şantaj Suçunda Uzlaşma, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması, Erteleme ve Adli Para Cezasına Çevirme

Şantaj suçu nedeniyle verilecek olan ceza hakim tarafından adli para cezasına çevrilebilir veya ertelenebilmektedir. Bu suç tipi uzlaşma prosedürüne tabidir. Mahkeme tarafından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı da verilebilir.

 

Tehdit ve Şantaj Suçu Arasındaki Farklar

Tehdit ve Şantaj Suçu Arasındaki Farklar

Şantaj suçunda failin amacı haksız çıkar sağlamaktır, tehdit suçunda ise böyle bir amaç yoktur. Şantaj suçunda mağdur üzerinden haksız çıkar sağlamak amacıyla bir şeyi yapmaya veya yapmamaya yönelik tehditte bulunulur. Tehdit suçunda ise mağdurun mal varlığına, bedenine, cinsel dokunulmazlığına yönelik tehditte bulunulmaktadır.

Şantaj suçu, ağır sonuçları olan ve mağdur bakımından da büyük maddi ve manevi zararlara yol açan bir suçtur. Bu sebeple her iki tarafın da uzman bir avukat tarafından temsil edilmesi gerekmektedir.

 

Şantaj Suçu ile İlgili Yargıtay Kararları

“Sanığın, kendini “Murat” olarak tanıtıp yakınanlardan 50.000 dolar para almak amacıyla değişik zamanlarda mağdurların ev, iş ve cep telefonlarını arayarak “parayı vermedikleri takdirde çocuklarına zarar vereceğini, elinde bulunan uygunsuz fotoğrafları yakınlarına göndereceğini ve ayaklarına sıkacağı” biçiminde tehditlerde bulunduğunun ve yakınan Kemal’in cep telefonuna kayıtlı “bugün ölmek için güzel bir gün”, “ben ölmeden önce güldürürüm”, “senin için vur emri verildi”, “50 bin dolar” biçimindeki sanığın kabullendiği ses kayıtlarından anlaşılması karşısında; eyleminin bir bütün halinde yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden kanıtların takdir ve değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde uygulama yapılması, bozmayı gerektirmiş..” (Yargıtay 6. Ceza Dairesi Esas No: 2009/11754 Karar No: 2010/7967)

“Dosya kapsamına göre, mağdure, eşi ve sanığın aynı kurumda ça­lıştıkları, mağdureyle eşi arasında boşanma davası açıldığı dönemde, sanık ile mağdurenin arkadaşlık yaptıkları bu süreçte mağdurenin çıplak vaziyetteki görüntü ve fotoğraflarını elde eden sanığın, boşanmaktan vazgeçip, resmi nikahlı eşiyle beraber yaşamaya devam eden mağdureye, işyerinden ayrılmaz ve A… ilini terk etmezse, görüntü ve fotoğraflarını içerir kayıtlardan oluş­turduğu CD’yi çalıştıkları kurumun genel müdürlüğüne göndereceğini belirtip, “A…’yı terk edin gidin, sizi burada yaşatmam” şeklinde sözler söylemesi şeklinde gelişen olayda, sanığın kendisine veya başkasına yarar sağlamaya yönelik hareket ettiğine dair delil bulunmaması karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 107/2. maddesinde tanımlanan şantaj suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, eylemin bu haliyle genel kast ile işlenebilen ve 5237 sayılı TCK’nın 106/1-1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle, sanık hakkında yazılı şekilde şantaj suçundan mahkumiyet kararı verilmesi,….bozmayı gerektirmiş.” (Yargıtay 12. Ceza Dairesi Esas No: 2012/17703 Karar No: 2012/18222)

.

“Sanıkların katılan şirkete ait çeki doldurduktan sonra vefat eden sanık M.. vasıtasıyla, şirket yetkilisine fotokopisini göstererek “isterlerse çekin aslını İstanbul’da 15.000.TL’ye tefecilere bozdurabileceklerini ve hatta bu çeklerin gerisinin de geleceğini belirterek, çek aslını iade etme karşılığında 10.000.TL para” istemeleri şeklindeki sözlerin, sanıkların baştan beri eylemlerinin iştirak halinde 5237 sayılı TCK’nın 107 maddesinde düzenlenen şantaj suçunu oluşturduğu gözetilmeden, eylemin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturmadığından bahisle beraat karar verilmesi; bozmayı gerektirmiş.” (Yargıtay 23. Ceza Dairesi Esas No: 2015/3576 Karar No: 2015/6575)

“TCK’nın 134/1. maddesinde tanımlanan özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, kişilerin özel hayatının gizliliğinin ihlal edilmesi ile oluşur. Özel hayatın gizliliğinin, ses ya da görüntülerin kayda alınması suretiyle ihlali durumunda, görüntüleri ya da sesi kaydeden kişi, kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bu görüntüyü veya sesi, şeref ya da saygınlığa zarar verecek şekilde açıklayacağı tehdidinde bulunursa, ayrıca şantaj suçu da oluşacaktır. Her iki suçun unsurları ve koruduğu hukuki yararlar birbirinden farklıdır.

Somut olayda, mağdurun müracaatı üzerine sanığın telefonundan görüntüler elde edilmesi, sanığın, fotoğrafları mağdur uyurken çektiğini, mağdurun kendisinden ayrılmak istediğini söylemesi üzerine telefonundaki resimlerden bir tanesini gösterdiğini kabul etmesi karşısında, sanığın, arkadaşlıklarının ve cinsel birlikteliklerinin devamını sağlamak suretiyle kendisine yarar sağladığı, tehdit içeren sözlerinin kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı anlamına geldiği gözetilmeden, hangi hukuksal gerekçelerle mağdurun anlatımlarının reddedildiği de açıklanmadan, yüklenen suçun tehdit olabileceği, bu suçlamanın da kanıtlanamadığı şeklindeki yetersiz gerekçelerle beraat kararı verilmesi, kanuna aykırı ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA…karar verildi.” (Yargıtay 4. Ceza Dairesi Esas No: 2013/33455 Karar No: 2016/1541)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir