0216 387 0 388

TEMSİL YETKİSİ VE DEVRİN ŞARTLARI

TEMSİL YETKİSİ VE DEVRİN ŞARTLARI

Yönetim kurulunun ortaklığı ilgilendiren bir hususu değerlendirerek karar almasına yönetim, karar uyarınca üçüncü kişilerle şirket adına iş ve işlemler yapılmasına temsil denilmektedir1. Yönetim ortaklığın daha çok iç işleyişini konu edinmekte iken temsil dış ilişkisine yönelik hususları ifade eder2. Yönetim kurulu aldığı kararlarla ortaklığın iradesini oluşturmakta ve akabinde temsil yetkisi ile kararları icra etmektedir3. Yönetim kurulu kanuni temsil organı olduğundan yapmış olduğu iş ve işlemler ortaklık tüzel kişiliğini bağlamaktadır4.

YÖNETİM VE TEMSİL YETKİSİNİN DEVRİ ARASINDAKİ İLİŞKİ

Ortaklığın yasal temsil organı olan yönetim kurulu5 kural olarak ortaklığın üçüncü kişilerle yaptığı iş ve işlemlerde ortaklık adına bizzat hareket eder6. Ancak ticari hayatın ülke sınırlarından çıkarak uluslararası niteliğe kavuşan hız ve dinamizmi karşısında, yönetim kurulunun işlerin olağan akışı ve günlük faaliyetler hakkında devamlı bilgi sahibi olabilmesi, gerekli işlemleri süratli ve etkin bir şekilde yerine getirebilmesi gittikçe zorlaşmaktadır. Bu nedenle günümüzde idare ve temsil yetkisinin bizzat yönetim kurulu tarafından yerine getirildiği şirket sayısı gittikçe azalmaktadır. Bu ihtiyaç sonucu uygulamada, anonim şirketlerin klasik genel kurul, yönetim kurulu ve denetçilerden oluşan üçlü örgütlenmesine temsil yetkisinin devredildiği kişi veya kişilerde eklenmiş ve TTK md. 370/2 hükmü ile “yönetim kurulu temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebileceği” belirtilmiştir.

TTK’da yapılan düzenleme ile eski kanundan farklı olarak yönetim ve temsil yetkilerinin devri ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Bu nedenle yönetim yetkilerinin devredilmesinin temsil yetkisinin devredildiği anlamına gelmeyeceği açıktır. Ancak yönetimsel kararların icrası için temsil yetkisine ihtiyaç duyulduğundan, olması gereken hukuk bakımından yönetim yetkisinin devrinin aksi öngörülmedikçe temsil yetkisini de içermesi gerektiği ileri sürülmüştür. Bu görüşe göre, BK md. 504/2 uyarınca vekalet, işlerin yapılması için zorunlu olan hukuki işlemlerin yapılması yetkisini de bünyesinde barındırdığından, amaca uygun olan yetkilerin birlikte devredilmesidir7. Yönetim şirketin iç işleyişine yönelikken, temsil şirketin üçüncü kişilerle yaptığı işlemlerle ilgili olan tamamen farklı bir fonksiyondur. Ayrıca yönetim ve temsil yetkilerinin devrine ilişkin kararların ve iç yönergelerin tescil zorunluluğuna ilişkin farklar söz konusudur. Bu nedenle her iki yetkinin birlikte devredilmesinin zorunlu kılınmasının faydalı olacağı kanaatinde değilim. Kaldı ki yönetim kurulu tarafından her iki yetkinin de devredilmesinin istenmesi halinde, buna engel bir hüküm zaten mevcut değildir.

Temsil Yetkisi Devrinin Şartları

Ana Sözleşmede Devre Olanak Tanıyan Madde Bulunması

TTK md. 370/1 uyarınca “Esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya YK tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisi çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna aittir”. Hükümde yönetim yetkisinin devrinde olduğu gibi açıkça esas sözleşmede devre izin verilmesi zorunluluğundan bahsedilmemiştir.

Tekinalp temsil yetkisinin devrine ilişkin TTK md. 370 hükmünün yönetim yetkisinin devrine ilişkin 367. Madde ile birlikte ele alınarak değerlendirilmesi ve bu doğrultuda esas sözleşmede hüküm bulunması halinde ve iç yönetmelik bağlamında temsil yetkisinin devredilebileceğini belirtmiştir9.

Karşı görüşte olan Pulaşlı, esas sözleşmede hüküm bulunması şartı aranmaksızın temsil yetkisinin murahhasa veya dışarıdan atanan müdürlere devredilebileceğini belirtmekte, TTK md. 375’te yer alan ve icra organı müdür olarak kabul ettiği müdürlere ise ancak esas sözleşmede veya iç yönergede hüküm bulunmak kaydıyla temsil yetkisi devredilebileceğini ileri sürmektedir10.

Kırca ise TTK md. 370/1’de yer alan “esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe“ ibaresini çift imza kuralı ile sınırlı olarak yorumlamakta ve mülga hüküm olan TTK md. 319’da esas sözleşmede hüküm bulunması şartının açıkça belirtilmişken yeni kanunda belirtilmediğini belirtmektedir. Buna ilaveten esas sözleşmede hüküm bulunması şartının aranması halinde, TTK md. 375/1-d hükmü uyarınca yönetim kurulunun devredilemez yetkilerinden biri olan imza yetkisine haiz bulunanların atanması yetkisinin genel kurulun onayına tabi tutulması anlamına geleceğini belirtmiştir11.

Kanaatimizce TTK md. 370/1 hükmü tartışmaya mahal bırakmayacak kadar açıktır. Hükümde aksi öngörülebilir bir düzenleme ihdas edilerek, temsil yetkisinin kural olarak YK’nın uhdesinde yer aldığı belirtilmiştir. Temsil görev ve yetkisinin yönetim kurulu dışındaki kişi veya kişilere devredilmesi de açıkça hükmün aksinin öngörülmesi anlamına geleceğinden, aynı maddede yer alan şartlara uyulmaması işlemi geçersiz kılacaktır. Bu nedenle ana sözleşmede temsil yetkisinin devrine olanak tanıyan bir madde bulunmaksızın temsil yetkisinin devri mümkün değildir.

Yönetim Kurulu Üyelerinden Birinin Temsil Yetkisinin Devam Etmesi

 

Temsil yetkisinin YK üyelerine ya da üçüncü kişilere devredilebilmesi mümkündür. Ancak temsil yetkisi devredilirken TTK md. 370/2 uyarınca asgari bir YK üyesinin temsil yetkisinin devam etmesi zorunluluktur. Yönetimin devri bakımından böyle bir kısıtlama olmadığından YK devredilemez nitelikte olanlar dışındaki bütün yönetim yetkilerinin üçüncü kişilere veya organlara bırakabilmektedir.

Günümüzde bir ihtiyaca cevap verip vermediğinin tartışılması gereken bu hükümle kanun koyucu, temsil yetkisinin yalnızca kurul dışındaki şahıslara devredilmesini geçersiz kılmıştır. Yönetim kurulunun kendi içinde belirleyeceği üyeye herhangi bir sınırlamaya tabi tutulmaksızın, müdürle birlikte hareket zorunluluğu getirilmeyen bir temsil yetkisi verilmesi gerektiği ifade edilmektedir13.

Yönetim kurulu üyelerinden hiçbirinin temsil yetkisine haiz olmayacağı şekilde bir yetki devrinin ticaret siciline tescil edilmesinin talep edilmesi halinde sicil müdürü talebi reddetmelidir. Buna rağmen tescil gerçekleşmişse 33. Maddede öngörülen tescile davet kurumunun işletilmesi suretiyle yönetim kurulunun bir üyesine temsil yetkisi verilmesi, aksi takdirde temsile yetkili kişilerle ilgili kayıtların silineceği hususunun ihtar edilmesi gerekir14.

