0216 387 0 388

EVLİLİĞİN İPTALİ

nikah iptali

 

Evliliğin iptali davası ile usulüne uygun olarak gerçekleştirilmemiş olan evliliğin geçersiz olduğu iddia edilir. Evliliğin iptaline karar verilmesi halinde evlilik son bulur. Türk Medeni Kanunu’nda evliliğin iptal edilmesine ilişkin durumlar sayılmıştır. Kanunda olmayan şartlara dayanarak evliliğin iptali davası açılamaz.

Evliliğin İptali Davası Şartları

Evliliğini iptali davası açılabilmesi için resmi memur tarafından kıyılmış ancak kanuni geçersizlik sebeplerinden birine haiz olan bir evlilik olmalıdır. Evlilik nisbi veya mutlak butlanla geçersiz olabilir. Türk Medeni Kanunu’na nisbi ve mutlak sebepleri sayılmıştır.

Türk Medeni Kanunu 145. maddede sayılan mutlak butlan sebepleri şunlardır:

  • Eşlerden birinin evlenme sırasında evli bulunması,
  • Eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması,
  • Eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunması,
  • Eşler arasında evlenmeye engel olacak derecede hısımlığın bulunması.

Evlenme sırasında geçici bir sebeple eşin ayırt etme gücünden yoksun olması, korkutma, yanılma veya aldatma (hile) ile eşlerden birinin iradesinin etkilenmesi nisbi butlan sebebidir.

Evliliğin İptali Davası Kim Tarafından Açılabilir?

Mutlak butlan sebeplerinden birinin var olması halinde cumhuriyet savcısı, ilgiler ve eşler tarafından evliliğin iptali davası açılabilir. Geçici bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olan eş veya iradesi korkutma, yanılma veya aldatma (hile) ile etkilenen eş veya yasal temsilci tarafından nisbi butlan sebebiyle evliliğin iptali davası açılabilir. Ayrıca taraflar avukat aracılığıyla da evliliğin iptali davası açabilir.

Evliliğin İptali ile Boşanmanın Farkı Nedir?

Evliliğin iptali davası ile geçersiz olan yada daha sonra herhangi bir sebeple geçersiz hale gelen evlilik iptal edilir. Boşanma davası ile hukuken geçerli bir evliliğin kanunda yazılı şartların gerçekleşmesi halinde veya tarafların ortak iradesi ile sona erdirilmesi söz konusudur.

Evliliğin İptali Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme ve Dava Açma Süresi

Söz konusu davada görevli mahkeme aile mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise davanın eşlerden biri tarafından açılacaksa, eşler halen bir arada yaşıyorsa birlikte oturdukları yer mahkemesi, eşlerin yerleşim yeri ayrıysa davacı eş davayı kendi yerleşim yeri mahkemesinde, diğer eşin yerleşim yeri mahkemesinde ya da davadan önce son altı aydır beraber oturdukları yer mahkemedir. Savcı, yasal temsilci ya da ilgilenenlerin açacağı davalarda yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesidir.

Evliliğin nispi butlan sebeplerine dayandırılarak iptali davasını açma hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak altı ay ve her hâlde evlenmenin üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Bu süre hak düşürücü süre niteliğindedir.

Ancak Medeni Kanun evliliğin mutlak butlan sebeplerine dayandırılarak iptali davası açabilmek için herhangi bir hak düşürücü süre öngörmemiştir. Bu bağlamda evliliğin her aşamasında evliliğin iptal davası açılabilir.

Bazı hallerde evlilik sona ermiş olsa bile (ölüm) mutlak butlan davası ilgililer tarafından açılabilir.

Nafaka Veya Tazminat İstenebilir mi?

Taraflar arasındaki evlilik ister nispi butlan sebebiyle isterse mutlak butlan sebebiyle geçersiz olsun evlilikleri müddetçe edindikleri mallar adına mal rejimi tasfiyesine yönelik dava açılabilir. Ayrıca birlikte taraflar arasındaki geçersiz evlilikten doğan tazminat, nafaka ve velayet meselelerine ilişkin her türlü istemde boşanma davasındaki hükümler uygulanacaktır. Bunun yanı sıra evliliğin iptali davası ile evlilik sona erdikten sonra üç yüz gün içerisinde hamile kalınmış veya doğum gerçekleşmişse bu evlilikten olduğu kabul edilecektir. Dolayısıyla velayet, nafaka gibi hususlarda boşanmaya örnek hükümler uygulanacaktır.

İptal yönünde karar verilmesi halinde, bekleme süresinde de boşanmaya ilişkin hükümler uygulanacaktır. Bu sebeple kadın, mahkemenin kararından itibaren üç yüz gün içerisinde, başka biriyle evlenemeyecektir. Karar ile kayın hısımlığı son bulmayacaktır. Kayın hısımlığına ilişkin evlenme yasağı, evlilik iptal edilse dahi geçerli olacaktır.

Dava Açan Eşin Ölmesi

Evliliğin geçersizliğini talep eden davacının, dava devam ederken ölümü halinde bu davayı devam ettirme hakkı mirasçılara geçmemektedir. Ancak davanın sonucunda davalı olan eşin evlenme sırasında korkutma, aldatma ya da yanılma hali ile iyi niyetli olmadığı tespit edilir ise davacının yasal mirasçısı olamayacaktır.

Kötü niyetli olduğunu ispatlamak ölen kişinin mirasçılarına kalmıştır. Bu sebeple miras durumunda, gerekli işlemler yapılarak yasal mirasçısı olmadığı ve miras hakkı olmadığı belirtilmelidir. Ancak bu durum ispatlanamazsa sağ kalan eş, yasal mirasçı sıfatında kalacaktır. Buna ilişkin Yargıtay kararı aşağıda paylaşılmıştır.

Evliliğin İptalini Gerektirmeyen Eksikliler Nelerdir?

  1. Kadının bekleme (iddet) süresinden önce evlenmesi
  2. Belsoğukluğu, cüzzama, yumuşak çıban, marazi akliye müptela gibi hastalıklara sahip olanların evlenmesi halinde evliliğin iptali hükümleri uygulanmayacaktır.
  3. Nikah memurun önünde yapılan fakat diğer evlilik merasimlerine uyulmaması durumunda evliliğin iptali davası açmak için bir sebep bulunmamaktadır.

Eşlerden Birinin Katlanamayacağı Bir Durumda Yanılması

Medeni Kanuna göre eşinde bulunmaması onunla birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez bir duruma sokacak derecede önemli bir nitelikte yanılarak evlenmişse, yanılan kişi evliliğin iptali davası açabileceğine dair düzenleme vardır. Yine Medeni Kanun’da davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalık kendisinden gizlenmişse dava açılabileceği düzenlenmektedir.

Evliliğin İptali Davası İle İlgili Yargıtay Kararları

Türk Medeni Kanunu 145. maddede sayılan mutlak butlan sebepleri şunlardır:, davalı …’ın evlilik tarihinde sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun bulunduğunu ileri sürerek evliliğin mutlak butlan ile batıl olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne dair karar verilmiştir. Anılan karara karşı davalı … tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, istinaf incelemesi yapan bölge adliye mahkemesince, evliliğin ölüm ile sona erdiğinden ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, evliliğin iptali ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına, kadının kötü niyeti kanıtlanmadığından sağ kalan eşin evlenme ile kazandığı kişisel durumun korunmasına karar verilmiştir. (Yargıtay 2.Hukuk Dairesi 2020/2414 E., 2020/3389 K. ve 29.06.2020 tarihli ilam)

Davacı – davalı erkek dava dilekçesinde, eşinin şizofreni hastası olduğunu, kendisi veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bu hastalığın kendisinden gizlenerek evliliğin gerçekleştiğini, aldatıldığını beyan ederek nisbi butlan sebebi ile evliliğin iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı – davalı kadın da birleşen dava ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma talep etmiştir. Mahkemece asıl dava ve birleşen davanın kabulü ile Türk Medeni Kanunu’nun 145/3. maddesi gereğince tarafların evliliklerinin mutlak butlan sebebi ile iptaline karar verilmiştir.(Yargıtay 2.Hukuk Dairesi 2017/55989 E., 2018/12811 K. ve 12.11.2018 tarihli ilam)

Evliliğin İptali Davasının Sonuçları

İptal edilen bir evlilikten doğan çocuklar, anne ve baba iyi niyetli olmasalar bile evlilik içinde doğmuş sayılır. Evlenirken iyiniyetli bulunan eş ise bu evlenme ile kazanmış olduğu kişisel durumunu korur. Çocuklar ile ana ve baba arasındaki ilişkiye, eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi, tazminat, nafaka ve soyadı hakkında boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır. Evliliğin iptali davası ile ilgili boşanma avukatımızdan bilgi almak için Boşanma Avukatı sayfasına tıklayabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir