0216 387 0 388

İŞ KAZASI TAZMİNAT DAVASI – TAZMİNAT HESAPLAMA

 

İş kazası tazminat davası, iş kazası geçiren işçinin en önemli haklarından birisidir. İş kazasına dayalı olarak tazminat davası açabilmek için kazanın iş kazası hallerinden birine girmesi gerekmektedir. Hangi durumlarda iş kazasından bahsedilebileceği SSGSSK madde 13’te düzenlenmiştir. İş kazasının ne olduğuna ve hangi hallerin iş kazası kavramının içine girdiğine ilişkin detaylı bilgiye “İş Kazası” makalesinden ulaşabilirsiniz.

İş kazası geçirdim tazminat alabilir miyim?

İş kazasından kaynaklı tazminat davası açabilmek için belirli şartların varlığı gereklidir. Öncelikle ortada hukuka aykırı bir fiilin olması gerekmektedir. Bu fiil neticesinde ortaya bir zararın çıkmış olması gerekmektedir. Kusurluluk halinin mevcut olması gerekmektedir. Ve son olarak bunların uygun bir nedensellik bağı içerisinde meydana gelmiş olması gerekmektedir. Örneğin işverenin iş kazasının meydana gelmesinde herhangi bir kusuru olmadığı anlaşılır ise işverene karşı iş kazası tazminat davası açılması mümkün değildir.

 

İş Kazası Maddi Tazminat Davası

 

İş kazası geçiren işçi tarafından açılabilecek olan ilk dava iş kazasına dayalı maddi tazminat davasıdır. İş kazası sonucu bedensel veya ruhsal açıdan zarara uğrayan işçi tazminat isteminde bulunabilmektedir. Maddi tazminata ilişkin düzenlemeler Türk Borçlar Kanunu’nda bulunmaktadır.  Maddi tazminat kapsamında işçinin isteyebileceği masraflar kanunda sayılmıştır.

TBK 54. madde gereğince maddi tazminat kapsamında istenmesi mümkün olan kalemler 4 başlık altında toplanmıştır. İşçinin geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle uğramış olduğu zararların telafisi amacıyla yapılan tedavi giderleri bu kalemlerden ilkidir. İş kazası sonucu ortaya çıkan zarar sebebiyle belirli bir süre çalışamayan işçinin uğramış olduğu kazanç kaybı da bu kalemler arasındadır.

Bir diğer kalem ise çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplardır. Bu kayıp geçici bir kayıp olabileceği gibi kalıcı olması da mümkündür. Geçici kayıptan anlaşılması gereken işçinin çalışma gücünde kayıp olmadığı veya kayıp olmakla birlikte bu kayıp halinin sonradan ortadan kalktığı durumlar anlaşılmalıdır. Bu halde SGK tarafından işçiye geçici iş göremezlik ödeneği bağlanmaktadır. İş kazası sonucu işçinin sürekli olan bir kayıp yaşaması da mümkündür. Bu durumda sürekli iş göremezlik tazminatı istenmesi mümkündür. Sürekli iş göremezlik haline örnek olarak işçinin parmaklarından bir kısmını kalıcı olarak kaybetmesi verilebilir.

Son olarak ise ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplardan bahsetmek gerekmektedir. Bu kalem türüne örnek olarak işçinin geçirdiği iş kazası sonucu yüzünde kalıcı iz oluşması verilebilir. İşçi bu iz nedeni ile daha sonra iş bulmakta zorlanabilir.

İş kazası geçiren işçinin kaza sonucu ölmesi durumunda ise mirasçıları tarafından cenaze giderleri davaya konu yapılabilmektedir.

 

İş Kazası Tazminat Hesaplama

 

İş kazası maddi tazminat hesaplanmasında işçinin kaza geçirmemiş olsaydı olacağı durum dikkate alınmaktadır. İş kazası maddi tazminat hesaplama yöntemi içtihatlar ile ilerlemektedir. Hesaplamada dikkate alınması gereken bazı başlıklar mevcuttur.

Dikkate alınacak ilk başlık işçinin almış olduğu ücret miktarıdır. Hesaplamanın doğru ve eksiksiz yapılabilmesi için işçinin almış olduğu ücretin tespiti büyük önem arz etmektedir. Bir diğer etken işçinin aktif olarak çalışabileceği süredir. Yargıtay’ın istikrar kazanmış kararları doğrultusunda işçiler için bu yaş sınırı 60 yaş olarak belirlenmiştir. Yaşam süresi hesaplamaya etki eden başka bir faktördür. Yaşam süresi kişinin ortalama yaşayabileceği süre dikkate alınarak hesaplanmaktadır. Bir başka faktör işçinin meslekte kazanma gücü oranıdır. Son olarak kazada tarafların kusur oranları da dikkate alınmaktadır. Kusur oranının saptanması ile birlikte ödenecek tazminat miktarı önemli ölçüde değişmektedir.

İş kazası geçiren işçinin belirli bir süre veya sürekli olarak bakıcıya muhtaç hale gelmesi durumunda bakıcı masrafları da tazminatın hesaplanmasında dikkate alınacaktır. Tazminat isteminde aktif dönem ve pasif dönem hesapları da hesaplamaya dahil edilmektedir.

Tazminat hesaplamasında miras ve miras gelirlerinin hesaptan indirilmesi mümkün değildir. Yani bu hesaplar dikkate alınmadan hesaplama yapılmaktadır. Bunun nedeni ise kazaya kusuru ile sebep olan kişilerin kanuni bir hak olan mirastan dolayı yapılacak indirimden yararlanmalarının hakkaniyete ters düşmesidir.

SGK tarafından bağlanmış olan ölüm aylıklarının da tazminat hesaplanmasında dikkate alınmaması gerekmektedir.

Tazminatın hesaplanmasında indirilmesine kanun tarafından izin verilen durumlar da söz konusudur. Bunlardan ilki olayda zarar görenin kusurunun bulunmasıdır. İş kazasında ölen işçinin karısının yeniden evlenme olasılığının bulunması da dikkate alınan başka bir durumdur. Bu duruma hakim her somut olayın gereklerine göre ayrı ayrı karar vermektedir. Zararın oluşmasına sebep olan kişinin ekonomik olarak zor durumda bulunması durumunda hakim takdir yetkisi çerçevesinde belirli bir indirim uygulayabilir. Ayrıca zarar verenin hafif kusurlu olması ve ekonomik olarak zor bir durum içerisinde bulunması halinde hakim tazminata hiç hükmetmeyebilir.

İş Kazası Manevi Tazminat Davası

İş Kazası Manevi Tazminat Davası

 

İş kazası tazminat davalarından bir diğeri manevi tazminat davasıdır. Manevi tazminat ile iş kazası sonucu oluşan ruhsal zararın karşılığı olarak belirli bir tutar para istenmektedir. Manevi tazminat istenebilmesi için zarar, uygun nedensellik bağı ve hukuka aykırı fiilin bir arada bulunması gerekmektedir. Manevi zarara ilişkin açılacak olan tazminat davalarını diğer tazminat davalarından ayıran önemli bir durum söz konusudur. Genel kural gereği tazminat istenebilmesi için ortada bir kusurluluk halinin mevcut olması gerekmektedir. Ancak manevi tazminata ilişkin düzenlemeler ve Yargıtay tarafından bu konu hakkında verilen kararlar göz önüne alındığında durum farklı bir boyut kazanmaktadır. Tazminat istemleri için aranan kusurluluk şartı manevi tazminat için şart olmaktan çıkmıştır. Yani işverenin kusuru olmasa dahi hakim somut olayın gerektirdiği ölçüde manevi tazminat ödenmesine hükmedebilmektedir.

Manevi zarar ilişkin tazminatın belirlenmesinde hakime geniş bir takdir yetkisi tanınmıştır. Hakim her somut olayı kendi içerisinde değerlendirmek durumundadır. Her somut olayın kendine özgü durumlarını göz önüne alarak hakkaniyete uygun bir miktar belirlemelidir. Manevi tazminat istenmesinin nedeni iş kazası sonucu duyulan elem, acı ve keder gibi duyguların ortaya çıkmasıdır.

Belirtmek gerekir ki meydana gelen iş kazası tamamen işçinin kusurundan kaynaklanıyorsa maddi ve manevi tazminat istenmesi mümkün değildir. Bu durum kimse kendi sebep olduğu zararı başkasına yükletemez düşüncesinden kaynaklanmaktadır.

Manevi tazminat kural olarak iş kazası geçiren işçi tarafından istenebilmektedir. Ancak bazı şartların varlığı halinde iş kazası geçiren işçinin yakınları da manevi tazminat isteminde bulunabilir. İş kazası geçiren işçinin yakınlarının manevi tazminat isteminde bulunabilmesi için kaza sonucu işçinin vefat etmiş olması gerekmektedir. İşçinin sağlığında başka bir kimsenin manevi tazminat isteminde bulunması mümkün değildir. Yine yakınların manevi tazminat isteminde de hakim somut olaydaki illiyet bağının bu duruma olanak tanıyıp tanımadığına göre karar verebilir. Kusurluluk hali bu durumda da somut olay gerektiriyor ise aranmaz.

 

İş Kazası Tazminat Dava Açma Süresi

 

İş kazası sonucu açılacak olan tazminat davaları Borçlar Kanunu genel hükümleri çerçevesinde 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.  Ancak meydana gelen kaza neticesinde ceza davası açılmış ve ceza davası dava zamanaşımı süresi 10 yıldan fazla ise ceza dava zamanaşımı dikkate alınmaktadır.

İşçi de iş kazası sonucu meydana gelen maluliyet zamanla artmakta ve tam net tespit edilemiyor ise zamanaşımı süresi maluliyet oranının kesin olarak tespitinin yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır.

 

İş Kazası Tazminat Davası Yetkili Mahkeme

 

Genel yetki kuralınca yetkili mahkeme davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesidir. Ayrıca zararın meydana geldiği yer mahkemesinde yetkili mahkeme konumundadır. Son olarak malul olan işçinin veya ölüm halinde yakınlarının yerleşim yeri de yetkili mahkeme konumundadır.

 

İş Kazası Tazminat Davası Yargıtay Kararları

 

Karar 1:

“İş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle sigortalının maddi tazminatının hesaplanmasında gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta primi ödenmesi amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Öte yandan, gerçek ücretin ise; işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücret olduğu, iş yeri ve/veya sigorta kayıtlarına geçmiş ücret olmadığı Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır.
Somut olayda, hakkaniyete uygun maddi tazminatın tespiti açısından, sigortalının yaptığı iş, yaşı ve kıdemi belirtilmek suretiyle emsal ücret araştırması yapıldığı,…Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası tarafından olay tarihi olan 15.09.2009 tarihi için net 793 TL aylık gelir bildirildiği, bu bağlamda müteveffanın tır şoförü olarak çalıştığı, vasıflı çalışan olması hasebi ile asgari ücret üzerinde geliri olmasının olağan olduğu gözetilmeksizin asgari ücret üzerinden yapılan hesaba itibarla destekten yoksun kalma tazminatlarına hükmedilmesi hatalı olmuştur.”

Yargıtay 21. Hukuk D. 2019/1518 E.  ,  2019/6657 K.

 

Karar 2:

“Dairemizin ve giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici işgöremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmiştir. Kaldı ki, 6098 sayılı Kanunun 55. maddesi de emredici bir hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanmalıdır.
Davaya konu işkazası , 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önce meydana geldiğinden, Kurumca rücu edilebilen peşin değer 506 sayılı Kanunun 26. maddesine göre belirlenmelidir. İşverenin 506 sayılı Kanunun 10. maddesine dayanan sorumluluk hali, kendisinin zamanında bildirimde bulunmamasından kaynaklandığından, hiç kimse kendi kusurundan yararlanamayacağından, bu halde dahi 26. maddeye göre rücu edilebilen miktar kadar indirim yapılması gerekecektir.

Anayasa Mahkemesinin 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E: 2003/10, K: 2006/106 sayılı Kararı ile 26. maddedeki “sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptaline karar verilmiştir. 26. maddedeki anılan cümlenin iptali ile Kurumun rücu hakkının yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı yada hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında, rücu davasında, ilk peşin değerli gelirin tazmin sorumlularının kusuruna isabet eden miktarla sınırlı şekilde hüküm kurulması gerekir.”

Yargıtay 21. Hukuk D.  2019/2006 E.  ,  2019/6541 K.

 

Konuyla ilgili daha fazla Yargıtay kararına “Yargıtay Karar Arama” bağlantısı üzerinden ulaşabilirsiniz.

 

Bu Makalemizi Beğendiniz mi?

Makalemizi oylamak için yıldızlara tıklayın!

Ortalama puanı 0 / 5. Oy sayısı: 0

Şimdiye kadar hiç oy verilmedi! Bu makaleyi ilk değerlendiren siz olun.

Avukat danışma formu ile avukatlarımıza sorularınızı sorabilirsiniz.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler Başlıklar