Sınırlı Yetkili Temsilci Tayini Halinde İç Yönerge Düzenlenmesi

Temsil yetkisinin devrinde yönetim yetkisinin devrinden farklı olarak iç yönerge hazırlanması zorunluluğu bulunmamaktadır. Kural bu olmakla birlikte sınırlı yetkili temsilci tayin edilebilmesi için iç yönerge düzenlenmesi gerekmektedir. Ayrıca bu yönerge içerisine konulacak hükümle sınırlı yetkili temsilcinin görev ve yetkilerinin düzenleme altına alınması gerekmektedir (TTK md. 371/7).

TTK 371/3 hükmü uyarınca temsil yetkisinin yalnızca merkezin veya bir şubenin işlerine özgülenmesi veya birlikte kullanılmasına yönelik sınırlamalar geçerlidir. Bir başka deyişle temsil yetkisine konu ve miktar bakımından getirilen sınırlamalar geçersiz kabul edilmekteydi. TTK md. 371’in son fıkrasına eklenen hükümle, sınırlı yetkili temsilci tayini halinde temsil yetkisine getirilen her türlü sınırlamaların üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi mümkün hale gelmiştir. Bunun için TTK md. 367 kapsamında iç yönerge düzenlenerek sınırlı yetkili temsilcilerin görev ve yetki sınırlarının belirlenmesi ve iç yönergenin tescil ve ilan edilmesi gerekmektedir15.

İç yönergelerde genel itibariyle şirket birimlerinin yetkileri ile birbirleriyle olan ilişkilerini düzenlemektedir. Ancak bu şekilde bir hüküm getirilmeseydi dahi iç yönergelerin mahiyeti gereği sınırlı yetkili temsilcilere yer verilmesi gerekirdi. Ancak yalnızca sınırlı yetkili temsilci tayinine ilişkin hüküm eklendiği için, şirketin iç işleyişine ilişkin düzenlemeler getiren iç yönergenin tescil ve ilanının zorunlu hale getirilmesi yerinde olmamıştır16.

Yararlanılan Kaynaklar

1 Poroy/Tekinalp/ Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku I, 13. Baskı, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2014, s. 159

2 Günay Yavuz Selim, Anonim Şirketlerin Temsil Esasları ve Temsil Yetkisinin Devri, Yüksek Lisans Tezi Özel Hukuk Anabilim Dalı, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara 2015, s. 7

3 Öztuna Sopacı, Birgül, Yönetici Sorumluluk Sigortası, İstanbul 2015, s.46.

4 Aydın, Alihan Anonim Ortaklık Yönetim Kurulunun Temsil Yetkisinin Sınırları ve Temsil Yetkisinin/Gücünün Kötüye Kullanılması Sorunu, Batider, Mart 2014, C.XXX, S.1, s.129

5 Sezgin, Ayşegül, Yönetim Kurulu Üyesi İle Anonim Ortaklık Tüzel Kişisi Arasındaki İlişkinin Hukuki Niteliği, Mehmet Somer’in Anısına Armağan, İstanbul 2006, s.365

6 İmregün Oğuz, Anonim Ortaklıklarda Yönetim Kurulu Toplantı ve Karar Yetersayıları ve Yönetim Kurulu Kararlarına Karşı Başvuru Yolları, 2001, s. 87

7 Kırca, s. 594 .

8 Akbulak Yavuz, Anonim Şirketlerde Temsil Yetkisi ve Bu Yetkinin Devri, İstanbul Barosu Dergisi, Sayı 4 – Temmuz 2016, s. 314; Homburger, Art. 716a, Rn. 590 ff.

9 Tekinalp, Tek Kişilik Ortaklık, Nr. 12-75, Aynı görüşte Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Nr. 540

10 Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi, 2015, C.1, Nr. 654

11 Kırca/Çelik/Manavgat, s. 618

12 Akdağ Güney, s.109

13 İmregün, , s. 222; Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku Nr. 540; Bürgi: Zürcher Kommentar, Art. 717 Nr. 11

14 Kırca/Çelik/Manavgat, s. 618

15 Tekinalp, s. 261.

16 Aynı görüşte Akdağ Güney, s. 127

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir