0216 387 0 388

YOKSULLUK NAFAKASI (SÜRESİZ NAFAKA)

yoksulluk nafakası nedir

 

Yoksulluk nafakası nedir sorusunun cevabını vermeden önce bunun temelinde yatan olguyu açıklamakta yarar vardır. Evlilik birliği kuran eşler arasında dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğü bulunmaktadır. Ancak bu yalnızca evlilik ilişkisi devam ederken süren bir yükümlülük değildir. Yoksulluk nafakası bu yükümlülüğün evlilik ilişkisinin sona ermesinden sonra da kısmen geçerli olduğunu göstermektedir. Konuyla ilgili makalemizde bulamadığınız tüm sorularınız için avukata sor hizmetimizden yararlanarak anında cevap bulabilir ve alanında uzman boşanma avukatı ile iletişim kurabilirsiniz. Boşanma davası sürecine henüz başlamadıysanız size tavsiyemiz öncelikle boşanma sebepleri konulu makalemizi okuyarak boşanma talebinizi hangi hukuki sebebe dayandıracağınızı tespit etmenizdir.

Yoksulluk Nafakası Nedir?

Evlilik birliği içerisinde eşler arasında karşılıklı bakım ve geçindirme ödevi bulunmaktadır. Bu ödev evlilik birliğinin sona ermesinden sonra da kısmen devam etmektedir. Yoksulluk nafakası ise bunun bir yansımasıdır. Evlilik ilişkisinin bitmesinden sonra yoksulluğa düşecek olan tarafı koruma amacı taşımaktadır. Yani niteliği itibariyle ceza veya tazminat değildir. Bundan dolayıdır ki kusurlu olan eşin de bu talepte bulunmaya hakkı bulunmaktadır.

Yoksulluk Nafakası Şartları

Kişilerin evlilik birliğine son vermeleri tek başına yoksulluk nafakası almak için yeterli değildir. Ayrıca kanunun aradığı bazı şartların gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Bunlardan ilki ise taraflardan birinin istemde bulunmasıdır. Taraflardan biri istemde bulunmadığı müddetçe hakim tarafından yoksulluk nafakasına hükmedilmeyecektir. Ayrıca talepte bulunan kişinin cinsiyetinin de önemi bulunmamaktadır. Talep kadın tarafından da öne sürülebileceği gibi erkek tarafından da ileri sürülebilir. Önemli olan şartların sağlanmış olmasıdır.

Talep eden eşin kusursuz olması gerekmediğini belirtmiştik. Durum bu olmakla birlikte yoksulluk nafakası alabilmek için; boşanmaya yol açan olayda kusurun, diğer eşin kusurundan daha ağır olmaması gerekmektedir.

Talepte bulunan tarafın evlilik birliğinin sona ermesi yüzünden yoksulluğa düşme tehlikesiyle karşılaşması gerekmektedir. Bu durum hiç bir gelirinin olmamasından kaynaklanabileceği gibi çalışamayacak durumda olmasından da kaynaklanabilir. Önemli olan husus, talepte bulunan tarafın kendi kendini geçindiremeyecek durumda olmasıdır. Peki insan ne zaman yoksul kabul edilecektir? Yargıtay’ın da bu konuda görüşlerini baz alırsak şunu diyebiliriz ki, zorunlu ve gerekli ihtiyaçlarını minimum düzeyde karşılayamayan kişi yoksul olarak kabul edilmelidir. Bu ihtiyaçların kapsamına yalnızca yeme, içme ve barınma gibi unsurlar girmemektedir. Ayrıca kültür, ulaşım, sağlık ve eğitim gibi ihtiyaçlar da bu kapsamdadır.

Nafaka miktarı, nafaka ödemekle yükümlü kılınan tarafın mali gücüyle orantılı olmalıdır.

Yoksulluk nafakasının geçerli olacağı tarih boşanma hükmünün kesinleştiği tarihtir. Peki boşanma davası sırasında yoksulluk nafakası talep etmeyen kişi, davanın kesinleşmesinden sonra bunu talep edebilir mi? Talep hakkı belirli bir süre ile sınırlandırılmıştır. Bu sınırlandırmaya göre kişiler boşanma hükmünün kesinleşmesini izleyen bir yıl içinde talepte bulunmak zorundadır. Aksi taktirde talep haklarını kullanamayacaklardır.

Önemli bir hususa değinmekte yarar vardır ki, yoksulluk nafakası yalnızca normal boşanma davası sonucunda değil evliliğin iptali davası söz konusuysa da talep edilebilir.

Yoksulluk Nafakası Miktarı

Nafaka miktarının belirlenmesi bir çok hususa bağlıdır. Bunlardan en önemlisi de tarafların ekonomik durumlarıdır. Nafaka miktarı, yoksulluk tehlikesiyle karşılaşan eşin bu tehlikeden kurtulmasını sağlayacak miktarda olmalıdır. Yoksulluk kavramına ve bu kavramın kapsamına bir üst paragrafta değinmiştik. Buradan çıkan sonuç ise kişilerin kültür, ulaşım, sağlık ve eğitim gibi ihtiyaçları yani hayat biçimleri de nafaka miktarının belirlenmesinde önemli bir etkendir. Ancak bu miktar belirlenirken nafaka ödeyecek olan tarafın mali gücü de göz önüne alınmalıdır. Nitekim nafaka miktarı, nafaka ödeyecek olan tarafın mali gücüyle orantılı olmalıdır.  Örneğin nafaka miktarı, nafaka ödeyen kişinin yoksulluk tehlikesiyle karşılaşmasına sebep olmamalıdır. Eğer ki boşanma davasında nafaka talep eden kişiye ayrıca manevi tazminat ödenmesine hükmedilmişse, nafaka miktarı belirlenirken bu durum da göz önüne alınacaktır.

Hazır boşanmanın mali konularına değinmişken düğün takıları konusunda da bilgi almak isterseniz aile hukuku makalelerinin bulunduğu sayfayı ziyaret etmeyi unutmayın. Ayrıca mal rejiminin tasfiyesi esnasında en önemli konulardan biri olan katılma alacağı hakkında da sitemizden detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.

Ne Kadar Süre İle Verilir?

Türk Medeni Kanunu uyarınca, yoksulluk nafakası talep halinde verilebilen bir nafakadır ve kural olarak süresiz verilmektedir. Bu nedenden ötürü süresiz nafaka olarak da isimlendirilmektedir. Talepte bulunan kişi nafakayı süresiz olarak isteyebilmektedir ancak bu bir zorunluluk değildir. Talepte bulunan kişi belirli bir süre için yoksulluk nafakası ödenmesini talep edebilir. Sonuç olarak nafakanın süresinin belirlenmesi ilk önce talebe bağlıdır.

Talepte bulunan kişi belirli bir süre örneğin 3 yıl boyunca yoksulluk nafakası ödenmesini talep ediyorsa bu durumda hakim talepten fazlasına karar veremeyecektir. Ancak hakim talebin altında karar verebilecektir. Nitekim talepte bulunan taraf süresiz nafaka isteyebilmekteyken hakim talebin altında yani belirli bir süre sınırıyla yoksulluk nafakasına karar verebilmektedir.

Yoksulluk Nafakasının Kaldırılması

Yoksulluk nafakası kural olarak süresiz bir nafakadır. Ancak belirli şartların gerçekleşmesi halinde sona ermesi mümkündür. Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesine göre irat şeklinde ödenen nafaka, taraflardan birinin ölmesi veya alacaklı tarafın yeniden evlenmesi durumunda kendiliğinden sona erecektir. Nafaka alacağı kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan oluğu için alacaklının ölmesi halinde mirasçılar tarafından istenmesi mümkün değildir. Ancak mirasçılar nafaka alacağının muaccel kısmının ödenmesini isteyebilmektedirler.

Evlenme nedeniyle nafakanın kaldırılması mümkün müdür? Yeniden evlenen tarafın alacaklı olan taraf olması gerekmektedir. Eğer nafaka borçlusu yeniden evlenir ise bu nafaka bakımından sona erme sebebi değildir. Nafaka alacaklısı yeniden evlenip boşandığı takdirde ilk eşinden kesilen yoksulluk nafakasının bağlanmasını isteme hakkına sahip değildir. Sadece yeni boşandığı eşinden yoksulluk nafakası talep etme hakkına sahip olacaktır.

Nafakanın toplu olarak tek seferde ödenmesine de hakim tarafından karar verilebilmektedir. Toptan ödenmesine karar verilmesi halinde ödeme ile birlikte yoksulluk nafakası borcu sona erecektir. Karar kesinleştikten sonra nafaka borçlusunun ölmesi halinde ise nafaka borcu terekenin pasif kısmında yerine alır.

Nafaka ödenen taraf evli olmamasına rağmen fiilen evlenmiş gibi bir yaşam sürüyor ise nafaka borçlusunun talebi ile mahkeme yoksulluk nafakasını sona erdirebilir. Doğal olarak nafaka alacaklısının yoksulluk durumu ortadan kalkar ise nafaka da son bulacaktır. Nafaka borçlusu açacağı bir dava ile mahkemeden durumun tespit edilmesini isteyebilir. Nafaka alacaklısının haysiyetsiz yaşam sürmesi söz konusuysa, bu durumda da nafaka sona erdirilebilecektir. Haysiyetsiz yaşam sürmeden anlaşılması gereken ahlaki değerlere aykırı bir yaşam sürmektir. Örneğin kişinin kadın ticareti yapması, uyuşturucu bağımlısı olması, alkolik olması gibi durumlarda nafaka kesilebilir. Bu durumun devamlı olması ve nafaka borçlusu açısından onur kırıcı bir davranış olması gerekmektedir.

Yetkili ve Görevli Mahkeme

Öncelikle yetkili mahkemeden bahsetmek gerekirse, yoksulluk nafakası talebi eğer ki boşanma davası esnasında talep edilmiş ise bu konuda karar vermeye yetkili mahkeme doğal olarak boşanma davasının görüldüğü mahkemedir. Ancak nafaka boşanma davasından ayrı talep edilecekse bu durumda yetkili mahkeme, nafaka talep eden kişinin yerleşim yeri mahkemesidir.

Yoksulluk nafakası aile hukuku alanı içerisinde kaldığından dolayı her türlü talep ve dava da aile mahkemesine yöneltilmelidir. Yani talep, görevli mahkeme olan aile mahkemesine yöneltilmelidir. Şu hususa değinmekte yarar var ki, eğer ki yer bakımından yetkili alanda aile mahkemesi bulunmamaktaysa bu durumda asliye hukuk mahkemeleri aile mahkemesi sıfatıyla hizmet vereceği için talepte bu mahkemeye yönetilmelidir.

Diğer Nafaka Türlerinde Farkı

Yoksulluk nafakasının tedbir nafakasından ayrıldığı en önemli nokta karar verilebileceği ana ilişkindir. Hakim tarafından boşanma davası açılmadan veya boşanma davası süreci devam ederken tedbir nafakasına karar verilmesi mümkündür. Ancak yoksulluk nafakasına karar verilebilmesi için boşanma kararının kesinleşmiş olması gerekmektedir. Diğer bir fark ise tedbir nafakasının çocuklar için de verilmesi mümkünken yoksulluk nafakasında böyle bir imkan yoktur. Ayrıca tedbir nafakasına hükmedilebilmesi için tarafların talepte bulunmasına gerek yokken yoksulluk nafakası yalnızca talep halinde verilebilmektedir.

İştirak nafakası tarafların ergin olmayan yani 18 yaşından küçük çocukları için istenen bir nafaka türüdür. Yoksulluk nafakasına ise bir üst paragrafta değindiğimiz gibi yalnızca eş için hükmedilebilmektedir. Yine tedbir nafakasında olduğu gibi iştirak nafakasına hükmedilebilmesi için de talep şartı aranmamaktadır. İştirak nafakası ile yoksulluk nafakasının en önemli farklarından biri süre bakımındandır. İştirak nafakası istisnaları bulunmakla birlikte çocuk ergin oluncaya kadar ödenmekteyken yoksulluk nafakası ise kural olarak süresiz bağlanmaktadır.

Alt soy, üst soy ve kardeşlerden istenebilen yardım nafakası ile yoksulluk nafakasının farklarına gelirsek, öncelikle yardım nafakasını talep için her hangi bir süre sınırı bulunmamaktadır. Ayrıca yardım nafakası için bir evlilik ilişkisinin bulunması da gerekmemektedir. Konuyla ilgili detaylı bilgi için nafaka türleri hakkında yazılmış makalemizi incelemeyi unutmayın.

Yoksulluk Nafakası Yargıtay Kararları

Karar 1:

Boşanan eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedebilmek için nafaka talep eden eşin boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kusurunun daha ağır olmaması yanında, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması gerekir (TMK m.175). Boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkek tam kusurlu olmakla birlikte, davacı kadın hakkında yapılan ekonomik ve sosyal durum araştırma tutanağında davacı kadının yaz aylarında rehber olarak çalıştığı, 2 dairesi ve adına araç kaydının bulunduğu dairelerden 1 tanesinin kirada olup, aylık 750 TL kira gelirinin bulunduğu, davalı erkeğin ise 1.300 TL gelirle Turizm seyahat acentasında şoför olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, Türk Medeni Kanunu’nun 175 maddesi koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemez. O halde davacı kadının yoksulluk nafakası isteğinin reddi gerekirken yazılı şekilde yoksulluk nafakası takdiri doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2019/7387 E.,  2019/11400 K.)“.

Karar 2:

İlk derece mahkemesince tarafların boşanmalarına davacı kadın yararına tedbir ve yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminata hükmedilmiş, davalı erkek tarafından tüm yönlerden istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesini yapan bölge adliye mahkemesince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, erkeğin istinaf başvurusu kısmen kabul edilerek, kadının emekli olduğu, boşanma yönünden yoksulluğa düşmeyeceği gerekçesiyle kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmiş ise de;

yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davacı kadının asgari ücretin altında (1500 TL) maaş aldığı; davalı erkeğin ise emekli olduğu, ayrıca özel bir şirkette çalıştığı, üç katlı evi ile bir yayla evinin olduğu anlaşılmaktadır. Yerleşik Yargıtay İçtihatlarına göre, asgari ücret seviyesindeki gelir kişiyi yoksulluktan kurtarmaz (HGK 24.12.2014 tarih 2013/2-1364 Esas-2014/1082 Karar sayılı kararı). Bu sebeple, asgari ücret düzeyinde dahi geliri bulunmayan kadın yararına yoksulluk nafakası koşulları gerçekleşmiş olup, erkeğin sosyal ve ekonomik durumu da göz önüne alınarak kadın lehine uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken, yazılı gerekçe ile bu talebin reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2019/6969 E.,  2019/11395 K)“.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 Soru

  • demet sak 14 Ocak 2020 14:08

    başvurma süresi ne kadar Avukat Bey

    • Besler Hukuk 14 Ocak 2020 15:06

      Boşanma davası ile birlikte ya da boşanma davası kesinleştikten itibaren bir yıl içerisinde talep edilebilir.