0216 387 0 388

Anonim Şirketlerde Yönetim Yetkisinin Devri Nedir

Anonim şirketlerde yönetim yetkisi

 

 Anonim şirketlerde yönetim yetkisinin devri, yönetim kurulunun yönetim yetkisi içerisinde bulunan ve devredilmesi yasak olmayan yetkilerini  konu alır. Bu yetkiler üyelere, üçüncü kişilere veya komite ve komisyonlara devredebilir[1]. Yönetim yetkilerinin bir kısmının yönetim kurulu üyelerine bir kısmının ise üçüncü kişilere devri de mümkündür.

TTK md. 359/2 ile tüzel kişilerin yönetim kurulu üyesi olmalarına olanak tanındığından anonim şirketlerde yönetim yetkisinin devri tüzel kişilere de yapılabilir. Bu doğrultuda şirketler topluluğunda bağlı şirketlerin yönetimi hakim şirkete devredilebilecektir[2].

Anonim şirketlerde yönetim yetkisinin devri birden fazla kişiye de yapılabilir ancak bu kişilerin yönetim yetkisini nasıl kullanacaklarının iç yönergede açık bir şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. İç yönergede devredilen yetkinin birlikte kullanılacağı kararlaştırılmamışsa, yönetim yetkisi devredilen her şahıs yetkisini ayrı ayrı kullanacaktır. Yönetim yetkisinin devri nasıl yapılır sorusunun cevabı için sitemizde bulunan makaleyi okumayı unutmayın. Temsil yetkisi ile ilgili detaylı bilgilere de sitemizden ulaşabilirsiniz.

Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulunun Yetki Devri

Anonim şirketlerin geçirdikleri tarihi süreçte yönetim kurulunun birbirlerinden farklı pozisyonlardaki üyelerden meydana geldiği, farklı pozisyonlardaki üyelerin birbirlerini daha iyi tamamladıkları görülmektedir[3].  Bu doğrultuda yönetim kurulu kurul organ olarak kullanmakta olduğu yönetim yetkilerini bir veya birkaç üyesine devredebilir. Anonim şirketlerde yönetim yetkisinin devri esas sözleşme ile sınırlandırılabilir. Esas sözleşmede yönetim yetkisinin yalnızca yönetim kurulu üyelerine devredilebileceğine dair hüküm konulması mümkündür[4].

Anonim şirketlerde yönetim yetkisinin devri yönetim kurulu üyelerine yapılırsa, yetki devralanlar şirket amaçlarına ulaşmak bakımından gerekli iş ve işlemler hakkında karar alma yetkisini üzerlerine alarak bir organ haline gelir. Diğer üyeler ise devredilemez yetkilerini ve özellikle gözetim yükümlülüklerini ifa ederler. Böylece yönetim kurulu ortaklıkla çıkar çatışması yaşamadan kendisini denetleme işlevini ifa edebilmektedir[5]. Devredilen yetkiler bakımından yönetim kurulunun sorumluluğu sona ererken, icrada görevli üyeler görev alanlarına giren her türlü eylem ve işlem bakımından hukuki sorumluluğu üzerlerine alırlar.

Anonim şirketlerde yönetim yetkisinin devri ile yönetim kurulu üyeleri arasında iş bölümü yapılması birbirlerinden farklıdır. Üyeler kendi aralarında alacakları kararla, belirli işlerin belirli üyeler tarafından takip edilmesini kararlaştırabilirler[6]. Bu halde iş bölümü yapılan konu ile ilgili olarak karar alma yetkisi üyeye devredilmemekte, kurulun uhdesinde kalmaya devam etmektedir. Ancak bu işlerle ilgili karar alma sorumluluğunun da devredilmesi halinde anonim şirketlerde yönetim yetkisinin devri söz konusu olur.

Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulunun Devredilemez Yetkileri

 Anonim şirketlerde yönetim yetkisinin devri her yetki için söz konusu değildir. Devredilemez nitelikte olan gözetim yükümlülüğü yönetim yetkisi devredilmeyen üyeler tarafından ifa edilse de, karar alınması gereken yönetim kurulu toplantılarına icrada görevli üyeler de katılacaktır. Ancak doğrudan icrada görevli üyenin şahsını ilgilendiren bir konuda karar alınacağı takdirde, müzakerelere katılma yasağı gereğince, icrada görevli olmayan üyelerce karar alınır[7].

Üçüncü Kişiler ve Müdürler Bakımından Anonim Şirketlerde Yönetim Yetkisinin Devri

Anonim şirketlerde yönetim yetkisinin devri konusunda TTK md. 367 hükmü, yönetim yetkisinin yönetim kurulu üyelerine veya üçüncü kişilere devredilebileceği ifade edilmiştir. Hükümde üçüncü kişiler kavramı ile  ifade edilmek istenen hususun ne olduğu açık değildir. Zira şirket bünyesinde yer alan kişilerin mi yoksa tamamen yönetim kurulu üyeleri dışındaki herkesin mi kastedildiği anlaşılamamaktadır.

Hükümde herhangi bir yasak ya da kısıtlama getirilmediğinden, anonim şirketlerde yönetim yetkisinin devri, şirkete hizmet akdi ile bağlı olan müdürlere yapılabileceği gibi şirketle hiçbir bağı bulunmayan kişilere de yapılabilir. Aynı şekilde hükümde gerçek kişi – tüzel kişi ayrımı yapılmadığından anonim şirketlerde yönetim yetkisinin devri tüzel kişilere de yapılabilir.[8].

Müdürler Bakımından Anonim Şirketlerde Yönetim Yetkisinin Devri

 Anonim şirketlerde yönetim yetkisinin devri tarafı olan ve yetki verilen müdürler ile yalnızca alınan kararları yerine getirmekle yükümlü olanlar arasında yetki ve sorumluluklar bakımından farklılıklar mevcuttur. Müdürler kural olarak yönetimsel kararlar almaktan ziyade alınan kararların icrasına yönelik faaliyetlerde bulunurlar[9]. Yönetim yetkisine haiz müdürler ise organ sıfatı kazanarak, kendisine devredilen yetkinin kapsamı ve sınırları içinde kalmak kaydıyla bizzat karar alma ve uygulama yetkilerine sahiptirler[10].

Yönetim yetkisine sahip müdürlerin atanabilmesi, anonim şirketlerde yönetim yetkisinin devri için ön görülen şekil şartlarına uyulmasına bağlıdır. Yönetim kurulu kural olarak herhangi bir şekil şartına tabi olmaksızın müdür görevlendirebilir. Ancak yönetim yetkilerini kısmen veya tamamen devredebileceği bir müdür atanabilmesi için anonim şirketlerde yönetim yetkisinin devrine olanak tanıyan esas sözleşme hükmünün bulunması ve iç yönerge hazırlanması gerekmektedir.

Yönetim Yetkisi Devredilen Müdürler ile Üyeler Arasındaki Farklar

Yönetim yetkisinin devredildiği müdürler üst gözetim ilkesi gereğince yönetim kuruluna hesap vermekle yükümlüdür. Ancak yönetim yetkisinin üyelerden biri veya birkaçına devri halinde, bu üyelerle yönetim yetkisine sahip müdürler arasında çok ciddi farklılıklar bulunmamaktadır. Yönetim yetkisine sahip müdürlerle yönetim yetkisi devredilen üyeler aynı sorumluluk rejimine tabi olup, yönetimin devri aynı şekil şartlarına tabidir.

Aralarındaki tek fark yönetim kurulu üyesinin üyelikten kaynaklanan yükümlülüklerinin devam ediyor olmasıdır. Bu nedenle üst gözetim yükümlülüğü uyarınca yönetim yetkisi kendisine devredilen üyeler, kendilerine devredilen yönetim alanı ile ilgili görevlerini ifa edeceği gibi diğer yönetim birimlerini denetleme görevini de sürdürecektir[11].

Yönetim yetkisi kendisine devredilen üyeler, aynı zamanda YK  üyesi görevine haiz olduklarından gözetim yükümlülüklerini ihmal etmemek durumundadırlar. Çünkü üst gözetim yetkisi yönetim kurulunun devredilemez nitelikteki yetkilerindendir. Ancak yönetim yetkisini devralan müdürler yalnızca kendilerine devredilen yönetim yetkilerini kullanırlar ve üst gözetim yükümlülükleri bulunmamaktadır.

Komite ve Komisyonlar Bakımından

 Anonim şirketlerde yönetim yetkisinin devri yönetim kurulu tarafından oluşturulacak komite ve komisyonlara yapılabilir. Komite ve komisyonlar, belirli konu ve işlemlerde şirket yönetimine yardımcı olarak yönetim kurulunun yükünü hafifleten alt ünitelerdir[12].

Şirketlerin ölçekleri arttıkça, yönetim yetkisinin sadece yönetim kurulu tarafından kullanılması ve şirketin tüm iş ve işlemlerini kontrol edebilmesi olanaksız hale gelmektedir. Bu sorunu aşabilmek için kullanılan en yaygın yöntemlerinden biri komite ve komisyonlar oluşturarak, belirli iş ve işlemler bakımından karar alma yetkisinin onlara bırakılmasıdır[13].

Komite ve komisyonlar yönetim kurulu üyelerinden oluşturulabileceği gibi üçüncü kişilerden de oluşturulabilmektedir[14]. Yönetim kurulu üyelerinin komite ve komisyonlarda görev alması halinde bazı üyelerin yetki ve sorumluluklarının dengesiz bir şekilde artmaması için üyelerin ikiden fazla komite veya komisyonda yer almaması gerektiği ifade edilmektedir[15]. Komite ve komisyonların daha etkili bir şekilde görev yapabilmesi için mümkün olduğunca bağımsız ve profesyonel kişilerden oluşturulması gerekmektedir[16]. Komite ve komisyonların yönetim kurulu kararıyla ortadan kaldırılması ve yenilerinin kurulması mümkündür[17].

Komitelerin belirli süre için kurulması mümkün olduğu gibi süresiz olarak kurulması da mümkündür. Komiteler yönetim kurulunun danışma kurulu niteliğinde olabileceği gibi yönetim yetkisi devredilerek ayrı bir organ niteliği de kazandırılabilir. Yönetim kuruluna belirli konularda yardımcı olmak üzere kurulan komite ve komisyonlar yalnızca yönetim kuruluna hesap vermekle yükümlü olup hukuki sorumlulukları bulunmamaktadır[18]. Yönetim yetkisi devredilmemiş olsa dahi danışma kurulu niteliğindeki komite ve komisyonlara da iç yönerge de yer verilmesi yerinde olacaktır[19].

Yararlanılan Kaynaklar

[1] Helvacı, Sorumluluk; s.78; Ayan, s.117; Ünal A.,  s.126; Doğan, s.67; Altay, Yönetim, s.78;

[2] Korkutay, s.95.; Pulaşlı, Tek Ortaklı, s.126

[3] Altay Sıtkı Anlam, ‘‘Denetim Komitesinin Hukuki İşlevleri’’, Batider, C.2 5, S. 4, 2009, s. 598.

[4] Korkutay, s.227; Altay, Yönetim, s.82; Özer, s.67.

[5] Darman Güler Manisalı, Küresel Ekonomilerde Kurumsal Yönetim Anlayışı ve Türkiye, Ankara, 2008, s. 58

[6] Bahtiyar, M., Ortaklıklar Hukuku, İstanbul, 2017, Beta Yayınevi, s.228

[7] Doğan, s.224

[8] Gönen Ramazan, Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu’nun Devredilemeyen Görev ve

Yetkileri, Yönetim Yetkisinin Devri ve Devir Halinde Sorumluluk, İstanbul Barosu Dergisi, Sayı:6- Kasım 2012, s. 133

[9] Domaniç Hayri, TTK Şerhi II, Temel Yayınları, İstanbul,1988, s.716

[10] Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2018/755 E., 2018/2861 K. 18/04/2018 Tarihli Kararı : “ Dava, davalılardan …’nin şirketin üst düzey yöneticisi ve şirket adına kambiyo senedi tanzim etmekle yetkili bulunduğu, bu yetkisini kötüye kullanarak şirketin ticari ilişkisinin ve borcunun bulunmadığı dava dışı şirketi lehtar göstermek suretiyle dava konusu iki adet çek bedelini diğer davalı vasıtasıyla uhdesine geçirdiği iddiası ile çek bedellerinin tahsili için açılan alacak davasıdır.

Mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın işçi-işveren ilişkisinden kaynaklandığı, iş mahkemelerinin görevi alanına girdiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş ise de, davalılardan …’nin davacı şirkette icracı müdür olarak çalıştığı, 05.08.2009 tarihli vekaletname ile adı geçen davalıya şirket müdürü olarak yetki verildiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın iş aktinden kaynaklanmadığı, … 367 ve devamı maddeleri uyarınca davalı …’nin ticari vekil olarak kabul edilmesi gerektiği tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu durumda, … 4. maddesi düzenlemesine göre mutlak ticari dava sayılan iş bu davada davalılardan …’nin … 369. maddesinde belirlenen özen yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığının araştırılarak sonucuna göre karar vermek gerekirken yukarıda yazılı gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.”

[11] Helvacı, Sorumluluk, s.80.

[12] Demir Evin Emine, Anonim Şirket Yönetim Kurulu Bünyesinde Oluşturulan Komiteler, s. 43

[13] Ertürk Mümin, İşletme Biliminin Temel İlkeleri, s. 135

[14] Karasu, Kurumsal, s.40; Kendigelen,, s.219. ; Altay, Yönetim, s.64;

[15] Argüden Yılmaz, Yönetim Kurulu Sırları, s. 59

[16] Özkorkut Korkut, Bağımsız Yönetim Kurulu Üyeleri, Banka ve Ticaret Enstitüsü Yayını, Ankara, 2007, s. 33

[17] Domaniç, s. 507

[18] Reisoğlu Seza, Bankacılık Kanunu Şerhi, C. I, Ankara, 2007, s. 412

[19] Altay, Yönetim, s.65

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir